Eski Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkan Yardımcısı Ramazan Başak, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) 17 Eylül'de 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar vermesiyle başlayan geniş çaplı fon soruşturmasına ilişkin açıklamalarda bulundu. T24’ten Cansu Çamlıbel’e konuşan Başak, savcılığın 2024 yılından başlattığı soruşturmanın miladının 2021 yılı olması gerektiğini, gelinen noktadaki en büyük kurumsal sorumluluğun ise SPK’ya ait olduğunu savundu.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2021 yılında Kasım Garipoğlu’nun lisanssız faaliyet gösteren GKFX şirketi hakkında hazırladığı iddianameyi hatırlatan Başak; Tera Yatırım, Asko ve Venbey gibi şirketlerle GKFX arasında çanta ve valizlerle taşınan yaklaşık 350 milyon dolarlık şüpheli bir para trafiğinin o dönem tespit edildiğini ancak üzerine gidilmediğini öne sürdü.

"350 milyon dolarlık para trafiği ve kapalı fonun miladı 2021'dir"

Kasım Garipoğlu’nun yöneticileri hakkında 30 milyon dolarının çalındığı iddiasıyla yaptığı şikâyet üzerine savcılığın şüpheli para hareketlerini gördüğünü belirten Başak, şu ifadeleri kullandı:

"Kasım Garipoğlu bir gün savcılığa başvurup şirketinin üst düzey yöneticilerinin kendisinden 30 milyon dolar çaldığını söylüyor. Savcılık da bu paranın çalınıp çalınmadığını araştırmak üzere soruşturma başlatıyor. Doğal olarak paranın kaynağına, GKFX’e kimlerin para getirip götürdüğüne bakılıyor. Bu soruşturma sırasında Tera Yatırım, Asko ve Venbey gibi şirketlerle GKFX arasında çanta ve valizlerle gerçekleştirilen yaklaşık 350 milyon dolarlık para trafiği ortaya çıkıyor. Bu paralar nereden geldi? Kimler getirdi, kimler götürdü? Kaynağı neydi? Savcılığın hazırladığı iddianame paranın çalınıp çalınmadığı meselesiyle sınırlı kaldı. Aynı yıl Emre Tezmen’in 12 kişilik bir grupla kapalı bir fon oluşturduğunu görüyoruz. Bu iki olayı yan yana koyduğunuzda aralarındaki olası bağlantı dikkatinizi çekiyor. Savcılık bugün incelemeyi 2024’ten başlatıyor. Ben ise 2021’den başlanması gerektiğini söylüyorum."

"Şikâyet ettiğim kişinin başvurusuyla iki kez gözaltına alındım"

Borsadaki manipülasyon ve para aklama şüphelerini resmi makamlara bildirdikten sonra baskı gördüğünü aktaran Başak, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen’in şikâyeti üzerine iki kez gözaltına alındığını ve adli kontrol uygulandığını anlattı:

"Haziran 2025’te Vergi Denetim Kurulu’na, ardından CİMER üzerinden MASAK ve SPK’ya başvurdum. 5 Ocak 2026’da ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na kapsamlı bir dosya sundum. Buna karşılık şikâyet ettiğim kişinin başvurusu üzerine iki kez gözaltına alındım. Gece gözaltına alıp sabaha kadar nezarethanede tutmak, beton üzerinde yatırmak ne demek? Bize gözdağı vermek yerine şikâyetlerimiz ve uyarılarımız dikkate alınsaydı; bu kişileri gözaltına almayı bırakın, hiç olmazsa çağırıp ifadeleri alınsaydı; bütün bu uyarılara ve iddianamelere rağmen gerekli izinler verilmeseydi, Türkiye bugün sermaye piyasası tarihinin en büyük mağduriyetlerinden birini yaşamak zorunda kalmazdı. İkinci gözaltımda bana 'halkı yanıltıcı bilgi' suçlaması yöneltildi. Şenol Babuşçu’nun Takasbank verisine dayanan paylaşımını aktarmıştım. Bu muamelenin hukuk çerçevesinde peşini bırakmayacağım."

"SPK içeriden öğrenenlerin ticaretini bir saatte ortaya çıkarabilir"

AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa eden Fatma Betül Sayan Kaya'nın durumuna da değinen Başak, haksız kazançların tahsil edilmesi gerektiğini ve benzer çok sayıda ismin bulunduğunu savundu:

Borsa İstanbul BIST 100 haftaya kayıpla başladı: Bankacılık ve holding endeksleri geriledi- 28 Eylül 2026
Borsa İstanbul BIST 100 haftaya kayıpla başladı: Bankacılık ve holding endeksleri geriledi- 28 Eylül 2026
İçeriği Görüntüle

"Sadece bir kişiden nereden baksanız yaklaşık 2 milyar liralık bir kaynak elde ediliyor. Bu 2 milyar lira binlerce küçük yatırımcının kaybını karşılayabilir. Amaç Hazine kaynaklarına başvurmadan insanların anaparasını kurtarmak olmalı. SPK, Fatma Betül Sayan Kaya gibi parasını alıp gidenlerin kimler olduğunu, benzer yüzlerce kişiyi, hatta binlerce kişiyi bir saat içerisinde ortaya çıkarabilir. 'Fatma Betül Sayan Kaya'lar çok' derken yüzde 99,9 olasılıkla söylüyorum. Bürokrasi, siyaset ve yargı içinden bu yapı çok güçlü seviyelerden destek görmemiş olsaydı, Türkiye’nin 45 yıllık sermaye piyasası tarihindeki en büyük tahribatı ve en yüksek mağdur sayısını yaratamazdı. Hem yargıda hem siyasette hem bürokraside Fatma Betül Sayan Kaya'lar çok."

"SPK yönetimi görevden affını istemeli"

Gelinen noktada birincil kurumsal sorumluluğun SPK'da olduğunu vurgulayan Başak, kurul yönetiminin istifa etmesi gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

"Ben SPK yönetiminin yerinde olsam kesinlikle görevden affımı isterdim. Çünkü ortada çok ağır bir tahribat var. Başta SPK Kurul üyeleri ve SPK üst yönetimi istifa etmeli. Cumhuriyet tarihinin en önemli tahribatlarından birini yaratan; ekonomik, siyasi ve sosyal açıdan çok büyük sonuçlar doğurabilecek bir olaydan söz ediyoruz. Burada ihmali bulunan insanların doğal olarak sorumluluk üstlenmesi gerekir."

Kaynak: Haber Merkezi