ürkiye Madenciler Derneği (TMD) Başkanı Mehmet Yılmaz, son dönemde sermaye piyasasında yaşanan yüksek getirili fon sarsıntılarının ardından bireysel yatırımcılara kritik uyarılarda bulundu. Rize’de düzenlenen 4. Maden Arama Kurtarma Yarışması kapsamında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yılmaz; altın fonları, küresel jeopolitik riskler, altın üretim maliyetleri ve döviz kuru beklentilerine dair dikkat çekici analizler paylaştı.

Yatırımcılara fon yerine fiziki altın ya da bankadaki altın mevduat hesaplarını öneren Yılmaz, ons altının yıl sonuna kadar 4.500–5.000 dolar bandını test edebileceğini ve 2027 yılında altının önünün açık olduğunu ifade etti.

"Fonun arkasında kimin olduğu önemli: Ya banka hesabı ya fiziki altın"

Sermaye piyasalarında fon kaynaklı yaşanan mağduriyetlere dikkat çeken Mehmet Yılmaz, tasarruf sahiplerinin güvenli liman tercihinde seçici olması gerektiğini belirtti:

"Param varsa ya bankada değerlendiririm ya da fiziki altına yatırırım. Başka güvenli bir seçenek görünmüyor. Belki gayrimenkul alırsınız ama onu da 10-15 yıl elinizde tutmanız gerekir. Kısa vadeli yatırımların çok tehlikeli olduğunu vurgulamak isterim. Altın fonlarına gelince; o fonu kimin yönettiği ve arkasında kimin olduğu büyük önem taşıyor. Bu nedenle ya bankadaki altın hesabı tercih edilmeli ya da fiziki altın alınmalı. Türkiye’de altından zarar etmek çok kolay değildir, en kötü ihtimalle bir süre yerinde sayar. Bir veya iki ay gibi kısa vadeler zaten risk içerir; bu durumda sermayenizi riske atmış olursunuz."

Yılmaz, geleneksel yatırım bilincine vurgu yaparak, "Anneannem 'Oğlum altın al, başka da bir şey demiyorum' derdi. Bunu ben de söylüyorum; eskilerin en iyi bildiği şeydir, altın her zaman güvenli limandır" ifadelerini kullandı.

"Ons altında dip seviye 3 bin dolar, yıl sonunda 5 bin dolar görülebilir"

Altında 1987–1988 yıllarında 250 dolar seviyesinden başlayan tarihî bir rallinin sürdüğünü ve mevcut durumda ons fiyatının 4.300–4.400 dolar aralığında seyrettiğini hatırlatan Yılmaz, temel göstergeleri şu sözlerle değerlendirdi:

"Her dönem 'ha düştü ha düşecek' denir. Ancak iki temel parametreye bakmak gerek: Birincisi Amerikan ekonomisi, ikincisi jeopolitik gelişmeler. Dünyanın her yeri karmakarışık; aşırı sağ yükselişte, belirsizlikler artıyor. Şu an dünyada altının ortalama üretim maliyeti 2.300 ile 2.400 dolar aralığında. Bunun üzerine 500-600 dolar kâr marjı eklerseniz dip seviyesi yaklaşık 3.000 dolar olur. En kötü senaryoda bile fiyatın bu seviyenin çok altına inmesi mümkün değildir. Oraya inse dahi dolar kurunun artacağını hesaba katmalısınız. Altının onsu yıl sonuna dek 4.500–5.000 dolar aralığını görebilir; 4.500 kritik direnç aşılırsa yukarılar test edilir. 2027'de altının önü açık görünüyor."

"Gram altında fatura güvencedir"

Bireysel birikimlerde kayıtlılığın önemine değinen TMD Başkanı, özellikle gram altın alımlarında fatura talep edilmesi gerektiğinin altını çizdi:

"Takıdan değil, gram altınlardan bahsediyorum. Evimde veya elimde bulunan gram altınların tamamının faturalı olmasına dikkat ediyorum. Fatura iki açıdan önemli: Birincisi kalite garantisidir. İkincisi, yarın bir gün 'Bunu nereden buldun?' dendiğinde 'Bu parayı verip bu faturayla aldım' diyebilmenizi sağlar."

"Dolar kuru en iıimser 60-65 TL olmalı"

Türkiye'de gram altın fiyatının hem ons değerine hem de döviz kuruna bağlı olduğuna işaret eden Yılmaz, dış ticaret açığı ve ithalat baskısına değinerek kur değerlendirmesinde bulundu:

Prof. Dr. Aziz Konukman: “Orta Vadeli Program'da halkın adı yok”
Prof. Dr. Aziz Konukman: “Orta Vadeli Program'da halkın adı yok”
İçeriği Görüntüle

"Türkiye’de altın fiyatını belirleyen iki unsur var: Ons altın ve dolar kuru. Normalde biri düşerken diğeri yükselir ama Türkiye’de ekonomik dinamikler farklı işlediği için ikisinin aynı anda yükseldiği dönemler sıklaştı. Temel sebebi dış ticaret açığı ve madencilik ürünleri ithalatıdır. Dolar kurunun en iyimser 60-65 TL olması gerekir. Dışarıdaki ons hareketinin yanına bu kuru koyduğunuzda tablo tamamen değişir."

Kaynak: ANKA Haber Ajansı