Eski TBMM Başkanı ve eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, gazetecilere yönelik yargı süreçleri ve basın özgürlüğüne ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Ev hapsinde bulunan gazeteci İsmail Saymaz’ın durumuna dikkat çeken Arınç, gazetecilerin görevlerini özgürce yapabilmesi gerektiğini vurguladı.

Saymaz’ın bir televizyon programına evinden katıldığı görüntüleri “trajik” olarak nitelendiren Arınç, mevcut uygulamanın kendisini üzdüğünü ve utandırdığını ifade etti.

Bülent Arınç’tan İsmail Saymaz’ın ev hapsine tepki

İsmail Saymaz’ın adli kontrol kapsamında evinden çıkamadığını belirten Arınç, gazetecinin televizyon programlarına katılmayı ve gazetesine yazı göndermeyi sürdürdüğünü hatırlattı.

Çankaya’da 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı takvimi belli oldu
Çankaya’da 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı takvimi belli oldu
İçeriği Görüntüle

Saymaz’ın durumunu eleştiren Arınç, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bu görüntü trajiktir: Yıllardır fikirleriyle objektif bir yazar ve gazeteci olan İsmail Saymaz, adli kontrol şartıyla evinden dışarı çıkamamaktadır.”

Arınç, Saymaz’ın elektronik kelepçeyle evinden çıkamadığını ancak yayınlara katılarak görüşlerini aktarabildiğini belirterek, “Bu durum beni gerçekten üzüyor ve utandırıyor” dedi.

“Bereket ki ağzı bantlanmamış”

Arınç, açıklamasında Saymaz’ın ev hapsinde olmasına ilişkin dikkat çeken bir benzetme de yaptı. Gazetecinin televizyon programlarına katılabilmesini ve yazılarını göndermeyi sürdürmesini hatırlatan Arınç, şu ifadeleri kullandı:

“Bu görüntü aynı zamanda komiktir; Sayın Saymaz ayaklarına takılan kelepçe yüzünden evinden dışarı çıkamıyor ancak bereket ki ağzı bantlanmamış, televizyona bağlanıp konuşabiliyor ve gazetesine yazılarını gönderebiliyor.”

Arınç, yaşanan durumu Nasrettin Hoca’nın türbesine benzeterek, “Bu hâliyle Nasrettin Hoca'nın türbesi gibi dört tarafı açık ama kapısında büyük bir kilit var” dedi.

Arınç’tan basın özgürlüğü çağrısı

Gazetecilerin siyasi görüşlerinden bağımsız olarak görevlerini özgürce yapabilmesi gerektiğini belirten Arınç, toplumun farklı görüşleri temsil eden gazetecilerin doğru ve dürüst haberciliğine ihtiyaç duyduğunu ifade etti.

Arınç, açıklamasında şu değerlendirmede bulundu:

“Gazeteciler görevlerini yaparken özgür, basın ise tam anlamıyla hür olmalıdır. İktidarı desteklesin ya da muhalif olsun, toplum olarak bizlerin her görüşten gazetecinin doğru ve dürüst haberciliğine ihtiyacı vardır.”

Yurttaşların haber alma özgürlüğünün kısıtlanmasına karşı çıkan Arınç, basın özgürlüğünün ifade özgürlüğüyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı.

Erdoğan’ın “soran, sorgulayan, eleştiren” sözlerini hatırlattı

Bülent Arınç, açıklamasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AKP grup toplantısında kullandığı sözleri de hatırlattı.

Erdoğan’ın, “Ne mutlu ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var” ifadesine atıfta bulunan Arınç, bu yaklaşımın gazetecilerin eleştirileri, araştırmaları ve haberleri için de geçerli olması gerektiğini belirtti.

Arınç, gazetecilerin haber ve yorumlarının anlayışla karşılanması gerektiğini ifade ederek basın özgürlüğü çağrısını yineledi.

Arınç, geçmişte gazetecilere yönelik yargı süreçlerini de hatırlattı

2009-2016 yılları arasında başbakan yardımcılığı görevini yürüttüğü dönemde medya kuruluşlarıyla ilişkilerden sorumlu olduğunu belirten Arınç, o dönemde basın özgürlüğünü geniş yorumlamaya çalıştıklarını söyledi.

Arınç, Ergenekon sürecinde gazeteciler Nedim Şener ve Mustafa Balbay ile akademisyen Mehmet Haberal’a destek verdiğini de hatırlattı.

Basın özgürlüğünün esas alınması gerektiğini belirten Arınç, eleştiri ile hakaret arasındaki ayrımın, haberlerin doğruluğunun ve gazetecilik etiğinin gözetilmesinin önemine dikkat çekti.

Kaynak: Haber merkezi