Washington merkezli uluslararası insan hakları kuruluşu Freedom House, 2025 yılı “İnternette Özgürlük Raporu”nu yayımladı.
Rapora göre Türkiye, “internetin özgür olmadığı ülkeler” arasında yer aldı. Raporda, Türk makamlarının talepleri doğrultusunda çok sayıda sosyal medya hesabının engellendiği veya askıya alındığı belirtildi.
Türkiye’de internet özgürlüğü 2024 yılındaki puanını korudu
Freedom House Türkiye raportörü ve Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi, Medya Özgürlüğü İzleme Sorumlusu Gürkan Özturan'ın hazırladığı rapora göre Türkiye, 2024 yılındaki puanını koruyarak 31 puan ile "internetin özgür olmadığı ülkeler" kategorisinde yer aldı. Raporda, 0 (sıfır) en az özgür anlamına gelirken, 100 en özgür anlamına geliyor.
Raporda, Mısır, Pakistan, Rusya, Türkiye ve Venezuela gibi internet özgürlüğünde son 15 yılda yaşanan küresel gerilemeden en ağır biçimde etkilenen ülkelerde hükümetlerin, iktidarlarına yönelik zorluklar karşısında çevrimiçi ortamdaki denetimlerini artırdığı belirtildi. Raporda, "Bu ülkelerdeki yetkililer, çevrimiçi içeriklere yönelik kısıtlamaları genişletti, elektronik iletişim üzerindeki gözetimi artırdı ve özellikle protestolar ve seçimler sırasında çevrimiçi olarak eleştirilerini dile getirenlere daha ağır cezalar uyguladı. Bu durum, otoriter rejimlerde iktidarın güvenliği için dijital baskının ne kadar önemli hale geldiğini ortaya koyuyor" tespiti yer aldı.
Seçim dönemlerinde çevrimiçi içeriklere yönelik kısıtlamaların arttığı vurgulandı
Freedom House, özellikle protestolar ve seçim dönemlerinde çevrimiçi içeriklere yönelik kısıtlamaların arttığını vurguladı. Raporda öne çıkan noktalar: 2013 Gezi Parkı protestoları sonrası sosyal medyanın kullanımının takip edilmesi ve çevrimiçi aktivistlerin cezalandırılması; 2024-2025 döneminde sosyal medya erişim kısıtlamaları ve platform engellemeleri ve 2025 yılında yürürlüğe giren Siber Güvenlik Yasası ile devletin kişisel verilere erişim ve çevrimiçi veri paylaşımı konusunda yeni yetkiler kazanması oldu
Freedom House Türkiye raportörü Gürkan Özturan, sosyal medyaya erişimin kitlesel eylemler sırasında kısıtlanmasının dijital ifade özgürlüğünü ciddi biçimde daralttığını belirtti. Özturan, dijital alanın baskı altında olmasının aynı zamanda dijital haklar mücadelesinin önemini gösterdiğine dikkat çekti.




