Gazeteciler Cemiyeti heyeti, Muğla’nın Menteşe ilçesinde gazeteciler, akademisyenler ve meslek yüksekokulu öğrencileriyle bir araya geldi. Etkinlik, Gazeteciler Cemiyeti ile Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti iş birliğinde düzenlendi.
“Bölgesel Eğitim ve Gazetecilik Buluşmaları” kapsamında dijital gazetecilik ve medya etiği başlıklarında eğitimler verilirken, ayrıca “Gazetecilik ve Türkiye’de gazeteci olmak” başlıklı bir söyleşi de yapıldı. Etkinlik boyunca gazeteciliğin değişen koşullarına dair bilgi ve deneyim paylaşımında bulunuldu.

Muğla’daki Menteşe Kültür Evi’nde düzenlenen etkinlik, Gazeteciler Cemiyeti’nin bölgesel eğitim programı kapsamında gerçekleştirildi. Türkiye’nin farklı illerinden gazetecileri, yerel yöneticileri ve akademisyenleri buluşturan programda, gazeteciliğin güncel sorunları, dijital çağda doğru habercilik ve mesleki dayanışma başlıkları öne çıktı.
Etkinliğin açılışında konuşan isimler arasında Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cem Kaytan, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Gökçe, Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras yer aldı.

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, uzun süredir sağlık gerekçeleriyle seyahat etmediğini ancak programa verdiği söz nedeniyle katıldığını belirtti. Bilgin, organizasyona katkı sunan Muğla Büyükşehir Belediyesi'ne, Menteşe Belediyesi’ne, Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti'ne, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi'ne ve farklı şehirlerden gelen gazetecilere teşekkür etti.
Programın devamında düzenlenecek panel ve eğitimlerde basının mevcut durumu ve sorunlarının alanında uzman isimler tarafından değerlendirileceğini ifade eden Bilgin, organizasyonun hazırlanmasında emeği geçen Cem Kaytan ve Zeynep Gürcanlı'ya da ayrıca teşekkür etti.
Bilgin: Dokunmak insanı insan yapan en önemli erdemdir
Konuşmasında mesleki sorunlardan ziyade kişisel deneyimlerine değinmek istediğini belirten Bilgin, 54 yıllık gazetecilik hayatında edindiği tecrübeleri paylaştı. İnsan ilişkilerinin önemine vurgu yapan Bilgin, “Dokunmak insanı insan yapan en önemli erdemlerden biridir. Hayatınız boyunca ne kadar çok insana dokunursanız, o kadar anlamlı bir yaşam sürersiniz” dedi.
İyiliğin çoğu zaman sessiz ve görünmeyen bir etki yarattığını dile getiren Bilgin, küçük bir davranışın bile insanların hayatında büyük değişimlere yol açabileceğini ifade etti.

“İyilik ve tevazudan zarar görmedim”
Meslek hayatı boyunca pek çok zorlukla karşılaştığını belirten Bilgin, buna rağmen iyilik ve tevazunun kendisine hiçbir zaman zarar vermediğini söyledi. İnsan ilişkilerinde yaşanan hayal kırıklıklarına da değinen Bilgin, ihanetin hayatın bir gerçeği olduğunu ancak bunun kişisel gelişimle ilişkili bir durum olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Bu ülkenin kıymetini bilmeliyiz”
Konuşmasının sonunda Türkiye’ye dair gözlemlerini paylaşan Bilgin, dünyanın birçok ülkesini gezdiğini ancak Anadolu’nun sahip olduğu kültürel çeşitliliğin eşsiz olduğunu söyledi. Farklı dinlerin, dillerin ve kültürlerin bir arada yaşadığı bu coğrafyanın değerinin bilinmesi gerektiğini vurgulayan Bilgin, Türkiye Cumhuriyeti’nin önemini vurgulayarak konuşmasını tamamladı.

Kaytan: Nazmi Başkan’dan çok şey öğrendik
Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin’in ardından söz alan Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cem Kaytan, Başkan Bilgin ile 2024'te tanıştıklarını belirterek, “O günden bugüne kendisiyle baba-oğul gibi bir ilişkimiz oldu. Ondan öğrendiğimiz çok şey var. Bugün de bizi kırmayarak buraya geldiği için kendisine çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Programa katılan yerel yöneticilere, akademisyenlere ve farklı şehirlerden gelen gazetecilere de teşekkür eden Kaytan, meslektaşlarına hitaben “İyi ki buradasınız, hepiniz hoş geldiniz” dedi.
Konuşmasında Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin’in sözlerinin ardından konuşmanın kendisi için zor olduğunu dile getiren Kaytan, “Nazmi Başkan’ın sözlerinin üzerine konuşmak kolay değil. Ancak kendisini Muğla’da ağırlamaktan büyük mutluluk duyduk” dedi.
Kaytan, Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti olarak etkinlikte meslek dayanışmasını güçlendirmeyi amaçladıklarını vurgulayarak, “Elimizden geldiğince meslek dayanışmasını göstermek istedik. Katılım sağlayan herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Gökçe: Dijital çağ bilgi kirliliğini de artırdı
Kaytan'ın ardından söz alan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Gökçe de dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Rektör adına katılımcıları selamlayarak konuşmasına başlayan Prof. Dr. Mustafa Gökçe, üniversite rektörünün şehir dışında olması nedeniyle programa katılamadığını belirtti. Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği organizasyonun önemine değinen Gökçe, dijitalleşmenin medya üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
Dijital çağın bilgiye erişimi hızlandırdığını ancak aynı zamanda bilgi kirliliğini de artırdığını ifade eden Gökçe, bu durumun gazeteciliğin sorumluluğunu daha da artırdığını vurguladı.
Nobel örneğiyle yanlış haberin etkisi
Konuşmasında basının etkisini anlatmak için tarihsel bir örnek paylaşan Gökçe, 1888 yılında Alfred Nobel hakkında çıkan yanlış ölüm haberine değindi. Fransız bir gazetecinin hatalı bilgiyle Nobel’in öldüğünü yazdığını hatırlatan Gökçe, “Gazetede ‘ölüm taciri öldü’ manşeti yer aldı. Bu haber Nobel’i derinden etkiledi ve mirasını değiştirerek Nobel Barış Ödülleri’nin temelini attı” dedi.
Gökçe, tek bir yanlış haberin bile dünya çapında etkiler yaratabildiğini belirterek, günümüzde sosyal medyada hızla yayılan yanlış bilgilerin benzer sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.
Programın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Gökçe, etkinliğin verimli geçmesi temennisinde bulunarak konuşmasını tamamladı.

Aras: Gazetecilik, demokrasinin vazgeçilmez gücü
Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras da konuşmasında organizasyonun Muğla’da düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Etkinliğe katkı sunan Cem Kaytan’a, Zeynep Gürcanlı’ya ve gazeteci cemiyetlerinin başkanlarına teşekkür eden Aras, genç katılımcıları Menteşe’de ağırlamaktan mutluluk duyduğunu söyledi. Aras, gazeteciliğin kamuoyunda “dördüncü kuvvet” olarak tanımlandığını hatırlattı. İlk üç erk gibi basının da ciddi bir yıpranma yaşadığına işaret eden Aras, özellikle hukuki düzenlemeler üzerinden gazetecilik mesleği üzerinde baskı hissedildiğini ifade etti.
Gazeteciliğin hem kamuoyunu doğru bilgilendirmek hem de kamu adına denetim yapmak gibi çok önemli bir işleve sahip olduğunu vurgulayan Aras, hızlı dijitalleşmeyle birlikte yanlış bilgilerin saniyeler içinde büyük kitlelere ulaşabildiğini söyledi. Kimi zaman bu içerikleri üreten kişilere ulaşmanın bile mümkün olmadığını belirten Aras, bu nedenle bunun gibi toplantıların etik habercilik adına son derece kıymetli olduğunu dile getirdi.
Muğla’nın tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapan kadim bir coğrafyanın önemli parçalarından biri olduğunu belirten Aras, fikir özgürlüğü ve demokrasi kültürünün bu topraklarda güçlü bir geçmişe sahip olduğunu söyledi. Aras, ilerleyen süreçte yalnızca bölgesel değil, ülke çapında daha geniş katılımlı toplantıların da Muğla’da yapılmasını temenni etti.

Aras: Basın baskı altına alındığında toplumun haber alma hakkı da zarar görüyor
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ise konuşmasında Muğla’nın gazetecilik açısından taşıdığı tarihi öneme dikkat çekti. Katılımcıları Yunus Nadi’nin doğduğu topraklarda ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirten Aras, Muğla’nın güçlü bir yerel basın geçmişine sahip olduğunu söyledi.
Yerel yönetimlerin vatandaşın gündelik yaşamına doğrudan temas eden ilk kurumlar olduğunu belirten Aras, yerel yönetim-basın ilişkisinin yalnızca dostluk ya da rutin iletişim çerçevesinde değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Bu ilişkinin güven, şeffaflık ve sağlıklı bilgi akışı temelinde kurulmasının önemine işaret etti.
Yerel yöneticilerin zaman zaman eleştirilere olgunlukla yaklaşmakta zorlanabildiğini belirten Aras, bunun kimi durumlarda bilgi akışının kesilmesine, iletişim kanallarının kapanmasına ve yalnızca olumlu haber beklentisine yol açabildiğini söyledi. Basınla ilişkinin yalnızca kriz anlarında değil, her zaman güvene dayalı biçimde sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.
“Basın taraf olmaya zorlanıyor”
Konuşmasında medya üzerindeki baskılara da değinen Aras, gazeteciliğin bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle yürütülmesi gerektiğini söyledi. Basının kamplaşmaya itildiğini, medya kuruluşlarının toplumsal ve siyasal gerilimler arasında sıkıştığını belirten Aras, bunun hem mesleki hem de etik açıdan ciddi sorunlar yarattığını ifade etti.
Bu baskıların sansürden dışlanmaya, hatta tutuklamalara kadar uzanabildiğini dile getiren Aras, basının baskı altına alınmasının yalnızca gazetecileri değil, toplumun tamamının haber alma hakkını etkilediğini söyledi.

Gazeteciler Cemiyeti'nin faaliyetleri ve projeleri
Gazeteciler Cemiyeti'nin Muğla etkinliği, Yönetim Kurulu üyesi Zeynep Gürcanlı'nın cemiyet faaliyetlerini ve yürüttüğü projeleri anlattığı sunumla devam etti.

"Gazetecilik ve Türkiye'de gazeteci olmak" paneli tutuklu meslektaşlara selamla başladı
Muğla’daki program kapsamında düzenlenen panel, moderatör Elif Doğan Şentürk’ün tutuklu gazeteciler Merdan Yanardağ, Alican Uludağ ve İsmail Arı’ya selam göndererek yaptığı açılışla başladı. Panelde gazeteciler Sedat Bozkurt, Ayşe Sayın ve Zeynel Lüle konuşmacı olarak yer aldı.

Bozkurt: Gazeteciliğin sınırlarını sermaye yapısı belirliyor
Panelde ilk değerlendirmelerden birini yapan gazeteci Sedat Bozkurt, Türkiye’de medya sahipliği ve sermaye yapısının gazeteciliğin niteliğini doğrudan etkilediğini söyledi.
Bozkurt, 12 Eylül döneminin gazetelerdeki sermaye ve sahiplik yapısını değiştirdiğini belirterek, “Biz yandaş basını o dönemde tartışmaya başladık. Bugün ise yandaşlığı da aşan bir mülkiyet yapısıyla karşı karşıyayız” dedi.
Gazeteciliğin en önemli meselelerinden birinin arkasındaki sermaye yapısı olduğunu vurgulayan Bozkurt, medya kuruluşlarının ekonomik ve siyasi bağlantılarının gazeteciliğin sınırlarını belirlediğini ifade etti.
“Türkiye’de temel mesele demokrasi sorunu”
Türkiye’de yaşanan birçok sorunun temelinde demokrasi sorunu bulunduğunu dile getiren Bozkurt, kamuoyunda en büyük sorun olarak ekonominin öne çıktığını ancak bunun da demokrasi meselesinden ayrı değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Demokratik bir toplumda halkın sağlıklı ve güvenilir bilgiye ulaşmasının büyük önem taşıdığını belirten Bozkurt, sürekli yönlendirilmiş ya da propaganda niteliği taşıyan bilgiye maruz kalan toplumların sandıkta sağlıklı karar vermesinin zorlaştığını ifade etti.
“Gazetecinin görevi halkı terapi etmek değildir”
Gazeteciliğin temel görevinin gerçekleri aktarmak olduğunu vurgulayan Bozkurt, gazetecinin kamuoyunu rahatlatmak ya da yönlendirmek için değil, doğru bilgi vermek için var olduğunu söyledi.

Sayın: Her gün haberciliğin yeni sınırlarını keşfediyoruz
Gazeteci Ayşe Sayın ise konuşmasında, mesleğin giderek daha fazla hukuki baskı ve sınırlandırmayla karşı karşıya kaldığını anlattı. Artık gazeteci olarak yalnızca gündemi değil, yasaları da yakından takip etmek zorunda kaldıklarını belirten Sayın, haberciliğin sınırlarının neredeyse her gün yeniden çizildiğini söyledi.
Bir yandan halka bilgi verme sorumluluğunun sürdüğünü, diğer yandan gazetecilik alanında farklı siyasi pozisyonlara göre yayın yapan yapılar bulunduğunu ifade eden Sayın, bağımsız habercilik yapan gazetecilerin ise giderek daha fazla zorlandığını dile getirdi.
Sayın, bağımsız gazetecilerin çoğu zaman iki taraf arasında sıkıştığını belirterek, bugün cezaevinde bulunan bazı gazetecilerin de bu baskı ortamının sonucu olduğunu söyledi.
“Genç gazetecilerin haber merkezleriyle bağı zayıflıyor”
Dijitalleşmenin medya yapısında önemli değişimlere yol açtığını belirten Sayın, kurumsal yapılardaki dönüşüm nedeniyle genç gazetecilerin haber masalarıyla doğrudan ilişki kurmasının da zorlaştığını ifade etti.
Bu alandaki eksiklikleri gidermek amacıyla 9. Köy projesinde yer almaya sıcak baktığını belirten Sayın, genç gazetecilerin mesleki üretim süreçlerine daha aktif katılmasını desteklemeye çalıştıklarını söyledi.
Sosyal medya haberciliğinde hız ve süre baskısının öne çıktığını kaydeden Sayın, ancak gazeteciliğin yalnızca bundan ibaret olmadığını, asıl meselenin doğruluk, içerik kalitesi ve kamusal sorumluluk olduğunu vurguladı.

Lüle: Gazeteci her zaman şüpheci ve sorgulayıcı olmalı
Gazeteci Zeynel Lüle de konuşmasında hem Avrupa’da hem Türkiye’de gazetecilik yapmanın farklı yönlerine değindi. Avrupa’da yıllarca gazetecilik yaptığını belirten Lüle, Türkiye’deki bakış açısıyla habercilik yapmanın her zaman daha zorlayıcı olduğunu söyledi.
Türkiye’de gazetecilik yapmanın güçlüklerine dikkat çeken Lüle, öğretim görevlisi olarak çalıştığı dönemde gençlerin meslekte gelecek göremediklerini sık sık dile getirdiğini, buna rağmen kendilerinin genç gazetecilere umut aşılamaya çalıştıklarını anlattı.
Meslekte insan tarafının öne çıkarılması gerektiğini öğrencilere anlatmaya çalıştığını belirten Lüle, 30 yıl boyunca Brüksel’de gazetecilik yaptığını ve Hürriyet’in temsilciliğini üstlendiği dönemlerde daha bağımsız çalışabildikleri zamanlar yaşandığını söyledi.
“Basına yönelik müdahaleler toplumun haber alma hakkını hedef alıyor”
Lüle, Türkiye’de medya kuruluşlarına yönelik baskılara da değinerek, gözaltına alınan Merdan Yanardağ'ın ifade süreci dahi tamamlanmadan Tele1'e kayyum atandığını ve bunun yalnızca medya kurumlarını değil, doğrudan toplumun haber alma hakkını etkilediğini söyledi.
Söyleyecek sözü olan yurttaşların ve sivil toplum kuruluşlarının Tele1 ekranında yer bulmasının bazı çevreleri rahatsız ettiğini belirten Lüle, medya üzerindeki baskının giderek daha sert hale geldiğini ifade etti.
Türkiye’de seçimli bir otoriterlik modeli yaşandığını savunan Lüle, bu tür sistemlerde gazetecilerin iktidarlar açısından en rahatsız edici kesimlerden biri olduğunu söyledi. Görsellerin, metinlerin ve haberlerin halkın algısını etkilediğini belirten Lüle, bu nedenle gazetecilerin her zaman sorgulayıcı, kuşkucu ve bağımsız kalması gerektiğini vurguladı.

“Yerel basın demokrasi için hayati önemde”
Yerel basının önemine de dikkat çeken Lüle, Avrupa Birliği projeleri kapsamında yerel medya, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiren çalışmalar yaptıklarını anlattı. Yerel basın, kamu kurumları ve sivil toplumun uyum içinde çalışmasının demokratik işleyiş açısından büyük önem taşıdığını kaydeden Lüle, bu üç yapının birbirine kuşkuyla yaklaşmasının ise ortak zemini zayıflattığını söyledi.
Yerel basının en büyük sorununun ekonomi olduğunu belirten Lüle, ekonomik zorlukların aşılması için yerel medya kuruluşlarının birleşerek hareket etmesi gerektiğini ifade etti. Yerel medyanın ulusal medyadan daha az değil, birçok açıdan daha kıymetli olduğunu dile getiren Lüle, halkın kendi bölgesine ilişkin özgün içerik beklediğini, bu nedenle yerel gazeteciliğin ülke demokrasisi açısından vazgeçilmez olduğunu vurguladı.

Şentürk: Çok önemli ve çok detaylı bir konu
Gazeteci Elif Doğan Şentürk, gazetecilik mesleğine adım atmaya hazırlanan genç katılımcılara teşekkür ederek, ele alınan başlıkların son derece önemli ve çok katmanlı olduğunu söyledi.
Panelde dile getirilen değerlendirmelerin, içinde bulunulan medya düzenini anlamak açısından önemli olduğunu vurgulayan Şentürk, özellikle sistem tartışmasının bu süreçte yeniden öne çıktığını ifade etti. Şentürk, konuşmaların ardından sözü duayen gazeteci Can Pulak’a bırakarak, bugüne dair görüşlerini paylaşmasını istedi.

Pulak: Bugünkü gazeteciler bizim gördüğümüzden daha ağır zorluklar yaşıyor
Söz alan gazeteci Can Pulak, karşı karşıya oldukları toplantının son derece kıymetli olduğunu belirterek, Gazeteciler Cemiyeti’nin bu kadar kapsamlı ve başarılı eğitim toplantıları düzenlediğini ilk kez bu denli ayrıntılı biçimde gördüğünü söyledi.
67 yıllık gazeteci olduğunu hatırlatan Pulak, cemiyet yönetimini ve organizasyonda emeği geçenleri kutlayarak, yapılan çalışmalardan gurur duyduğunu ifade etti.
Geçmişte darbelerle, baskılarla ve zorlu dönemlerle karşılaşmış bir gazetecilik kuşağından geldiklerini belirten Pulak, buna rağmen bugünün gazetecilerinin yaşadığı sıkıntıların daha ağır olduğuna dikkat çekti. Pulak, “Biz de kelle koltukta gazetecilik yaptık, darbeler gördük, zor dönemlerden geçtik. Ancak bugünkü gazeteciler kadar eziyet çekmedik, bu kadar ağır baskılarla karşılaşmadık” mesajını verdi.
“Yeni nesil gazetecilere kolaylık diliyorum”
Konuşmasının sonunda eğitici toplantıların önemine vurgu yapan Can Pulak, bu tür programların genç gazeteciler açısından değerli olduğunu belirtti. Yeni nesil gazetecilere başarı ve kolaylık dileyen Pulak, mesleğin geleceği açısından dayanışma ve eğitim çalışmalarının sürmesinin önemine işaret etti.

Öğleden sonraki eğitim oturumları
Programın öğleden sonraki bölümünde gazeteci Ünsal Ünlü "YouTube'ta var olmak" başlıklı oturumda YouTube yayıncılığının inceliklerine değindi.

Avukat Gökhan Tekşen, “Değişen gazetecilik ve hukuki durum” başlıklı sunumunda gazetecilerin günümüzde karşılaşabileceği yasal sorunları ele aldı.

"Kapısı aralanan yapay zeka çağında medya" oturumunda Mehmet Şafak Sarı, gazetecilerin mesleki üretimde faydalanabilecekleri yapay zeka araçlarına yer verdi.
Etkinlik sürüyor
“Bölgesel Eğitim ve Gazeteci Buluşmaları”, 14 Nisan Salı günü 11.00'de Menteşe Kültür Evi'nde Mobil Basın Evi eğitimiyle edecek.




