Gazeteciler Cemiyeti ev sahipliğinde Ankara’da gerçekleşen Avrupa Gazeteciler Federasyonu’nun yıllık toplantısı kapsamında bir araya gelen sektör temsilcileri Türkiye'de gazetecilerin karşılaştığı idari, yasal, dijital ve ekonomik sorunlar ile basın özgürlüğü önündeki engelleri tartıştı.
“Türkiye’de Baskı Altındaki Gazeteciler” başlıklı oturumda, gazeteciliğin doğrudan bir suç haline getirilmeye çalışıldığını belirten konuşmacılar, mesleki dayanışmanın önemine dikkat çekti. Oturumda ayrıca medya sektöründeki dijital dönüşüm, sendikalaşma sorunları ve serbest çalışan gazetecilerin güvencesizliği gibi konular da değerlendirildi.

Oturum kapsamında Gazeteciler Cemiyeti tarafından hazırlanan 2025 Medya İzleme Raporunu sunan Politika Uzmanı Yusuf Tuna Koç, Türkiye'de yargısal ve idari sorunların yanı sıra sistematik dijital problemlerin ve gazetecilerin doğrudan maruz kaldığı müdahalelerin sürdüğünü ifade etti. Tutuklu gazetecilerin hapis cezalarıyla yıldırılmaya çalışıldığını aktaran Koç, yasal düzenlemelerin gazeteciliği suç haline getirmeye başladığına işaret etti. Sadece 2025 yılında 52 gazetecinin tutuklandığını hatırlatan Koç, şu an 11 gazetecinin parmaklıklar ardında bulunduğunu belirtti.

Ekonomik zorluklar, dijital dönüşüm ve siyasi baskılar altında gazetecilik
Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) Başkan Yardımcısı Pablo Aiquel'in yönettiği "Türkiye’de Baskı Altındaki Gazeteciler" başlıklı yuvarlak masa oturumunda konuşan İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) Başkanı Dilek Gappi, Türkiye'de üç buçuk yıl önce 3 bin 500 olan gazete sayısının bugün 654'e gerilediğini ifade etti. Gappi, bu tablonun arkasında ekonomik zorlukların, dijital dönüşümün ve siyasi baskıların yer aldığını dile getirdi.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Ankara Şube Başkanı Sinan Tartanoğlu, gazetecilerin adli mekanizmalar ve hapis tehdidiyle baskı altında tutulduğunu belirtti. Bu durumun yanı sıra ekonomik bir baskının da mevcut olduğunu vurgulayan Tartanoğlu, çalışanların açlık sınırına yakın maaşlar aldığını söyledi. Hem hukuki tehditlerle hem de linç edilme korkusuyla yüz yüze kaldıklarını aktaran Tartanoğlu, bu koşullar altında geçim mücadelesi verdiklerini ifade etti.
Yaşanılan geçim sıkıntısına ve baskılara değinen Tartanoğlu, "Polis, savcı, hakim, iddianame ve hapis baskısı altındayız. Baskılar çok fazla ama bir diğer baskı da işverenlerimizden geliyor; maaşlarımız o kadar düşük ki hepimiz açlık sınırına yakın ücretler alıyoruz. Tüm bu baskıların altında bir de 'Linç edilecek miyiz, hapse girecek miyiz?' diye endişelenirken, bir yandan da geçim derdimizi düşünüyoruz" diye konuştu.

"Gazetecilerin gözünü korkutup sindirmek istiyorlar"
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Genel Sekreteri Sibel Güneş, genç gazetecilerin neredeyse doğduklarından beri başka bir siyasi ortam göremedikleri için geçmişteki gazetecilik pratiklerini bilmediğini ve mevcut iktidarın dilinden etkilendiğini söyledi. Ekonomik, yasal ve dijital sorunların bir bütün olarak karşılarında durduğunu vurgulayan Güneş, mesleğin sürdürülebilmesi için sürekli strateji geliştirmek zorunda kaldıklarını ifade etti.
Sektördeki genel durumu özetleyen Güneş, “Ekonomik, yasal ve dijital sorunlar adeta bir paket gibi karşımızda duruyor. Gazeteciliğin ayakta kalması için sürekli yeni stratejiler geliştirmek zorunda kalıyoruz. Üstelik bu şartlar altında kadın gazeteci olmak da çok zor. Aralıksız olarak cezaevlerini dolaşıyoruz; buradaki genel eğilim, gazetecilerin gözünü korkutup onları sindirmektir” dedi.

"Böl ve yönet taktiğine uyuyoruz"
Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Zeynep Gürcanlı, meslek örgütleri arasında bir birleşememe sorunu yaşandığını, hükümetin ve muhalefetin de teşvikiyle bu yapıların dağıldığını ifade etti. Yerel düzeyde dahi bölünmeler yaşandığını ve bu durumun tarafları zayıflattığını belirten Gürcanlı, “Bizim birleşememe sorunumuz var. Meslek örgütleri olarak hem hükümetin hem de muhalefetin teşvikiyle dağılıyoruz. Küçücük bir kentte bile bölündüğümüz için kendi kendimize 'böl ve yönet' taktiğine uygun bir zemin yaratıyoruz” diye konuştu.
Ayrıca Avrupalı temsilcilere Türk gazetecilerin vize sorununu hatırlatan Gürcanlı, “Bunun yanı sıra bir de vize sorunumuz var; Türk gazeteciler olarak artık Avrupa'dan vize alamıyoruz. Mesleğimiz gereği en temel unsurlardan biri olan seyahat özgürlüğümüz maalesef yok. Avrupalılara bu problemimizi duyurmak istiyorum" dedi.

Aiquel’in bu tehditler karşısında nasıl birlikte mücadele edilebileceğine yönelik sorusuna cevap veren Gürcanlı, kurdukları medya dayanışma grubu aracılığıyla birçok örgütü bir araya getirdiklerini, iletişim fakülteleriyle çalışmalar yürüttüklerini ve mücadele ruhunu koruduklarını sözlerine ekledi.

"Freelancer yasa tasarısı üzerine çalışıyoruz"
DİSK Basın-İş Uluslararası İlişkiler Komisyonu Üyesi Esin İleri, yeni kuşak çalışanların büyük oranda serbest zamanlı (freelancer) olarak faaliyet gösterdiğini aktardı. Bu çalışanların herhangi bir sözleşmesinin bulunmadığını ve çoğunlukla fakirlik sınırının altında hayatlarını idame ettirdiklerini belirten İleri, sendika üyeliği gerçekleştiremedikleri için dayanışma ağlarına da dahil olamadıklarını söyledi. İleri, bu durumu iyileştirmek adına bir "freelancer" yasası olması gerektiğini kaydetti.
Serbest çalışanların güvencesizliğini vurgulayan İleri, “Yeni kuşak çalışanlar çoğunlukla mecburen serbest zamanlı olarak faaliyet gösteriyor. Herhangi bir sözleşmeleri yok ve çoğu zaman fakirlik sınırının altında bir gelirle çalışıyorlar. Sendikaya üye olamadıkları için de bir dayanışma bağı kuramıyorlar. Şu anda bu durumu yasal bir zemine oturtmak adına serbest çalışanlara yönelik bir yasa tasarısı üzerinde çalışıyoruz” açıklamasını yaptı.






