Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 11 Haziran tarihli Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına ilişkin özet metni kamuoyuyla paylaştı.

Toplantı özetinde, küresel ekonomide jeopolitik gelişmelerin oluşturduğu belirsizlikler, para ve finans piyasalarındaki son görünüm, iç talep ve üretim göstergeleri ile enflasyon beklentileri ve para politikasına yönelik değerlendirmeler yer aldı.

Özette, küresel ekonomide jeopolitik risklerin enerji fiyatlarında dalgalanmalara yol açtığı belirtilirken, özellikle Orta Doğu ve Afrika başta olmak üzere birçok ülkeye ilişkin 2026 yılı büyüme tahminlerinin aşağı yönlü güncellendiği ifade edildi. Türkiye'nin dış ticaret yaptığı ülkelerin ihracat payları dikkate alınarak oluşturulan küresel büyüme endeksinin de bir önceki PPK dönemine göre revize edildiği aktarıldı. Buna göre, 2026 yılı büyümesinin yüzde 1,7, 2027 yılı büyümesinin ise yüzde 2,5 seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiği kaydedildi. Ayrıca emtia fiyatlarındaki yükselişin küresel enflasyon risklerini artırdığı ve gelişmiş ekonomilerde faiz artışı beklentilerinin güç kazandığı belirtildi.

TÜİK Mayıs 2026 konut satışları: İlk el, ikinci el ve yabancıya konut satışı geriledi
TÜİK Mayıs 2026 konut satışları: İlk el, ikinci el ve yabancıya konut satışı geriledi
İçeriği Görüntüle

BİREYSEL KREDİLERDE YAVAŞLAMA, TİCARİ KREDİLERDE DÜŞÜŞ

Parasal ve finansal koşullara ilişkin değerlendirmelerde, 24 Nisan-5 Haziran döneminde ihtiyaç ve konut kredilerindeki yavaşlamanın etkisiyle bireysel kredilerin dört haftalık ortalama büyüme oranının yüzde 2,1'e gerilediği bildirildi. Aynı dönemde TL ticari kredilerde büyüme oranı ortalama yüzde 2,4 olarak gerçekleşirken, kur etkisinden arındırılmış yabancı para ticari kredilerde bu oran yüzde 0,4 seviyesine indi.

Özette, 24 Nisan haftasıyla karşılaştırıldığında 5 Haziran haftasında Türk lirası mevduat faizlerinin 70 baz puan artarak yüzde 47,7 seviyesine yükseldiği belirtildi. Kredili Mevduat Hesabı (KMH) ve kredi kartları hariç TL ticari kredi faizlerinin ise 76 baz puanlık artışla yüzde 50,5 seviyesine çıktığı kaydedildi. İhtiyaç kredisi faizlerinin yüzde 64,1'e, konut kredisi faizlerinin yüzde 39,3'e yükseldiği aktarılırken, taşıt kredisi faizlerinin de 643 baz puanlık artışla yüzde 45,9 seviyesine ulaştığı ifade edildi.

ZORUNLU KARŞILIKLARDA YENİ DÜZENLEME

Özet metinde, sıkı para politikası duruşunu desteklemek amacıyla 23 Mayıs'ta zorunlu karşılık uygulamasında değişikliğe gidildiği hatırlatıldı. Buna göre, sekiz haftalık dönemler için uygulanan büyüme sınırlarının ihtiyaç ve taşıt kredilerinde yüzde 4'ten yüzde 3'e, KMH limitlerinde yüzde 2'den yüzde 1'e indirildiği belirtildi. KOBİ TL kredilerinde sınırın yüzde 5'ten yüzde 4,5'e, KOBİ dışı işletme kredilerinde ise yüzde 3'ten yüzde 2'ye düşürüldüğü kaydedildi.

Özette ayrıca, brüt uluslararası rezervlerin 24 Nisan ile 5 Haziran arasında 11,6 milyar dolar azalarak 159,4 milyar dolara gerilediği bildirildi. Türkiye'nin beş yıllık kredi risk priminin (CDS) ise 10 Haziran itibarıyla 241 baz puan seviyesinde olduğu ifade edildi. Aynı dönemde devlet iç borçlanma senetleri piyasasından 0,7 milyar dolar, hisse senedi piyasasından ise 1,2 milyar dolar çıkış yaşandığı ve toplam net portföy çıkışının 1,9 milyar dolar olarak gerçekleştiği aktarıldı.

İKTİSADİ FAALİYETTE VE İÇ TALEPTE ZAYIF GÖRÜNÜM SÜRÜYOR

Özet metinde, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) 2026 yılının ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2,5, çeyreklik bazda ise yüzde 0,1 büyüdüğü belirtildi. Yıllık büyümede hizmetler sektörünün belirleyici olduğu ifade edilirken, ilk çeyrek verilerinin ekonomik faaliyetteki yavaşlamanın devam ettiğine işaret ettiği vurgulandı.

Mart ayında perakende satış hacim endeksinin aylık yüzde 2,6 ve çeyreklik yüzde 5,4 arttığı belirtilirken, altın hariç perakende satışlardaki artışın daha sınırlı kaldığı ifade edildi. İkinci çeyreğe ilişkin öncü göstergelerin iç talepteki zayıf görünümün sürdüğünü ortaya koyduğu kaydedildi. Kartlı harcamaların mayıs ayında ikinci çeyrek ortalamasında daha düşük seyrettiği, otomobil satışlarında da önceki çeyrekte başlayan gerilemenin devam ettiği belirtildi.

Sanayi üretim endeksinin mart ayında aylık yüzde 0,8, yıllık bazda ise yüzde 1,1 gerilediği aktarılan özette, istihdamın nisan ayında mevsimsellikten arındırılmış verilere göre 32,2 milyon kişi seviyesinde gerçekleştiği ve bir önceki çeyrek ortalamasına göre yüzde 0,4 azaldığı ifade edildi. İşsizlik oranının ise yüzde 8,2 seviyesinde yatay seyrettiği kaydedildi.

CARİ AÇIKTA GERİLEME BEKLENTİSİ

Özette, cari işlemler dengesinin mart ayında 9,7 milyar dolar açık verdiği, 12 aylık birikimli cari açığın ise 39,7 milyar dolar seviyesinde bulunduğu bildirildi. Seyahat gelirlerinin aylık bazda 2,9 milyar dolar, yıllık bazda ise 60,4 milyar dolar olduğu belirtildi.

Mayıs ayında ihracat ve ithalatın mevsim etkilerinden arındırılmış olarak arttığı belirtilirken, ihracattaki yükselişin bayram tatili ve savaşın etkilerine rağmen güçlü kaldığı ifade edildi. Son dönemde ihracatta gözlenen olumlu görünümde jeopolitik gelişmeler ve yükselen lojistik maliyetlerinin talebi Türkiye'ye yönlendirmesinin etkili olduğu değerlendirmesi yapıldı. Buna bağlı olarak dış ticaret açığının gerilediği, altın ithalatının ise bir miktar azaldığı kaydedildi.

TCMB, mevcut veriler doğrultusunda 12 aylık birikimli cari açığın nisan ve mayıs aylarında düşüş göstereceğini öngördü. Yakın dönemdeki jeopolitik gelişmelerin cari denge üzerindeki etkilerinin yılın ikinci yarısında da devam edebileceği belirtildi.

HİZMET ENFLASYONU YÜKSEK SEYRİNİ KORUYOR

Özet metinde, tüketici fiyatlarının mayıs ayında yüzde 1,71 arttığı ve yıllık enflasyonun yüzde 32,61 seviyesine çıktığı hatırlatıldı. Yıllık mal enflasyonunun yüzde 28, hizmet enflasyonunun ise yaklaşık yüzde 41 seviyesinde olduğu belirtildi.

TCMB göstergelerinin genel olarak değerlendirildiğinde, nisan ayında jeopolitik şokların etkisiyle yükselen enflasyonun ana eğiliminin mayıs ayında gerilediğine işaret ettiği ifade edildi. Ancak üç aylık ortalamalar bazında belirgin bir değişim gözlenmediği kaydedildi. Hizmet sektöründe fiyatlama davranışlarının katılık gösterdiği ve şokların etkilerinin daha uzun süre hissedildiği belirtilerek, hizmet enflasyonunun mal enflasyonuna kıyasla yüksek seviyesini koruduğu vurgulandı.

ENFLASYON BEKLENTİLERİ YUKARI YÖNLÜ GÜNCELLENDİ

PPK özetinde, Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre enflasyon beklentilerinde artış yaşandığı bildirildi. Buna göre 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 28,9'a, 2027 yıl sonu beklentisi ise yüzde 21,1'e yükseldi. On iki ay sonrasına ilişkin beklenti yüzde 23,8, yirmi dört ay sonrasına ilişkin beklenti ise yüzde 18,4 olarak ölçüldü. Beş yıl sonrasına ilişkin beklentinin yüzde 11,9 seviyesinde sabit kaldığı belirtildi.

Reel sektörün 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisinin yüzde 33,1'e gerilediği, hanehalkı beklentisinin ise yüzde 49,5 seviyesine düştüğü kaydedildi. Buna rağmen enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının dezenflasyon süreci açısından risk oluşturmaya devam ettiği vurgulandı.

Öncü göstergelerin, enflasyonun ana eğilimindeki düşüşün haziran ayında da sürdüğüne işaret ettiği belirtilirken, hizmet enflasyonunda yavaşlama, temel mal enflasyonunda ise yatay bir görünüm beklendiği ifade edildi. Jeopolitik gelişmelerin maliyetler, ekonomik faaliyet ve beklentiler üzerindeki etkilerinin yakından takip edildiği kaydedildi.

POLİTİKA FAİZİ SABİT TUTULDU

Para Politikası Kurulu özetinde, politika faizinin mevcut seviyesinde korunduğu hatırlatıldı. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunun sürdürüleceği belirtilirken, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması halinde para politikasında ilave sıkılaşmaya gidilebileceği ifade edildi.

Ayrıca kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler yaşanması durumunda makroihtiyati tedbirlerin devreye alınabileceği, likidite yönetim araçlarının etkin şekilde kullanılmaya devam edileceği ve kararların orta vadede yüzde 5 enflasyon hedefine ulaşılmasını sağlayacak şekilde veri odaklı bir yaklaşımla alınacağı bildirildi.

Kaynak: Haber Merkezi