YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, ABD'de yapılan seçim sonuçlarını değerlendirerek Cumhuriyetçilerin yaşadığı oy kaybının Türkiye açısından da önemli sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Günaydın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik değerlendirmesinde, dış politikanın kişisel ilişkiler üzerinden yürütülemeyeceğini belirterek ABD seçimlerinden çıkarılması gereken derslere dikkat çekti.
Gökhan Günaydın ABD seçimlerini değerlendirdi
YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada ABD seçimlerinin sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Cumhuriyetçi adayların bazı eyaletlerde beklenenin üzerinde oy kaybı yaşadığını belirten Günaydın, özellikle Texas ve Kansas gibi eyaletlerde Demokrat adayların elde ettiği sonuçlara dikkat çekti.
Günaydın, seçim sonuçlarının ABD Başkanı Donald Trump'ın politikalarına yönelik toplumsal tepkiyi ortaya koyduğunu savundu:
“Amerikan seçimleri, anketlerde öngörülenlerden daha açık farklarla, Cumhuriyetçilerin büyük hezimetiyle sonuçlandı. Özellikle Texas ve Kansas gibi eyaletlerde, çok uzun zamanlardan sonra demokrat adayların seçim kazanması, Cumhuriyetçilerin aldıkları yenilginin ağırlığını göstermesi açısından önemli. Trump, ağır hezimeti, ‘Pusulada ben yoktum’ diyerek hafifletmeye çalışsa da gerçek tam tersi. Her ne kadar eyalet politikaları da bir nebze önem taşısa da aslında Amerikan halkının açık vetosu, tam olarak Trump politikalarına oldu. Başka bir deyişle söyleminin aksine, pusulaların tümünde Trump olduğu için eyaletlerde, Temsilciler Meclisi ve Senato’da farklar açıldı. İkinci Trump devrine yönelik bu büyük itirazın, iç ve dış politikaya yönelik iki başat nedeni olduğu değerlendirilebilir."
"Trump topal ördek konumundadır"
ABD'nin iç ve dış politikasına ilişkin değerlendirmelerini paylaşan Günaydın, Trump yönetiminin özellikle İran ve Ukrayna-Rusya politikalarının seçim sonuçlarında etkili olduğunu ileri sürdü.
İran'a yönelik askerî politikaların ABD ekonomisine maliyet oluşturduğunu belirten Günaydın, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yürütülen diplomatik yakınlaşmanın da seçmenlerin tepkisini çektiğini ifade etti:
"Dış politikadan başlayalım: Amerikan halkı İran savaşının mağlubunun Trump olduğunu teyit etmiştir. Yürütülen ağır saldırılara karşın hiçbir anlamlı sonuç üretilememesi ve savaşın Amerikan halkına ağır ekonomik maliyeti, faturanın Trump’a kesilmesine neden olmuştur. Bunun yanında, Ukrayna-Rusya savaşında, Putin ile yakınlaşarak yürütülen tüccar diplomasisi de vatandaştan veto yemiştir. İçeriye bakıldığında ise kurumsallaşmanın yerine bireysel keyfiyeti oturtan dönem, Amerikan sisteminin rutinliğine alışmış ve bunu güvence saymış sıradan vatandaş için ikinci büyük itiraz nedeni olmuştur. Şimdi Kongre iki ay boyunca, yani Ocak 2027 başına kadar; Trump ise iki yıl boyunca, 2028 sonuna kadar topal ördek konumundadırlar."
ABD seçimlerinin Türkiye'ye etkisi ne olacak? Günaydın değerlendirdi
Gökhan Günaydın, ABD'deki seçim sonuçlarının Türkiye'nin dış politikası ve Washington ile ilişkileri bakımından da önemli sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
Açıklamasında NATO Zirvesi'ndeki gelişmelere, ABD Kongresi'nde Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımları konusuna ve Orta Doğu politikalarına değindi:
"Bu konumun Türkiye açısından sonuçları olacaktır. Öncelikle NATO Zirvesi’ndeki tüm hamasetlere karşın Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu dönemde, Kongre’den CATSA yaptırımları konusunda bir karar çıkart(a)mayan Trump yönetiminin, demokrat çoğunlukla bu kararları alabilmesi çok zor görünüyor. Bundan da öte tüm Orta Doğu’yu Netanyahu ile birlikte dizayn etmeye çalışan yönelimin Amerika’da çok ağır, İsrail’de ise o denli olmasa da önemli bir yara aldığı görülüyor. Özellikle İran’a yönelik tasarımların akıbeti sorgulanmaya muhtaçtır."
Günaydın'dan Erdoğan'a: "Dış politika kişisel ilişkilerle yürümüyor"
Günaydın'ın açıklamasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik değerlendirmeleri de öne çıktı.
ABD seçimlerinin Türkiye açısından önemli mesajlar içerdiğini belirten Günaydın, şu ifadeleri kullandı:
"Buradan Erdoğan adına çıkarılacak ağır dersler vardır: Demek ki dış politika, kişisel ilişkilerle yürümüyor. Demek ki 'derin devlet' tasarımları, yurttaşın vetosu karşısında çaresiz kalabiliyormuş. Demek ki Trump-Netanyahu senaryosunda yazılmış Mekke Anlaşması'na hevesle taraf olmak, elde patlayan bir bombaya dönüşebiliyormuş. Demek ki kendi halkından onay alamayanların dağıtmaya kalkıştığı meşruiyetin, hiçbir geçerliliği yokmuş."
Amerikan seçimleri, anketlerde öngörülenlerden daha açık farklarla, Cumhuriyetçilerin büyük hezimetiyle sonuçlandı. Özellikle Texas ve Kansas gibi eyaletlerde, çok uzun zamanlardan sonra demokrat adayların seçim kazanması, Cumhuriyetçilerin aldıkları yenilginin ağırlığını göstermesi açısından önemli. Trump, ağır hezimeti, “pusulada ben yoktum” diyerek hafifletmeye çalışsa da, gerçek tam tersi. Her ne kadar eyalet politikaları da bir nebze önem taşısa da, aslında Amerikan halkının açık vetosu, tam olarak Trump politikalarına oldu. Başka bir deyişle, söyleminin aksine, pusulaların tümünde Trump olduğu için eyaletlerde, Temsilciler Meclisi ve Senato’da farklar açıldı. İkinci Trump devrine yönelik bu büyük itirazın, iç ve dış politikaya yönelik iki başat nedeni olduğu değerlendirilebilir. Dış politikadan başlayalım: Amerikan halkı İran savaşının mağlubunun Trump olduğunu teyit etmiştir. Yürütülen ağır saldırılara karşın hiçbir anlamlı sonuç üretilememesi ve savaşın Amerikan halkına ağır ekonomik maliyeti, faturanın Trump’a kesilmesine neden olmuştur. Bunun yanında, Ukrayna Rusya savaşında, Putin’le yakınlaşarak yürütülen tüccar diplomasisi de, vatandaştan veto yemiştir. İçeriye bakıldığında ise, kurumsallaşmanın yerine bireysel keyfiyeti oturtan dönem, Amerikan sisteminin rutinliğine alışmış ve bunu güvence saymış sıradan vatandaş için ikinci büyük itiraz nedeni olmuştur. Şimdi Kongre iki ay boyunca, yani Ocak 2027 başına kadar, Trump ise iki yıl boyunca, 2028 sonuna kadar, topal ördek konumundadırlar.. Bu konumun, Türkiye açısından sonuçları olacaktır. Öncelikle, NATO Zirvesi’ndeki tüm hamasetlere karşın, Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu dönemde Kongre’den CATSA yaptırımları konusunda bir karar çıkart(a)mayan Trump yönetiminin, demokrat çoğunlukla bu kararları alabilmesi çok zor görünüyor. Bundan da öte, tüm Orta Doğu’yu Netanyahu ile birlikte dizayn etmeye çalışan yönelimin Amerika’da çok ağır, İsrail’de ise o denli olmasa da önemli bir yara aldığı görülüyor. Özellikle İran’a yönelik tasarımların akıbeti sorgulanmaya muhtaçtır. Buradan, Erdoğan adına çıkarılacak ağır dersler vardır: Demek ki dış politika, kişisel ilişkiler ile yürümüyormuş! Demek ki “derin devlet” tasarımları, yurttaşın vetosu karşısında çaresiz kalabiliyormuş. Demek ki, Trump-Netenyahu senaryosunda yazılmış Mekke Anmaşması’na hevesle taraf olmak, elde patlayan bir bombaya dönüşebiliyormuş. Demek ki kendi halkından onay alamayanların dağıtmaya kalkıştığı meşruiyetin, hiçbir geçerliliği yokmuş!
— Gökhan Günaydın (@gunaydingokhan) November 4, 2026




