Ankara Çankaya Belediyesi'ne düzenlenen "suç örgütü kurma ve rüşvet" operasyonu kapsamında yurt dışından döner dönmez havalimanından gözaltına alınan Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, emniyette ifade verdi. İfadesinde sorulan ihale süreçlerine dahil olmadığını belirten Güner, “İşlemlerde herhangi bir usulsüzlük olduğunu düşünmüyorum. Kimseden herhangi bir menfaat temin etmedim” dedi. Yapılan bir ihalede neden ihale sorumlusunun görevden alındığının sorulması üzerine Güner, “Bu iptal işleminin hukuka uygun olduğunu idari yargı ve Danıştay belirlemiştir. Ayrıca zaten KİK bu ihaleyi iptal etmiştir. Dolayısıyla ihale yetkilisinin iptalinin sonuca etkisi ve bir önemi bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı. Güner’in avukatları da müfettiş denetimi devam ederken soruşturmanın açılmasının usulsüz olduğunu belirtti.
Dün sabah saatlerinde Çankaya Belediye binasına gelen polis, buradaki çeşitli birimlerde ve odalarda arama çalışması başlattı. Operasyonun ardından açıklama yapan Belediye Başkan Yardımcısı Anıl Çetin, belediyenin hukuk biriminin sürece dahil edilmediğini belirterek; "Bilgisayarların, dijital verilerin ve dosyaların kopyası tarafımıza teslim edilmedi" dedi. Yurt dışında bulunan Güner ise Ankara’ya döndü ve havalimanında gözaltına alındı.
“Kimseden herhangi bir menfaat temin etmedim”
Güner’e “yolsuzluk” iddiaları bulunan ihalelerle alakalı sorular soruldu. İhaler hakkında bilgi sahibi olmadığını belirten ve herhangi bir talimat vermediğini söyleyen Güner, “İhale süreci ile ilgili olarak herhangi bir kriter belirlemem görev tanımımda da yoktur. İşlemlerde herhangi bir usulsüzlük olduğunu düşünmüyorum. Kimseden herhangi bir menfaat temin etmedim.” dedi. Güner ihale süreçlerinin yasal çerçevelerde yürütüldüğünü ifade etti.
Eski Özel Kalem Müdürünün mesajları dosyaya girdi; Güner, “Soruşturma dosyası ile alakası yok” dedi
Dosyaya Güner’in eski Özel Kalem Müdürü Sadıkcan Köksal’ın özel mesajlaşmaları da girdi. Köksal’ın bir kişiye “Özel kalem olmak kolay değil verenden almak lazım” yazması Güner’e soruldu. Mesajların soruşturma dosyasıyla ilgili olmadığını söyleyen Güner, “Benim dışımda gerçekleşen 3. Kişilerin yazışmalarıdır. Bu konu ile ilgili Sadık Can savcılığaiftira nedeniyle suç duyurusunda bulunmuştur. Tarafıma gösterilen görsellerin soruşturma dosyası ile alakası yoktur.” dedi.
Köksal “uyuşturucu” soruşturması kapsamında, 4 Temmuz’da tutuklanmıştı. Köksal'a yöneltilen iddiaları destekleyecek hiçbir somut delil bulunmadığını belirten Güner, gözaltı sürecinde yapılan iki ayrı testin de negatif çıktığını ve tutuklama kararının yalnızca "soyut ve mesnetsiz" gizli tanık beyanına dayandırıldığını ifade etmişti.
“Bu iptal işleminin hukuka uygun olduğunu idari yargı ve Danıştay belirlemiştir”
Belediye çalışanı Tunç Emre Taşçıoğlu'nun, "Müştekinin kazandığı ihale yasal olarak yerine getirilmişti, iptal edilmesini gerektirecek bir durum yoktu. Neden ihale yetkilisi Ali Yalçın'ın aynı gün Hüseyin Can Güner tarafından görevden alınıp yerine Bora Özel'in getirildiğini ve ihalenin iptal edildiğini bilemiyorum" dediği ifadesi Güner'e soruldu. Güner bu iddiaya karşı, "Kendi kişisel kanaatlerini belirtmiştir. Ancak bu iptal işleminin hukuka uygun olduğunu idari yargı ve Danıştay belirlemiştir. Ayrıca zaten KİK bu ihaleyi iptal etmiştir. Dolayısıyla ihale yetkilisinin iptalinin sonuca etkisi ve bir önemi bulunmamaktadır... Ayrıca ben kimseyi görevden almadım. Kendisi görevden ayrılmış olabilir. Ayrılan personelin yerine görevlendirme yapılmıştır" dedi.
“Bir kamu zararı olmadığı gibi müşteki dilekçesinde ki soyut ve mesnetsiz iddialar ötesinde hakkımda somut bir isnatta bulunmamaktadır”
Güner savunmasını şu sözlerle noktaladı:
“Önceki savcılık soruşturmaları ve mülkiye müfettişi incelemesi çerçevesinde edindiğim bilgilere göre söz konusu ihaleleri ilişkin süreçlerin tamamı bir bütün olarak incelendiğinde 21/B maddesine göre yapılan ilk ihale şantiye sahasının bakanlıkça tahsisi ve konteynır alımı gibi bürokratik nedenler ile sonra ki davet usulü gerçekleşen ihalelere ise KIK ve yargı kararları ile bir önce ki açık ihalenin iptal edilmiş olması ya da itiraz sürecinde olması sebebiyle çıkıldığı bunlara ilişkin hazırlıkların ilgili müdürlüklerce yapıldığı benim herhangi bir bilgim ve ilgimin bulunmadığı, bunakarşın davet edilen firma sayısı itibariyle yasanın ön gördüğü asgari sayının 2-3 katı firma davet
edilerek katılımcı ve rekabetçi bir ihale anlayışı gösterildiği yine zorunlu nedenlerle geçici olarak yapılan bu ihalelerin süresinin 2 ay gibi kısa süre olarak belirlenerek asıl olarak açık ihale usulünün benimsendiği, belirtilen ihaleye ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca resen soruşturma yürütülerek KYOK kararı verildiği, kaldı ki bu ihalelernin zaten KIK tarafından da iptal edildiği ve buna karşı da açılan davaların da ret edilerek Danıştay da onandığı, yani Belediyenin iptal işleminin sonuca bir etkisinin kalmadığı, sonraki tüm ihalelerin bu bedelden 4-5 milyon TL aylık daha düşük sonuç ile neticelendiği, dolayısıyla bir kamu zararı olmadığı gibi kamu yararının söz konusu olduğu, ihalelere müşteki de dahil olmak üzere birden fazla firmanın teklifler sunduğu, dolayısıyla sınırlayıcı bir şartın yer almadığı, tüm ihaleler incelendiğinde herhangi bir usulsüzlük denetim ve gözetim yükümlülüğünü ihmal ya da bir kamu zararı olmadığı gibi müşteki dilekçesinde ki soyut ve mesnetsiz iddialar ötesinde hakkımda somut bir isnatta bulunmamaktadır. Suç teşkil eden bir eylemim yoktur. Suçsuzum bu nedenle serbest bırakılmayı talep ediyorum.”
Güner’in avukatı Aksoy: Ortada hiçbir maddi delil olmadan müvekkilin gözaltına alınması hukuken kabul edilemez
Güner’in müdafileri Avukat Deniz Aksoy, Avukat Gökhan Kılıç ve Avukat Doğukan Fırat Kaya, yürütülen soruşturmanın yasal usullere aykırı olduğunu belirterek gözaltı işlemi ve soruşturmaya itirazda bulundu. Avukatların savunması şöyle:
"Bu sürecin belediyede devam eden müfettiş soruşturması sonuçlanmadan adli kolluk üzerinden yürütülmesi usul ve yasaya aykırıdır. İçişleri Bakanlığı’ndan veya ilgili Valilikten müfettiş incelemesi sonucu beklenmeden yapılması kabul edilemez. Ayrıca bu sürece ilişkin daha önce Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takipsizlik (KYOK) kararı verilmiştir. Takipsizlik kararı CMK 172/2 maddesi uyarınca kaldırılmadan aynı konuda soruşturma yapılması usul ve yasaya aykırıdır. Bu dosyada yapılan işlemler yok hükmündedir. Ortada hiçbir maddi delil olmadan müvekkilin gözaltına alınması hukuken kabul edilemez. Ayrıca soruşturma izni alınmadan bu soruşturmanın başlatılması da hukuka aykırıdır.
Her ne kadar gözaltı işleminde örgüt, rüşvet alma ve verme suçlarından bahsedilmiş ise de müvekkile buna yönelik hiçbir soru sorulmamıştır. Bu durum müvekkilin savunmasında belirttiği üzere hiçbir firma sahibini tanımadığını ve buna ilişkin menfaat temin etmediğini açıkça ortaya koymaktadır. Müvekkile hiçbir MASAK raporu, HTS kaydı (içeriği) sorulamaması da suçsuzluğunun açık göstergesidir. Yine ihalelere ilişkin bu soruşturmada bilirkişi incelemesi yapılmaması ve müfettiş raporu beklenmeden gözaltı işlemi yapılması keyfi bir işlem olup hukuka aykırıdır. Maddi somut hiçbir delil olmadan gözaltı işleminin yapılmasının hukuken değil siyasi bir değerlendirme olduğu kanısındayız. Müvekkilin derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz."




