2025 yılının Temmuz ayında Eskişehir'in Seyitgazi ilçesinde çıkan ve Afyonkarahisar'a sıçrayan orman yangınına ilk koşanlardan biriydi 24 yaşındaki AKUT gönüllüsü Bayram Eren Arslan. Henüz yolun başında bir endüstri mühendisi olan genç AKUT’çu nerede bir deprem, yangın olsa, dağda kalan bir keçi ya da insan, mahsur kalanların yardımına koşar, onları kurtarırdı. Babası Gürsel Arslan’ın deyimi ile “herkesi kurtardı, bir kendini kurtaramadı.”

Bayram Eren Arslan 4

Baba Gürsel Arslan bir yıldır oğlunun adını yaşatma mücadelesi veriyor. İki ayrı yerde ağaçlandırmaya, Eren Arslan adını ağaçlarda yaşatmaya çalışırken, oğlunun ‘kurtarma’ mücadelesini anlattığı ve “Yeşil Vatan Uğruna” adını verdiği bir de belgesel hazırladı. “Yeşil Vatan Uğruna, Şehidimiz Bayram Eren Arslan’ı anma ve belgesel film” bugün akşam Mamak Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde gösterilecek.

Gürsel Arslan ile oğlunu ve haberi ilk duyduğunda ve sonrasında yaşadıklarını konuştuk. Zaman zaman konuşmakta zorlanan, gözleri dolup, sözleri boğazına düğümlenen Gürsel Arslan 24 Saat'in sorularını yanıtladı...

Bayram Eren Arslan 3

"İçime bir korku düştü"

İlk nasıl haber aldınız? O acı gün neler yaşandı?

Bir yıl öncesine gidersek... İlk olarak kızım aradı; "Baba, abime ulaşamıyoruz" dedi. Eren bazen bizden habersiz de göreve gidebildiği için "Neredeydi?" diye sordum. Eskişehir’e gittiğini söyledi. Hemen aradım, mesaj attım; "Eren acil beni ara" diye. Görevde olduğu için bazen geç dönerdi. Telefona ulaşamayınca içimi bir telaş ve korku kapladı.

Kızımı tekrar aradığımda, Eskişehir’de yangın çıktığını ve Eren’in de oraya gittiğini öğrendim. Hemen AKUT’taki arkadaşlarını ve Afyon AKUT ekibini aradım. "Bir yangın çıktı, bizimkilere ulaşamıyoruz" dediler ama net bir şey söyleyemediler ya da söylemek istemediler.

Televizyonu açtığımda 11 şehit olduğu haberini gördüm. Yıllardır medyanın içinde olduğum için hızlıca hastaneleri, polisi, adliyeyi ve haber merkezlerini aramaya başladım. Olay iyice büyüyordu. Herkes bana "Gürsel sakin ol, haber alamadık" diyerek beni teskin etmeye çalışıyordu.

Evimize komşular, sağlık ekipleri ve AKUT üyeleri geldi. Bana haberi verdiklerinde de inanmadım. Ta ki ertesi gün Adli Tıp’a gidene kadar...

Bayram Eren Arslan 2

"Onu hep gülen yüzüyle hatırlayacağız"

Sonrasında süreç nasıl ilerledi?

Ertesi gün Adli Tıp bizden DNA testi istedi. Testi verdik, öğleden sonra cenazeyi teslim ettiler. Durumun ağırlığını bildiğim için "Bana gösterin" dedim. Ancak oradaki Savcı Bey, ‘Göstermeyelim, sen onu eski haliyle, gülen yüzüyle hatırla’ dedi. Bizi kırmak istemedi ama onu hep gülen yüzüyle hatırlamamızı istedi.

Bilkent Camii’nde yapılan törenin ardından cenazemizi defnettik. Fakat ben orada bile hâlâ Eren’in çıkıp geleceğini düşünüyordum. Çünkü Eren tecrübeliydi; depremden çıktı geldi, diğer yangınlardan çıktı geldi. Depremde insanları, dağda keçiyi, yangında hayvanları, kediyi, her canlıyı kurtardı... Ama kendini kurtaramadı. Çıkıp gelecek sanıyordum ama gelmedi...

Bayram Eren Arslan

Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Bilgin'den 24 Temmuz mesajı: "Gerçeğin peşindeki gazetecilerle dayanışmayı sürdüreceğiz"
Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Bilgin'den 24 Temmuz mesajı: "Gerçeğin peşindeki gazetecilerle dayanışmayı sürdüreceğiz"
İçeriği Görüntüle

"Ağaçları tek tek suluyorum, iki yıl bana emanet "

Oğlunuzun anısına ağaçlandırma çalışmaları yaptığınızı biliyoruz. Bu süreç nasıl başladı?

O dönem röportaj isteyen arkadaşlara, Orman Bakanlığı’ndan ağaçlandırma için bir yer istediğimi söylemiştim. Yaklaşık 4-5 ay sonra, dikim mevsiminde hem Ankara hem de Yozgat’ta bize alan gösterdiler. Orman Bakanlığı’nın, hemşehrilerimizin ve dostlarımızın desteğiyle fidanlarımızı diktik.

Orada yetkililere; ‘Ağaçları dikiyoruz ama bakımını ve sulamasını ilk 2-3 yıl kendim yapacağım’ dedim. ‘Biz yaparız, gerek yok’ falan dediler ama ben dinlemedim. Çünkü fidanlar için ilk iki yıl hayati önem taşıyor. Arabamın arkasına bir su deposu koydum, tesisatını yaptırdım ve 100 metrelik bir hortum aldım. Evden ya da çeşmelerden suyu doldurup gidiyorum. Her depoyla 40-50 ağaç suluyorum.

Benim köyüm olan Yozgat Sorgun’a bağlı Çamurlu Köyü’nde yaklaşık 345 çam, 50-60 tane de meyve ağacımız var. Ankara’dan kalkıp 4 saatlik yola gidiyor, ağaçları sulayıp dönüyorum. Sezon boyunca bu bakımları aksatmadan sürdüreceğim.

Gürsel Arslan 4

"Eren sadece bir abi değil, kardeşine babaydı aynı zamanda"

Aileniz bu süreci nasıl atlatıyor? Anne ve kız kardeşinin durumu nasıl?

Annesiyle bir süredir ayrıydık, Eren annesiyle kalıyordu. Onlar tabii ki çok bitkin; aynı ev, aynı oda, aynı fotoğraflar...

Kız kardeşi Defne için Eren sadece bir abi değil, aynı zamanda bir babaydı. Aralarında ciddi bir yaş farkı vardı ama bağları çok güçlüydü. İşinden fırsat buldukça kardeşinin okuluyla, her şeyiyle ilgilenirdi. Defne sadece abisini değil, hayatındaki en büyük dayanağını da kaybetti.

Gürsel Arslan

"Tırnaklarıyla insan kurtaran bir canın belgeseli"

Eren adına bir de belgesel hazırladınız. Bu fikir nasıl doğdu?

Ben 36-37 yıldır medya sektöründeyim. Çeşitli kişi ve kuruluşlara, ‘bu çocukların hikâyelerini belgesel yapalım’ dedim. Ne yazık ki yapan olmadı. Ben de kendi imkânlarımla oğlumun belgeselini çekmeye karar verdim. Ama gönül isterdi ki, 11 şehidin de belgeseli olsun…

Kanalımızdaki kameraman arkadaşım Bayram Şahin çekimlerde, Haşim Kılıç kurguda yardımcı oldu. Hemşehrimiz Gökhan Üçel de tüm şehitlerimiz için yazdığı bir şarkıyla destek verdi.

Eren’in geçmişte hayatına dokunduğu insanları tek tek arayıp buldum. Ankara’da çukura düşen yaşlı bir amcayı kurtarmıştı, onunla konuştum.

Adıyaman depreminde 100 saat sonra enkaz altından tırnaklarıyla kazıyarak çıkardığı kadını buldum.

Çankırı’da kurtardığı vatandaşı, Ankara’da kaybolan 50-60 tavşanın bulunmasına yardım ettiği insanları buldum.

Eren Endüstri Mühendisiydi, kendi yazılım ofisi vardı. Ama haber geldiğinde ofisini kapatır, dağda mahsur kalan bir keçiyi kurtarmaya giderdi. İple uçuruma sallanıp o keçiyi kucağında indirdi. İşte bu belgeselle onun bu ruhunu, yaşam biçimini gelecek nesillere aktarmak istedim.

Eren Arslan Hatıra Ormanı

"İnsanlığa hizmet etmek için yaşadı"

Gönüllülük bilinci Eren’de nasıl başladı?

Eren çok sosyal bir çocuktu. 15-16 yaşlarında Türk Hava Kurumu’na (THK) gönüllü girdi. Kurban bayramlarında sabah 4’te kalkar, arkadaşlarıyla deri toplardı. Üstü başı kan içinde kalırdı ama insanlara hizmet etmekten gurur duyardı. THK Müzesi’nde çalıştı, paraşüt ve planör ehliyeti aldı. Okullara gidip çocuklara ücretsiz maket uçak yapımını öğretti.

18 yaşını doldurur doldurmaz da AKUT’a katıldı. Arama kurtarmacı oldu, İHA pilotluğu öğrendi, termal kamera kullanmayı geliştirdi. Amacı asla para kazanmak değildi; tam tersine kendi cebinden, zamanından da vererek insanlara ve doğaya faydalı olmaya çalıştı.

Bayram Eren Arslan 1

Son olarak Eren’in adını yaşatmak için yeni bir adım daha attınız sanırım?

Evet, Yozgat Demokrat Dernekler Federasyonu’nun katkılarıyla bir dernek kurduk, Yozgat Arama Kurtarma Derneği (YAKUD).

Ben başsağlığına gelen tüm siyasi partilere ve STK’lara söylemiştim; her kurumun yanında bir arama kurtarma timi olmalı diye. Bunu bizim federasyonumuz hayata geçirdi.

YAKUD çatısı altında kurtaracağımız her can, dokunduğumuz her doğa parçası Eren’in adına olacak. Eren bizi yukarıdan izliyor biliyorum. Onun adını, onun yardımseverlik yolunu sonuna kadar yaşatacağız.

Muhabir: Sultan Özer