Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında yer aldığı 68’i tutuklu 414 sanıklı "İBB Davası"nın duruşmasına İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi Yerleşkesi 1 No’lu Duruşma Salonu’nda devam ediliyor. Duruşmanın bugünkü celsesi, 1,5 yıldır tutuklu bulunan Medya AŞ Halkla İlişkiler Müdürü Elif Güven’in savunmasıyla başladı.

"Hücremden alınıp Çağlayan’a götürüldüm"

Sorgu sürecinin hukuka aykırı ilerlediğini iddia eden Elif Güven, tutukluluğunun 20'nci gününde cezaevinden nasıl çıkarıldığını şu sözlerle aktardı:

“Hücremde oturuyordum, tutukluluğumun 20’nci gününde cezaevindeki hücreme bir infaz koruma memuru geldi sayım sonrası. Bana ‘Elif hazırlan, seni doktora götüreceğiz’ dedi. Ben de revire çıkıyorum zannettim. Sonra üstüme bir şeyler alırken ‘Dışarı gideceksin’ dediler. Dedim ki ‘Neden ben dışarıya gidiyorum’. Doktora gidecek bir durumum da yok. Tabii çıktım, bir kontrolüm varmış kendimce. Koridorda tam artık araca bineceğiz, kelepçelendik falan, ‘Bir savcı seni çağırmış, savcıya gideceksin’ diye söylediler. Şaşırmıştım çünkü o anda ne cevap vereceğimi de bilmiyorum. Yani gidilir mi, gidilmez mi; gitmesem çok büyük saygısızlık olur diye düşünüyordum. O anda kafam çok karışmış haldeydi çünkü emniyette, sorguda verdiğim ifadelerden sonra ayrıca bir ifade verme talebim yoktu.”

Sorguda anlattığı bazı ifadelerin zapta geçirilmediğini dile getiren Güven, sözlerini şöyle sürdürdü:

Zeynel Emre: Partimizin kurultaya gitmek dışında bir seçeneği kalmadı
Zeynel Emre: Partimizin kurultaya gitmek dışında bir seçeneği kalmadı
İçeriği Görüntüle

“Zaten kendisi benden memnun olmadı. Yüzünden bunu anladım. Sürekli azarlamaya başladı, ‘Bak yine istediğim gibi konuşmadın, bak yine konuşmuyorsun’ diye. Yanımda da avukatım var, o da bir şok oldu herhalde. O da bir şey söylemiyor. Biraz ağlamaya falan başladım. Dedim ki, ‘Ben gerçekten bilmiyorum’. Ne söylememi bekliyor? Sonra artık şöyle şeylere geçtik, ‘X, Y ile işte ilişkisi var mıydı’. Allah Allah. ‘Bu, bunun arkadaşı mıydı’. Bana soruyor, ‘Ekrem Bey’in arkadaşı mıdır’. Bilmiyorum. Ben Ekrem Bey’le sanki 7/24 birlikte geziyorum, hep yemeklere falan gidiyoruz, sosyal hayatta birlikteyiz. Bana bu soru soruldu, ben nasıl bilebilirim arkadaşı mı, değil mi? Sonra yine böyle geliyor, ‘Ama öyle deniyor’. Ben de diyorum ki, ‘Öyleyse öyle olabilir, bu bir suç mu’. İnsanın arkadaş olması ne zamandan beri suç oldu, onu da bilmiyorum. Yüzüme karşı açıkça ‘İstediğim gibi konuşmuyor, kalsın içeride’ dedi. Gerçekten böyle bir durum. Bunun bir hukuku yok mu? Benim için sıkıntı yok. Zaten 20 yıldır biraz alışmıştık bir şeylere. Silivri Cezaevi’nde yatıyoruz odamızda, bir televizyonumuz var Allah’a şükür.”

Haklarında ifade verip aleyhlerine konuşanların hep iftiracı olduğunu anladığını belirten Güven, şöyle konuştu:

“Sanki ben bir şey biliyormuşum gibi iddia ettiler. Halbuki ben zaten doğruları ve bildiklerimi anlatmıştım ancak cümlelerimi kısalttılar. İstedikleri gibi yazmaları beni gerçekten çok rahatsız etti. Tecrübesizliğim sebebiyle bu duruma itiraz edemedim, aslında ettim. Usulü bilmiyordum ama çünkü orada zaten monolog yapıyorum. Soruyor, ben anlatıyorum. Sonra dedi ki, ‘Bitti’. Kendisi yazdırmaya başladı kendi cümleleriyle. Benim cümlem yok. Sonra dedi ki, ‘Etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorum’. Pişmanlık falan olunca dedim ki, ‘Bir dakika, bir saniye sayın savcım. Ben böyle bir şeyden yararlanmıyorum, yani ben etkin pişman değilim. Bir suç işlemedim’ dedim. Avukatım orada duruyor, o da bir şey anlamadı, şok hâlinde. Sonra onu çıkarttı zannettim. ‘Tamam, bir dakika’, o da bana öyle yaptı. ‘Bir dakika, sen dur’ falan dedi. Sonra dışarıda avukatımla konuştum. Dedim ki, ‘Neden sözlerimi usulüne uygun geçirtmedin ya da neden itiraz etmedin’ sorusunu sordum. Bir cevap vermedi. İfade alma sırasındaki yetersizliğinden dolayı kendisini hemen azlettim. Ailemle konuşup şu anda huzurlarınızda olan avukatlarımı tuttum. Beni çok yaralamıştı bu durum. Ben bir daha altını çizmek istiyorum, etkin pişmanlıktan yararlanmadım. Yani şöyle bir durum yok bende, ‘Ben etkin pişmanlıktan yararlandım ama aslında şimdi geri çekiyorum’ falan gibi bir durum yok bende.”

Kaynak: Anka Haber Ajansı