Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) 28 Parti Meclisi üyesinin istifa ederek olağanüstü kurultay zeminini tetiklemesi ve parti yönetim organlarının düşmesi üzerine Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek’ten resmi açıklamalar geldi. Toplantı öncesinde kameraların karşısına geçen Şimşek, yaşanan sürece ve hukuki tartışmalara dair açıklamalarda bulundu.
"Yargıtay kararı olmadan mahalle, ilçe veya il seçimi yapamayız"
Birçok hukukçunun ve parti içi muhalefetin konuyu yanlış değerlendirdiğini savunan Berhan Şimşek, Yargıtay davasının nihayete ermesinin hukuki bir zorunluluk olduğunu ifade etti. Şimşek, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"Salt çoğunluğu, PM'deki sayı kaybı gibi tartışmalar olsa da hepimizin bilgisi dâhilinde devam eden bir süreç var. O nedir? Yargıtay süreci. Hepimiz bunu yanlış konuşuyoruz. Tedbirden dolayı değil; Yargıtay'da dava sonuçlanmadığı için ne mahalle seçimi yapabiliriz, ne ilçe seçimi yapabiliriz ne de kurultay yapabiliriz. PM'de 5 kişi de kalsa hayat devam eder. Buna yanlış bakılıyor. Yargıtay'ın kararı olmadan biz burada bir kişiyi seçemeyiz, mahalle, ilçe veya il seçimi yapamayız. İsterse PM'de üç kişi, beş kişi kalsın; Yargıtay kararı ortaya çıkmadan, karar lehte ya da aleyhte sonuçlanmadan yapılan bütün tartışmalar, inanın ki sadece söz üretmektir."
"Milletvekilleri de ihraç istemiyle disipline sevk edilebilir"
İstifa eden üyelerin ve vekillerin disipline sevk edilip ihraç edilemeyeceğine yönelik iddialara tüzük maddelerini işaret ederek yanıt veren Şimşek, parti içi hukukun uygulandığını kaydetti. Şimşek, eski milletvekili Süheyl Batum’un ihraç kararının mahkemeden dönmesinin hatırlatılması üzerine doğrudan şu yasal amir hükümleri aktardı:
"Sabahtan beri çok değerli arkadaşları televizyonlarda izliyorum. Ben de yarım kamu hukukçusu sayılırım diyelim. Çok değerli hukukçulardan da mütalaalar aldım. Diğer taraftan, Merkez Yönetim Kurulu'nun aldığı kararla arkadaşların disipline verilip ihraç edilemeyeceği söyleniyor. Orada da yanlışlık var. Tüzüğün 63. maddesinin beşinci fıkrasında amir hüküm açık. Özellikle Meclis İç Grup Yönetmeliği'nin 74. maddesine bakmanızdır. 74. maddede diyor ki; milletvekilleri de parti üyeleridir. Parti dışında herhangi bir iş ve eylem içerisinde olduklarında, suç demeyelim ama bu tür durumlarda, Yüksek Disiplin Kurulu ve İl Disiplin Kurulu tarafından değerlendirilirler. Çok ezbere konuşuyoruz. Ben size Süheyl Batum kararıyla ilgili değil, amir hükmü söylüyorum. Yanılmıyorsam bu tüzük değişikliği 2024 yılında, Sayın Bülent Tezcan'ın hukuk işlerinden sorumlu olduğu dönemde yapıldı."
Konuşmasının devamında muhalefetin izlediği stratejiyi eleştiren Şimşek, "Şimdi burada çocukken oynadığımız bir oyun vardı; ortada sıçan var, yandan geç. Bu işi Türkiye gündeminde daha fazla tutmak için böyle yöntemlere başvuruyorlar. Bu gerçekten doğru bir iş değildir. Bu meseleye daha aklıselim yaklaşılabilirdi. Sadece onların değil, bizim de eksiklerimiz olduğunu görüyorum ve hissediyorum. Buraya gelinmemeliydi" değerlendirmesinde bulundu.
"Mahkeme kurultay kararlarını yok hükmünde saydı"
Gündemdeki hukuki tıkanıklığın temel sebebinin yerel mahkemenin kurultayları iptal etmesi ve bu kararın temyize götürülmesi olduğunu hatırlatan Şimşek, mevcut idari tabloyu şu sözlerle özetledi:
"Bir taraf diyor ki, ‘Sayı çoğunluğu yok, PM'yi toplamayalım.’ Ama mesele öyle değil. Şu anda olağanüstü bir durum var. Tekrar edeyim; tedbirden dolayı değil. Bütün medyada ve ekranlarda konu böyle anlatılıyor. ‘Tedbir kararı var, tedbir kararı verildi’ deniyor. Evet, tedbir kararı verildi. Sayın Kılıçdaroğlu ve o günkü PM ile birlikte biz göreve geldik. Ancak Yargıtay'da dava devam ediyor. Tedbir kararının birinci ayağı; 38. Olağan Kurultay, 39. Olağan Kurultay ve Olağanüstü Kurultay kararlarının iptal edilmesiydi. Mahkeme bunları yok hükmünde saydı. Ancak diğer taraftaki arkadaşlar ne yaptı? Yargıtay'a temyize gittiler. Yargıtay'ın kararı olmadan biz burada bir kişiyi seçemeyiz, mahalle, ilçe veya il seçimi yapamayız. Bu durum Türkiye gündemini, siz değerli basın mensuplarını yormaktan ve ülke insanını 'Ne oluyor?' sorusuyla kaotik bir ortama sürüklemekten başka bir işe yaramıyor."




