İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, 23 Mart’tan bu yana tutuklu olduğu süreçte, Fransız gazetesi Le Monde’da yayımlanan bir yazı kaleme aldı. İmamoğlu, yazısında, Kafka'nın Dava adlı romanına atıfta bulunarak, son dönemdeki yargı sürecinin ve kendisine yöneltilen suçlamaların adeta "Kafkavari" bir hal aldığını belirtti. Aynı zamanda, demokrasi, özgürlük ve temel insan haklarının geçerli olmadığı bir döneme girildiği yönündeki küresel algıyı reddettiğini ifade etti.
“Kafkavari" Davalarla Yargılanıyorum"
İmamoğlu, yazısında, hakkındaki yargı sürecine dair somut bilgi verilmediğini, her şeyin belirsiz ve keyfi kurallarla yönetildiğini belirterek, Kafka'nın eserindeki Josef K. karakterine benzetti. İmamoğlu, 1994 yılında İstanbul Üniversitesi'nden aldığı diplomasının, 30 yıl sonra 18 Mart 2023’te iptal edilmesinin arkasındaki sebebin, iktidarın kendisini 2028 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olma hakkından alıkoymak olduğunu söyledi.
Diplomanın iptal edilmesinin ardından bir de “sahtecilik” suçlamasıyla karşı karşıya kalan İmamoğlu, 8 yıl 9 ay hapis cezası talep edilen dava süreci hakkında şunları söyledi: “Savcının suçlaması, hangi belgenin sahte olduğu hakkında hiçbir somut bilgi içermiyor. Bu tam anlamıyla bir belirsizlik ve keyfiyet.”
İmamoğlu, iktidarın gözünde gerçek suçlarının İstanbul'u üç kez kazanmış olmak ve 2028 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmasının yarattığı tehdit olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olma hakkının engellenmek istendiğini vurgulayan İmamoğlu, İstanbul’daki yerel seçimlerde ise Kürt adaylara yer vermesi nedeniyle hakkında açılan “hakaret”, “yolsuzluk” ve “terörizm” davalarına da dikkat çekti.
Demokrasi ve Barış Küresel Dayanışma ile Mümkün
Yazısında, Le Monde okuyucularına seslenen İmamoğlu, dünya genelinde demokrasi, adalet, özgürlük ve insan haklarının yok sayıldığı bir döneme girildiğini ancak buna inanmadığını belirtti. 1914 yılında Kafka’nın Dava romanını yazarken, I. Dünya Savaşı’nın başlamakta olduğu ve adalet gibi temel değerlerin kaybolmaya başladığı bir dönemi anlattığını ifade eden İmamoğlu, bu değerlerin yeniden tekrardan yitirilemeyeceğini savundu.
“Dünyanın tüm halkları, yüzyıllarca büyük bedellerle kazanılmış haklarını korumalı ve barışı muhafaza etmek için dayanışma içinde olmalıdır. Barışın teminatı her zaman demokrasidir” diyen İmamoğlu, bu bağlamda Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşların, demokrasiyi ve insan haklarını güçlendirmeyi amaçladığını hatırlattı.
Türkiye İçin Demokrasi ve Adalet Vurgusu
İmamoğlu, Türkiye’nin güçlü bir demokrasiye ve insan haklarına dayalı bir geleceği hak ettiğini belirterek, 24 Mart 2024 tarihinde Cumhurbaşkanlığı için yapılan ön seçimde 15 milyondan fazla Türk vatandaşının desteğini alarak aday gösterildiğini belirtti. Türkiye’nin Avrupa’nın demokratik değerlerine bağlı bir ülke olarak gelişmesini ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir toplum düzeni kurmayı amaçladığını söyledi.
İmamoğlu, yüzyıldır demokrasiye bağlı olan Türk halkının desteğiyle büyük engelleri aşacaklarını ve tüm “Kafkavari” davaları geride bırakacaklarını ifade etti. "Başaracağız. Çünkü halkımız, yüz yılı aşkın süredir demokrasiye bağlı, güçlü ve bağımsız bir halktır" şeklinde mesaj verdi.





