Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kazı Destek Yapıları Tasarım ve Uygulama Esasları Yönetmeliği değişikliği, mühendislik hizmetlerinin nasıl yürütüleceği ve farklı disiplinlerin süreçteki rolü konusunda yeni bir tartışma başlattı. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO), düzenlemenin kazı destek yapılarının tasarım ve uygulama süreçlerinde mühendislik jeolojisi ve jeoteknik çalışmaların önemini yeterince dikkate almadığını belirterek tepki gösterdi. Odaya göre yönetmelik süreci ağırlıklı olarak tek bir meslek disiplini ekseninde tanımlarken, kazı güvenliğinin gerektirdiği çok disiplinli mühendislik anlayışını geri plana itiyor.
Odaya göre kazı destek yapılarının güvenliği, yalnızca betonarme ya da çelik taşıyıcı sistemlerin hesaplanmasıyla sağlanabilecek bir konu değil. Özellikle deprem gerçeğiyle yaşayan ve karmaşık jeolojik koşullara sahip Türkiye’de, kazının yapılacağı zeminin ve kaya ortamının doğru tanımlanması, jeolojik modelin oluşturulması, yeraltı suyu koşullarının belirlenmesi, kaya kütlesinin özelliklerinin ortaya konulması ve mühendislik parametrelerinin doğru belirlenmesi tasarımın temelini oluşturuyor. JMO, bu bilimsel verilerin ortaya çıkarılmasında Jeoloji Mühendislerinin uzmanlığının belirleyici olduğu görüşünde.
Gebze'de metro inşaatı nedeniyle çöken bina
“Jeoloji Mühendisliği’nin ve Jeoloji Mühendislerinin süreçteki rolü göz ardı edilmemeli” çağrısı yapan JMO, herhangi bir mühendislik disiplininin yetkisine karşı çıkmadığını; itirazlarının, jeoteknik sürecin tek bir meslek disiplininin yetki alanı gibi düzenlenmesine olduğunu ifade etti. JMO; “Çünkü kazı sırasında karşılaşılan zemin ve kaya koşulları, proje aşamasında öngörülen koşullardan farklılaşabiliyor; yeni süreksizlikler ortaya çıkabiliyor, yeraltı suyu seviyesi değişebiliyor ya da başlangıçta öngörülmeyen bir yenilme mekanizması gelişebiliyor” görüşünde. Oda, bu nedenle mühendislik jeolojisi modelinin yalnızca tasarımın başında hazırlanıp bırakılan bir rapor değil, uygulama boyunca kontrol edilip gerektiğinde güncellenen dinamik bir süreç olması gerektiğini vurguladı.
“Güvenli yapı üretimi, uzmanlıkların eşgüdümü ile sağlanır”
Bu açıdan bakıldığında tartışma, yalnızca Jeoloji Mühendislerinin görev, yetki ve imza haklarıyla sınırlı bir meslek alanı tartışması olmaktan çıkıyor. Kazı göçmeleri, oturmalar, heyelanlar, komşu yapılarda oluşabilecek hasarlar ve yeraltı suyundan kaynaklanabilecek sorunlar doğrudan yapı güvenliği ve kamu güvenliğiyle bağlantılı. JMO da yönetmelik değişikliğinin bu nedenle bilimsel veriler, uluslararası teknik standartlar ve kamu yararı doğrultusunda yeniden ele alınmasını istiyor; güvenli yapı üretiminin, farklı mühendislik disiplinlerinin birbirini dışlamadığı, uzmanlıkların eşgüdüm içinde çalıştığı bir sistemle mümkün olabileceğine dikkat çekti.
“Yönetmelik Jeoloji Mühendislerini uzmanlık alanlarından dışlıyor”
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Düzgün Esina 24 Saat Gazetesi’ne yönetmelik değişikliğinin neden bilimsel ve çok disiplinli mühendislik anlayışından uzak olduğunu, uygulamada ne tür riskler yaratabileceğini, uluslararası standartların nasıl bir yaklaşım benimsediğini anlattı. Yönetmelik hazırlanırken görüşlerinin ne ölçüde dikkate alındığı ve başlattıkları yargı sürecine ilişkin sorularımızı da yanıtlayan Esina, yönetmeliğin Jeoloji Mühendislerini kendi uzmanlık alanlarından dışlayan hükümlerinin değiştirilmesini istediklerini ve yürütmenin durdurulması ile iptali için hukuki süreci başlattıklarını da söyledi. Esina’nın sorularımıza yanıtları şöyle:
Yönetmelik değişikliği neden bilimsel ve çok disiplinli mühendislik anlayışından uzak?
Kazı destek yapılarının güvenliği yalnızca betonarme ve çelik elemanların boyutlandırılmasıyla sağlanamaz. Tasarımdan önce kazının gerçekleştirileceği zemin ve kaya ortamının doğru tanımlanması; jeolojik modelin oluşturulması, süreksizliklerin, yeraltı suyu koşullarının, ayrışma derecesinin ve aktif tektonik yapıların belirlenmesi gerekir. Jeoteknik tasarım ancak bu bilimsel veriler üzerine kurulabilir.
Özellikle kaya ortamlarında düzlemsel kayma, kama kayması, devrilme ve kaya düşmesi gibi yenilme mekanizmalarının belirlenmesi doğrudan mühendislik jeolojisi uzmanlığı gerektirir. Yönetmelik değişikliği ise Jeoloji Mühendislerini büyük ölçüde sondaj, veri toplama ve raporlama aşamasıyla sınırlandırmakta; jeolojik modelin tasarım, uygulama, izleme ve denetim süreçlerindeki belirleyici rolünü yeterince tanımamaktadır.
Bizim itirazımız herhangi bir mühendislik disiplininin yetkisine değil, jeoteknik sürecin tek bir meslek disiplininin yetki alanı gibi düzenlenmesinedir. Güvenli yapılar, mühendislik disiplinlerinin birbirini dışlamasıyla değil, kendi uzmanlık alanları çerçevesinde birlikte çalışmasıyla üretilebilir.
JMO Başkanı Düzgün Esina
Düzenleme uygulamada hangi risklere yol açabilir?
Kazı sırasında karşılaşılan zemin ve kaya koşulları, proje aşamasındaki kabullerden farklı çıkabilir. Yeni süreksizlikler görülebilir, yeraltı suyu seviyesi değişebilir veya öngörülmeyen bir yenilme mekanizması gelişebilir. Bu nedenle mühendislik jeolojisi modeli yalnızca başlangıçta hazırlanıp rafa kaldırılan bir rapor değil, uygulama boyunca kontrol edilmesi ve gerektiğinde güncellenmesi gereken dinamik bir modeldir.
Jeoloji Mühendisinin uygulama ve izleme aşamalarından dışlanması; foraj loglarının, kazı aynalarının, süreksizliklerin, yeraltı suyu değişimlerinin ve aletsel ölçüm sonuçlarının jeolojik bağlamından kopuk değerlendirilmesine neden olabilir. Bunun sonucunda kazı göçmeleri, oturmalar, heyelanlar, komşu yapılarda hasar ve yeraltı suyu kaynaklı sorunlar ortaya çıkabilir.
Ülkemizde yaşanan birçok kazı göçmesi ve heyelanın temelinde yalnızca taşıyıcı sistem hesabı değil, sahadaki gerçek koşulları temsil etmeyen eksik veya hatalı jeolojik-jeoteknik modeller bulunmaktadır. Dolayısıyla konu bir meslek grubunun yetki tartışmasından ibaret değildir; doğrudan yurttaşların can ve mal güvenliğiyle ilgilidir.
Uluslararası standartlar bu konuda nasıl bir yaklaşım benimsiyor?
Eurocode 7 başta olmak üzere uluslararası standartlar, jeoteknik araştırma ile jeoteknik tasarımı birbirinden kopuk iki ayrı faaliyet olarak görmez. Zemin ve kaya ortamının araştırılması, jeolojik-jeoteknik modelin oluşturulması, mühendislik parametrelerinin belirlenmesi, tasarımın yapılması ve uygulama sırasında bu kabullerin doğrulanması birbirini tamamlayan aşamalardır.
Burada temel yaklaşım, tek bir mesleği öne çıkarmak değil, uzmanlıkların bütünleştirilmesidir. Jeoloji Mühendisleri zemin ve kaya ortamını tanımlar, mühendislik jeolojisi modelini oluşturur, jeoteknik parametrelerin belirlenmesine ve yenilme mekanizmalarının değerlendirilmesine katkı sunar. İnşaat Mühendisleri ise kendi uzmanlık alanları kapsamında yapısal hesapları ve taşıyıcı sistem tasarımını yürütür. Güvenli sonuç bu iki alanın hiyerarşik değil, eş güdümlü çalışmasıyla elde edilir.

Yönetmelik hazırlanırken JMO’nun görüşü alındı mı? Alındıysa önerileriniz neden düzenlemeye yansımadı?
Yönetmeliğin hazırlanması sürecinde Odamızın görüşlerinin etkili ve sonuç doğurucu bir katılım mekanizması içerisinde değerlendirildiğini söylememiz mümkün değildir. Ortaya çıkan metin, Jeoloji Mühendislerinin mühendislik jeolojisi ve jeoteknik alanındaki bilimsel ve mesleki sorumluluklarını yeterince yansıtmamaktadır.
Yönetmelik boyunca jeolojik model, jeoteknik karakterizasyon, arazi araştırmaları, yeraltı suyu, kaya sınıflaması ve mühendislik parametreleri gibi doğrudan mühendislik jeolojisine dayanan kavramlar kullanılmasına rağmen, bu çalışmaları gerçekleştiren Jeoloji Mühendislerinin tasarım, uygulama ve denetim aşamalarındaki görev ve sorumlulukları açık biçimde tanımlanmamıştır. Düzenlemenin teknik içeriğiyle mesleki görev tanımları arasında ciddi bir uyumsuzluk bulunmaktadır.
Bizim beklentimiz, görüş istemenin biçimsel bir işlem olarak görülmemesi; ilgili tüm meslek odalarının bilimsel ve teknik değerlendirmelerinin metne gerçekten yansıtılmasıdır. Bakanlığa çağrımız, düzenlemenin katılımcı bir süreçle yeniden ele alınmasıdır.
Yönetmeliğin değiştirilmesi için tam olarak ne talep ediyorsunuz?
Talebimiz, yönetmeliğin yalnızca bir meslek grubuna yetki verilmesi ya da başka bir meslek grubundan yetki alınması anlayışıyla değil, güvenli yapı üretiminin gerektirdiği bilimsel iş bölümü esas alınarak yeniden düzenlenmesidir.
Jeoloji Mühendislerinin aşağıdaki aşamalardaki görev, yetki, sorumluluk ve imza haklarının yönetmelikte açıkça tanımlanmasını istiyoruz:
• Jeolojik ve jeoteknik modelin oluşturulması ve güncellenmesi
• Zemin ve kaya kütlesinin karakterizasyonu
• Süreksizlik sistemleri ile kaya kütlesi sınıflamalarının yapılması
• Yeraltı suyu koşullarının değerlendirilmesi
• Jeoteknik parametrelerin belirlenmesi
• Olası yenilme mekanizmalarının ortaya konulması
• Uygulama sırasında sondaj ve foraj logları ile kazı aynalarının incelenmesi
• Aletsel izleme sonuçlarının jeolojik koşullarla birlikte yorumlanması
Ümraniye'de çöken bina
Peki, yargı süreci ne zaman başlayacak ve hangi hükümlerin iptalini isteyeceksiniz?
Odamız hukuki süreci başlatmış durumdadır. Yürütmenin durdurulması ve iptal istemimiz; Jeoloji Mühendislerini kendi uzmanlık alanlarından dışlayan, görev ve yetkilerini veri raporuyla sınırlandıran ve jeoteknik tasarım ile uygulama sorumluluğunu tek bir meslek disiplinine bırakan hükümler üzerinde yoğunlaşacaktır. Dava dilekçesi ve iptali istenecek hükümler hukuki inceleme sonucunda kesinleştirilecek; süreç tamamlandığında ayrıntıları kamuoyuyla paylaşılacaktır.
Bu mücadele yalnızca meslektaşlarımızın haklarını koruma mücadelesi değildir. Esas amacımız bilimsel mühendislik hizmetlerinin, güvenli yapı üretiminin, kamu yararının, yurttaşların can ve mal güvenliğinin korunmasıdır.





