Hatay’ın İskenderun ilçesinde 6 Şubat depremlerinde yıkılan Özel İskenderun Yüksek Öğrenim Erkek Öğrenci Yurdu, Hatay Valiliği’nin 21 Aralık 2021 tarihli kapatma kararına rağmen faaliyetini sürdürüyormuş. Belgelerin deprem sırasında zayi olduğu açıklandı.
21 Aralık 2021’de kapatma kararı alınmış
Hatay Valiliği, yurda ilişkin yaptığı denetim sonucunda faaliyetine son verilmesine karar vermiş, ilgili mercilere gerekli bildirimler yapılmıştı. Ancak karar, 13 ay boyunca uygulanmamış, yurt mühürlenmemiş ve öğrencilerin burada kalmasına göz yumulmuştu.
Depremde 16 öğrenci hayatını kaybetmişti
İskenderun Kurtuluş Mahallesi’nde bulunan Büyük Çarşı İş Hanı’nda, içinde yurdun da bulunduğu binanın çökmeleri sonucu 16 kişi yaşamını yitirdi, aralarında üniversite öğrencileri de vardı.
Arşiv belgeleri depremde zayi oldu
Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, deprem nedeniyle arşiv binasının ağır hasar aldığını, ruhsat ve denetim belgelerinin kullanılamaz hâle geldiğini açıkladı. Bu nedenle yurdun kapatma kararına ilişkin belgelerin örnekleri mevcut değil.
Ailelerden tepki: “Aynı acıyı onlara da yaşatsın”
Yurtta 19 yaşındaki oğlunu kaybeden bir anne, “Allah hepsinin belasını versin, aynı acıyı, evlat acısını onlara da yaşatsın” dedi.
Adalet Peşinde Aileleri Platformu:“Ağır bir kamu ihmalinin göstergesi
Adalet Peşinde Aileleri Platformu Sözcüsü Döne Kaya, süreci “ağır bir kamu ihmalinin göstergesi” olarak nitelendirdi. Kaya, ruhsatı iptal edilmiş bir binanın işletilmeye devam etmesinin bile bile ölüme yol açmak anlamına geldiğini belirtti ve şunları söyledi:
"6 Şubat depremlerinde yıkılan Özel İskenderun Yükseköğrenim Erkek Öğrenci Yurdu'na ilişkin ortaya çıkan resmi yazışmalar, ağır bir kamu ihmalinin göstergesidir. Hatay Valiliği'nin 21 Aralık 2021 tarihli denetim kararıyla, bu yurdun ruhsatının iptal edildiği öğrenilmiştir. Ancak, aradan geçen 13 aya aşkın süre boyunca bu kararın ilgili merciler tarafından neden uygulanmadığı; uygulanmadığı durumda neden bakanlıkça yurdun mühürlenmediği ve öğrencilerin burada kalmasına neden göz yumulduğu açıklanamamaktadır. Ruhsatı iptal edilmiş bir binanın işletilmeye devam etmesine müsaade etmek, bile bile gençlerin ölümüne izin vermek demektir. Bu, yalnızca idari bir eksiklik değil; doğrudan ölüme giden bir ihmal zinciridir. Daha vahimi ise bu hayati kararın ve denetim belgelerinin 2021 yılında 'dijital ortama aktarılmadığı' için bugün sorumluların tespit edilememesidir.
Ayrıca, bakanlığa bağlı il müdürlüklerindeki evraklar, bu kurumun bir üst denetimcisi olan bakanlığa neden gönderilmedi, neden sadece il müdürlüklerinde fiziki evrak olarak tutuldu? Bu durum, il müdürlüklerinin denetiminin üst makamlarca yapılmadığı sorusunu akla getirmektedir. 2021 yılında alınmış bir kamu kararının yalnızca fiziki evrakla tutulmuş olması kabul edilemez. Bu durum, arşiv güvenliği ve kamu yönetimi açısından başlı başına bir skandaldır. Deprem sonrası 'belgeler zayi oldu' denilerek dosyanın fiilen kapatılması, sorumluların korunması anlamına gelmektedir. Kamu görevlilerinin kim olduğu bilinmiyor gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi, adaletin değil, ihmalkarlığın kurumsallaşmasıdır.
Buradan açıkça soruyoruz: 21 Aralık 2021'de yapılan denetim sonucu ruhsatı iptal edilen bu yurt neden mühürlenmedi? Bu kararın uygulanıp uygulanmadığını kim, neden denetlemedi? Gençlik ve Spor Bakanlığı'na bağlı il müdürlüklerinin faaliyetleri Bakanlık tarafından denetlenmiyor mu? Dijital kaydı tutulmayan bu işlemlerle kamu görevlileri fiilen sorumsuz mu bırakılmaktadır? Bu ihmallerin bedelini neden öğrenciler canlarıyla ödemiştir? Ruhsatı iptal edilmiş bir yapının işletilmesine göz yumulması kader değildir. Bu, açık bir idari sorumluluktur. Bu ülkede artık şunu kabul etmeliyiz, ihmaller görünmez kılındıkça, adalet ertelendikçe, yeni felaketlerin önü açılmaktadır. Kaybettiğimiz gençlerin hatırası için bu dosya kapatılamaz. Sorumlu kamu görevlileri tespit edilmeli, idari ve cezai süreçler derhal işletilmelidir."





