Birsen GÜRDİL / Eğer doğasever bir gezginseniz, tabiatın bir lütfü olan Karadeniz sahillerini mutlaka bu mevsimde gidip görmenizi ve de gezmenizi tavsiye ederim. Yaz aylarında bir başka güzelliğe bürünen bu yöreler kış aylarında ise yağan karların örttüğü ağaçlar, yaylalar, meralar sizlere sihirli bir âlemin kapılarını açacaktır. Şiddetli soğukların, yoğun kar yağışının etkisinde kalan bu bölgeyi bu aylarda gezmenin çok büyük ayrıcalığı vardır. Eğer vaktiniz ve de bol miktarda kredi kartına sahipseniz bugünden tezi yok valizini hazırlayıp yola çıkmanız gerekiyor. Bir seyahat acentesi ile anlaşarak bu doğa harikası bölgeleri rahatlıkla gezip görmenizde mümkündür. Yok, bu karlı mevsimde ben kayak sporu yapmak istiyorum diyorsanız, ben size yurdumun birbirinden güzel kayak merkezlerinin isimlerini de verebilirim. Böylelikle kayak sporu yapmak için Bulgaristan’a, Romanya’ya veya bir başka yabancı ülkeye gitmekten vazgeçersiniz. İşte Türkiye’deki modern ve tabiat harikası kayak merkezleri: İstanbul’a en yakın kayak merkezi Kocaeli Kartepe Kayak Merkezi, Bolu Kartalkaya, Gerede Kayak Merkezi, Kastamonu, Yurdum Tepe, Ilgaz Kayak Merkezi, Samsun Ladik, Ordu Çambaşı Yaylası, Gümüşhane Zigana, Gümüşhane Kop Kayak Merkezi, Artvin Mersivan Atabarı, Ardahan Yeşilçam, Kars Sarıkamış, Erzurum Palandöken, Ağrı Küpkıran, Van Güzeldağ, Bitlis Tatvan Nemrut, Hakkari Mergabüte, Muş Gevaş Abalı, Erzincan Bolkar, Elazığ, Sivrice Hazarbaba, Sivas Yıldız Dağı, Kayseri Erciyes, Aksaray Hasan Dağı, Ankara Elmadağ, Çankırı Doruk Tepe, Isparta Davraz, Antalya Saklıkent, Burdur Salda, Denizli Bozdağ, İzmir Ödemiş Bozdağ, Bursa Uludağ Kayak Merkezleri sizlere hayatınızın en hareketli ve renkli günlerini yaşatacaktır. Kar var mı, yok mu diye bir düşüncenizde olmasın pek çok kayak merkezinde suni kar üreten makineler hazır beklemektedir. Kayak değil de şöyle kafanızı ve vücudunuzu dinlendirip yörelerin bir birinden lezzetli yemeklerinin tadına bakmak istiyorsanız, gecikmeden Karadeniz turuna çıkmalısınız. İlk durağınız olan Sinop, bugün turist bekleyen bir kentimiz, M.Ö. 7, yüzyılda inşa edilmiş kale daha sonra hapishane olarak kullanılmış. Sabahattin Ali ve Ruhi Su gibi yazar ve sanatçılar burada tutuklu tutulmuşlar. Bugün kültür merkezi ve müze olan bu yerin ötesinde nefis manzarası ile Sinop, sizi kendisine tutkun edecektir. Safranbolu evleri, Türk mimarisinin en iyi örneklerinden halen ayakta duran yapıları, tarihi ve ahşap binaları ile 17. Yüzyıl yaşamı sunan Safranbolu, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almıştır. Çarşısı, otantik havası, mağaraları ve doğal güzelliği ile hoşunuza gidecek bir yerdir. Safranbolu, Samsun Ata’mızın Anadolu’ya ayak bastığı bu kentimiz, modern görüntüsü ile sizi belki şaşırtabilir. Rize’nin pek ünlü fındığı ve çayı bir tarafa, Trabzon imparatorluğu döneminde yapılan ve 150 metrelik bir tepenin üstüne inşa edilen Zilkale, Fırtına Vadisi’ne hâkim konumu ile Rize’nin en görkemli kalesinin yanı sıra, Çamlıhemşin’i görmeniz mümkün. Ordu’nun doğal güzelliklerinin yanı sıra Pontus Krallığı döneminde sarp kayalıklara inşa edilmiş olan Kurul Kalesi kazılarının gün ışığına çıkardığı bir gerçeğe göre Karadeniz bölgesinde 2200 yıl öncesinde de yerleşim olduğu ortaya çıkmış. Karadeniz bölgesinin en ilginç ve muhteşem tarihi yapısı ise Maçka’da bulunan Sümela Manastırı’dır. Trabzon’a gidip de burayı ziyaret etmemek bence büyük bir kayıptır. Karanlıkdağı’nın sarp yamaçları üzerine 4.Yüzyılda inşa edilmiş olan bu yerde UNESCO’nun koruması altındadır. Osmanlılar bu bölgeleri fethettikleri zaman Hıristiyanlar için çok önemli bu kutsal merkezin korunması için ferman çıkardıkları da bilinmektedir. Bugünlerde büyük bir restorasyon geçiren muhteşem yapı bir süreliğine ziyaretçilere kapalı tutulmaktadır. Bölgenin en önemli kenti olan Trabzon, gerek tarihi yapıları ve gerekse doyumsuz tabiat zenginliği ile insanları adeta büyüleyen bir yer. Trabzon’a gitmişken 1260’da inşa edilmiş kiliseyi, yani Ayasofya Camii’ni ziyaret etmelisiniz. Bizans resim sanatının emsalsiz örneklerinin yanı sıra taş oymacılığının da ne denli zengin olduğunu göreceksiniz. Trabzon’un fethedilmesini takip eden günlerde cami olarak hizmet veren bu tarihi değeri pek yüksek yapı 1960’da bu kez de müzeye dönüştürüldü. 2013 yılında tekrar cami olarak kapılarını Müslümanlara ve de kente gelen turistlere açan bu yeri mutlaka ziyaret etmelisiniz. Deniz doldurularak üzerine muhteşem spor kompleksleri yapılan yeri ve spor stadyumunu görmemezlik etmeyin. Bu arada Sümela Manastırı’ndan önce yapıldığı tahmin edilen Vazelon Manastırı nedense içindeki etkileyici fresleleri ve konumu itibariyle pek çok yerli ve yabancı turisti bulunduğu yere çekecek bu tarihi yapı da Maçka’da bulunmaktadır. Trabzon’da ilginizi çekeceğine inandığım bir yapı ise Trabzon’un soğuk su mevkiinde, çam ormanları içinde bölgeye hâkim bir yerde kurulmuş olan tarihi binanın Atatürk tarafından kullanılmış olmasıdır. 1890’lı yıllarda yapılmış bu muhteşem köşk bugün Atatürk müzesi olarak hizmet vermektedir. Büyük Önder, bir gelişinde 1957’de vasiyetini burada yatmıştır. Amasya, Osmanlı tarihinde önemli bir yeri olan ve şehzadeler kenti olarak bilinen Amasya, pek çok Osmanlı eserinin yanı sıra Helenistik dönemde inşa edilmiş 23 kaya mezarda bu şehre ayrı bir değer katmaktadır. Ferhat ile Şirin aşkının bir delili olan kayalara oyularak şehre su taşıyan kanalların mevcudiyeti, Yeşil Irmağın ortasından geçip elma bahçelerini sulayarak nazlı nazlı akması da şehre ayrı bir güzellik vermektedir. Yolunuz bu kente düştüğüne göre Gümüşhane’yi ziyaret etmemek olmaz. Orta Çağ’da kurulmuş olan bu tarihi kentte 19. Yüzyılda yapılmış Santa denilen bölgede taştan evler bugün bile ayaktadır. Kiliseleri, çeşmeleri ile 300 yılı aşkın bir süre ayakta kalan Santa Harabeleri ne yazık ki bakımsız ve kaderine terk edilmiş bir yer olarak yetkililerin ilgisini beklemektedir. Tahtalı Run To Sky, bu yılda Antalya’da yapılacak, bilindiği gibi Avrupa’nın sayılı yüksek dağlarından biri olan Eiger Dağı’na 1858 yılında ilk kez çıkılmıştı. Uzun bir rota izleyen dağcıların ardından 1938’de 4 kişilik Alman ve Avusturyalı bir ekip dağın kuzey yönünden tırmandığı dağın tepesine tam üç günde ulaşabilmişti. 1974 yılında ise efsanevi İtalyan dağcı Messmer tepeye 10 saatte tırmanarak bir rekor kırmıştı. 1983’de Thomas 4 saat 50 dakika da, 2007-2008’de Uli Steck 3 saat, Steck 2015’te dağın zirvesine 2 saat 22 dakika da tırmanarak Eiger dağının şampiyonu olmuştur. İşte 49 yıldan beri yapılan bu tırmanış müsabakaları iki yıldan bu yana Türkiye’de Antalya’da yapılmaktadır. Eiger yarışlarının sponsoru olan İsviçre Mammut şirketinin desteği ile düzenlenen bu yarışmaya yurtdışından da çok sayıda meraklı ve sporcunun katıldığı Tahtalı Run To Sky’nin asıl özelliği 28 km gibi kısa bir mesafede 1500 metre yüksekliğe çıkmaktır. Olimpos’ta ki Tahtalı mevkiinde Mayıs ayı içinde gerçekleşecek olan yarışlara, yurtdışından da büyük ilgi olacağı bilinmektedir.