ABD-İsrail’in Stratejik Hedef Ülkesi İran ve İki Yüzyıllık Hafıza
Antlaşmalara geçmeden, kısa bir tespit yapmak gerek: Bilindiği gibi, ABD ve İsrail BOP hedefiyle Orta Doğu’da birçok ülkeyi doğrudan hedef aldı. Son olarak, Bölgede en büyük stratejik tehdit olarak gördüğü Iran’a saldırıldı. İran’ın bölgesel nüfuzunu kırmak ve rejim üzerinde caydırıcılık sağlamak adına nokta hedeflerle başlatılan saldırılar Tahran, enerji kaynakları hedefli, nükleer tehdit gerekçeli sürdürüldü. İran yönetimi ve halkı güçlü bir direnişle, ABD’nin Bölge ülkelerindeki üslerini hedef alarak, karşılık verdi., Filistin’de yapıldığı gibi İranda da sivillere orantısız güç kullanıldı. İran maddi manevi çok büyük kayıplar verdi. Savaş şimdilik barış görüşmeleri için durdurulmuş durumda. İran, ABD-İsrail ve Batılı destekçileri karşısında diplomatik manevralar yapmaya; Hürmüz Boğazı, nükleer program gibi kırmızı çizgilerinden taviz vermemeye çalışıyor. İran’ın haklı direnci, geçmişte emperyalist Rusya ve destekçisi İngiltere’nin baskısıyla İran’a imzalatılan; Türklerin asırlarca egemen yaşadığı coğrafyayı ve milli kimliğimizi parçalanmaya mahkûm eden “Gülistan” ve “Türkmençay” antlaşmasını hatırlattı... İran’ın bugünkü stratejik aklında şüphesiz ki o iki yüz yıl öncesinin yenilgisinden alınan dersler vardır, olmalı da. Çünkü o talihsiz antlaşmaların, çok büyük bir coğrafyada telafisi olmayan can yakıcı izleri hâlâ yaşanıyor…
Gülistan ve Türkmençay Antlaşmaları
Rusya ve İran arasında 19. YY başında imzalanan Gülistan(1813) ve Türkmençay(1828) antlaşması emperyalistleri güçlendirirken, İran ve Azerbaycan tarihinin ise en büyük kırılma noktası olmuştur. Antlaşmaların ağır siyasi, askeri ve demografik hükümler içeren önemli maddeleri şöyledir.
Gülistan Antlaşması (12 Ekim 1813)
Rusya İmparatorluğu ile Kaçar Hanedanlığı (İran) arasında imzalanan bu antlaşma ile;
· Toprak Paylaşımı ve Sınırlar: İran; Gence, Karabağ, Şeki, Şirvan, Kuba, Bakü, Derbent ve Talış hanlıkları üzerindeki tüm haklarını ve bu bölgeleri Rusya'ya bırakmıştır. Ayrıca Gürcistan ve Dağıstan üzerindeki iddialarından da vazgeçmiştir.
- Hazar Denizi Egemenliği: Hazar Denizi'nde yalnızca Rusya'nın askeri donanma (savaş gemisi) bulundurma hakkı olacaktır.
- Ticari Ayrıcalıklar: Rus tüccarlara Azerbaycan ve İran topraklarında iç gümrük vergilerinden muaf olarak serbestçe ticaret yapma imtiyazı tanınmıştır.
- Sadece Revan (Erivan) ve Nahçıvan Hanlığı İran hâkimiyetinde kalmıştır.
Özetle; Gülistan Antlaşması Azerbaycan coğrafyasının Ruslar tarafından ilk resmi işgal belgesidir.
Türkmençay Antlaşması (10 Şubat 1828)
İkinci Rusya-İran Savaşı'nın ardından imzalanan bu antlaşmada hem Gülistan'ın hükümleri pekiştirildi hem de sınırlar kesin olarak çizilerek Azerbaycan resmen ikiye bölünmüş oldu.
- Kesin Bölünme Sınırı: İran nüfuzunda kalan son iki Türk Hanlığı Revan ve Nahçıvan hanlığını da Rusya'ya bıraktı. iki devlet arasındaki sınır, Aras Nehri olarak belirlendi. Nehrin kuzeyi (Kuzey Azerbaycan) Rusya'ya verilirken, güneyi (Güney Azerbaycan) ise İran'a bırakıldı.
- Savaş Tazminatı: İran, Rusya'ya 20 milyon gümüş manat (yaklaşık 5 milyon tümen), döneme göre çok ağır bir savaş tazminatı ödemeyi kabul etti. Tazminat ödenene kadar Rus ordusunun Güney Azerbaycan'daki bazı bölgelerden çekilmeyeceği de belirtildi. Rusya ayrıca; Rus tüccarlar ve tebaası için İran topraklarında kapitülasyon mahiyetinde adli muafiyet sağladı. Rus vatandaşlarının işlediği suçlara İran mahkemeleri değil, Rus konsoloslukları bakacaktı. Ve Rusya'nın Hazar Denizi'ndeki mutlak askeri tekel hakkı da yeniden onaylandı
- Ermeni Göçü ve Demografik Değişim: Bu madde, Antlaşmanın en stratejik maddelerinden biridir. İran sınırları içinde (özellikle güneyde) yaşayan Ermeni ailelerin, hiçbir engelle karşılaşmadan kendi istekleriyle Rusya kontrolündeki Kuzey Azerbaycan topraklarına (Karabağ, Revan ve Nahçıvan'a) göç etmelerine izin verildi ve bu göçler Rusya tarafından finanse edildi.
Bu iki antlaşma ile Azerbaycan Devleti ve Azerbaycan Türklerinin masa başında ikiye bölünmesiyle ortaya çıkan travmalar, nesiller boyu süregeldi. Azerbaycan’ın güçlü şairi Məmməd Araz, vatanın bölünmüşlüğü temalı çok sayıdaki şiirlerinden birinde şöyle der:
“Vətən parça-parça, ortada sərhəd/ Bu mu taleyimiz, budur mu qismət?
Mirzə’nin qəlbində dağ boyda həsrət/ Araz’dan Təbriz’ə baxmağa gəlib.” Bir başka şiirde de şöyle der Şair Araz:
"Araz'ı yarıp geçen, Aras adlı nehir yarı," "Neçe köy biçildi, şehir yarı..."
Güney’deki eşsiz şair M. Hüseyin Şehriyar da şöyle seslenir:
"Aras adlı nehri yarı / Neçe köyü, şehri yarı. /
Gan ağladı Şehriyar’ı / Tarı Azer, sazı Baycan."
Alınannan galaları / Gurtarmayır belaları
Gubet elde balaları / Biri Azer, biri Baycan”
Şehriyar'ın vatanın bölünmüşlüğü/zorunlu ayrılık temalı diğer şiirlerinde de ‘vatanı bölen asıl unsur’ Aras Nehri imiş gibi sembolize edilir.
Sonuç:
Bu antlaşmalar hem Çarlık hem de SSCB döneminde Rus despotizmine yol açmış, Kafkasya'da demografik yapının değiştirilmesine, yaşanan son Ermenistan-Azerbaycan çatışmalarına tarihsel temel olmuştur. Öte yandan İran’da da sular durulmamıştır. Yönetim Farslara geçince (1925), Türk Halkları önce Fars asimilasyon politikalarına, 1979 sonrasında da teokratik-ümmetçi yönetim baskılarına maruz kalmıştır.
Benzer yanlışların ve acıların yaşanmaması için; bugün süregelen İran-ABD barış görüşmelerinde adil ve kalıcı anlaşmaya varılması. Saldırıya maruz kalan, büyük maddi-manevi zarara uğrayan İran’ın bu kez masadan güçlü kalkması, bununla birlikte sonuç ne olursa olsun, teokratik yönetimin normalleşmesi, insan hakları ve demokrasinin yerleşmesi gerek.
* Rus yönetimi antlaşmalardan sonra egemenliği altına giren coğrafyayı nasıl yönetti; Dönem itibariyle bölgede ne kadar hanlık vardı, nüfusları, sosyo-ekonomik ve siyasi pozisyonları nasıldı? Türk hanlıklarının ve halklarının Rusya ve İran arasında sıkışıp kalması kaçınılmaz mıydı, onlar antlaşmalara giden süreçlerde ne kadar etkili oldu? Bir sonraki yazıda ele alınacaktır. Okumanız, geri bildirimde bulunmanız dileğiyle… ([email protected])