Bir milleti toprağından koparılabilir, sürgün yollarında kırabilir, hatta adını haritalardan silinebilir fakat ruhundaki vatan bilinci ve hürriyet sevdası sökülüp alınamaz.
İnsan Kasabı Stalin’in zifiri karanlık operasyonuyla Sibirya ve Orta Asya bozkırlarına sürülen Kırım Tatar Türkleri, maruz kaldıkları sistematik asimilasyon politikalarına rağmen pes etmediler. Yarım asra yakın (47 yıl) süren sürgün hayatı boyunca, ninnilerinde, türkülerinde ve dualarında yaşattılar geri dönecekleri “Yeşil Yarımada Kırım”ı…
Lider Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun öncülüğünde yürütülen destansı sivil direniş, totaliter Sovyet rejiminin duvarlarında derin çatlaklar açtı. Vatan Kırıma dönüş hakkı için birçok dava açıldı. Sovyetler Birliği Yüksek Sovyeti’nin, 1967 yılında çıkardığı kararname ile, Kırım Tatarlarına yöneltilen tüm asılsız suçlamaları resmen kaldırdı ve akladı ama Kırım’a dönüşe bir türlü izin verilmedi. Daha kapsamlı siyasi iade-i itibar ise Sovyet Parlamentosu’nun 1989 yılında kabul ettiği deklarasyon ile resmileşti. Dünyanın en uzun soluklu hak arama mücadelesi olan bu süreç, ancak 1989’dan itibaren meyvesini vermeye başladı.
Kırımoğlu: Halkıyla bütünleşmiş azimli lider
Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu daha önce de siyasi faaliyetleri nedeniyle üniversiteden atılmış, yedi kez yargılanmıştı. Haziran 1974’te tekrar tutuklanıp Rusya’nın Omsk bölgesinde bulunan kamplarda 1 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Bu hapis cezasının bitimine 3 gün kala hakkında; ‘mahkûmlar arasında devlet karşıtı propaganda yapmak, Sovyet rejimini karalayan belgeler hazırlamak’ iddiasıyla yeni bir ceza davası daha açıldı. İddianame, 19 Kasım 1975’te açıklandı. Dava duruşması 14-15 Nisan 1976’da yapıldı. Mustafa Cemilev (Mustafa A. Kırımoğlu) suçlu ilan edildi. Bu kez de 2 yıl 6 ay ağır hapis cezasına çarptırıldı." Kırımoğlu, cezaları ağırlaştırılmış olarak, toplamda 15 yıldan fazla hapis yattı. Tarihte en uzun süren açlık grevine (303 gün) dayandı. Yılmadı. Halkının haklarını uluslararası platformlarda savunmaya, “İnsan Hakları Aktivisti “olarak anılmaya devam etti.
Kırım Türkleri, Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecine girmesiyle birlikte, hiçbir uluslararası gücün yardımını beklemeden, kendi imkanlarıyla dalgalar halinde ata topraklarına geri dönmeye başladılar. Bu dönüş, kelimenin tam anlamıyla mucize gibi gerçekleşti…
Bu arada, SSCB dağıldığında Kırım, Ukrayna sınırları içinde kaldı.
Kırım Türkleri Vatan Kırım’a döndüklerinde evlerini, topraklarını Rusların işgal ettiğini gördüler. Yılmadılar; uzun süre basit çadırlarda kaldılar. Sonra derme çatma kulübeler inşa ettiler çünkü hiç kimse kendi evini geri alamadı. Toprakla yeniden bütünleşip ekip biçmeye, ayakta kalmaya çalıştılar.
Kırım Tatar edebiyatının önemli şairi (benim de geçmişte röportajlar yaptığım) Şakir Selim, ailesiyle gönderildiği Özbekistan sürgünü sonrasında Kırım'a döndüğünde; Bahçesaray’ için yazdığı “BAĞÇASARAY” şiirinde başka yoksunlukları da dile getirmiş:
Yeşil çaplar arasında esken yelin
Tar sokaklı maallelerde kimni aray?
Niçin kuryup kaldı Sırlı Çeşmelerin?
Söyle mana, Bağçasaray; Bağçasaray.
Çürük Suv’nun boylarında tamır atgan
Selbilerin niçin ösmey, niçin kavray?
Otuziki Ay-Yıldızın(*) kayda batkan?...
Söyle bana, Bağçasaray; Bağçasaray
(*Bahçesaray’da sürgün sonrasında yıkılan/dönüştürülen aleminde Ay-Yıldız olan 32 Cami ve 6-7 sokak çeşmesi kastediliyor)
Kırım yeniden vatanlaştıkça, ayakta kalan az sayıdaki camiden yeniden ezan sesleri yükselmeye, Akmescit’te, Bahçesaray’da Türkçe konuşulmaya başlandı. Milli Meclislerini kurarak kendi demokratik iradelerini dünyaya ilan ettiler. Kırım, adeta küllerinden doğan anka kuşu gibi, evlatlarının şefkatli ellerinde yeniden Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası, Karadeniz’in kültürel esenlik kapısı haline geldi. Bu kıt kanaat şartlar bile sadece 25 yıl sürebildi. Kırım Ruslarca yine esaret altına alındı.
Rusya’nın Kırım’ı işgal ve ilhakı: Çile devam ediyor
Vladimir Putin liderliğindeki Rusya yönetimi, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra zedelenen "büyük güç" statüsünü geri kazanmayı ve Sovyet sonrası coğrafyada Batı'nın genişlemesini (NATO ve AB) durdurmak için 2014 yılında Kırım'ı ilhak etti. Stratejik noktaları, kamu binalarını ele geçirdi. Uluslararası hukuk ve BM, Kırım’ın işgalini Ukrayna'nın toprak bütünlüğünün ihlali ve yasa dışı kabul etmekte, Ukrayna Yönetimi de tanımamaktadır. Ancak Rusya buna rağmen yoğun askeri tedbirler altında bir referandum düzenlendi ve Kırım'ı resmen kendi topraklarına kattığını(ilhak) ilan etti.
Kırım, Karadeniz'in tam ortasında yer alan bir devasa uçak gemisi gibidir, Akdeniz ve Orta Doğu'ya açılan kapıdır. Ve Sivastopol (Akyar)limanı, Rusya'nın Karadeniz Filosu'na ev sahipliği yapıyordu. Rusya lideri Putin, Batı yanlısı Zelenski Hükümetinin, bir NATO üssü kurulmasına izin vereceğini varsayarak bu stratejik üssün geleceğini garantiye almak istedi. Rus işgalinde yeniden insan hakları gaspları, tutuklanmalar da başladı. Halen bu baskı dönemi devam ediyor.
Kırım Türklerinin milli lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun öncülüğünde yürütülen destansı sivil direniş, nasıl totaliter Sovyet rejiminin duvarlarında derin çatlaklar açmış; dünyanın en uzun soluklu hak arama mücadelelerinden biri yaşanmış, meyvesini ancak 47 yıl sonra verdiyse, bağımsızlıklarını yine, yeniden kazanabilirler. Çünkü buna ant içmişler…
“Ant etkenmen, söz bergenmen millet içün ölmege
Bilip, körip, milletimniñ köz yaşını silmege.
Bilmey, körmey, biñ yaşasam, qurultaylı han bolsam,
Kene bir kün mezarcılar kelir meni kömmege.”
Bugün Kırım, yeniden zorlu bir süreçten ve jeopolitik bir baskı döneminden geçmektedir. Ancak Kırımoğlu diyor ki; “Tarih şahittir ki, bu millet her türlü emperyal kuşatmayı inançla yarmayı bilmiştir. "Yeniden vatanlaşan Kırım", sadece geçmişte kazanılmış bir hakkın teslimi değil; gelecekte de bu toprakların hakiki sahibinin kim olduğunu gösterecek ebedi irade beyanımızdır.”
Ben de Kırım Türklerinin vatanlarında hür bir şekilde yaşamaya devam edeceğine yürekten inanıyorum. Şehitlere ve gazilere saygı ve minnetle…
#AntEtkenmen #Kırım #Tatar #Türk #Sürgün