AB ülkelerine seyahat etmesi gereken T.C. vatandaşlarına da uygulanan Schengen vizesi konusunda birkaç yazı yazdım, bolca da paylaşım yaptım.

Öncelikle AB ülkelerinin tedirginliğini çok iyi anlayabiliyorum.

Bir yandan alacağı vizeyi pervasızca kullanacak, yasalara, kurallara saygısız bir güruh var; bir yanda da bir şekilde T.C. vatandaşlığı almış ve aslında kim olduğu belli olmayan bir başka grup var… İçlerinde sıradan insanlar olduğu gibi kaçakçılar, kartel üyeleri, teröristler say say bitmiyor. Binlerce sayfa dolusu isim listesi var Avrupa’nın elinde…

Bu insanlar bir şekilde son dönemde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayı başardılar ve sonra da pasaport alıp vize alarak kapağı Avrupa’ya atmaya çalışıyorlar.

Gerçek kimlikleri ve pasaportlarıyla Interpol tarafından kırmızı bültenle aranan “gerçek”” organize suç örgütü liderleri gerek ülkemizde gerekse gittikleri ülkelerde yakalanmaya başlayınca işin ciddiyeti de ortaya çıktı.

Bir dönem ülkenin güvenliğini emanet ettiğimiz kadroların bir kısmı bu suç makinalarına pasaport vermişler.

Konuyla ilgili gerekli işlemleri adli makamlar yapıyor, buna girmeyeceğim…

Bu kaygılar nedeniyle incelemeler uzun sürebiliyor hem AB ülkeleri hem de Türkiye için sıkıntılı bir süreç.

Birkaç yıldır nasıl yapmalı diye çözüm önerileri dillendiriyorum.

Bunlardan birisi, sürekli Schengen vizesi alarak seyahatlerini yapan, herhangi bir kural ihlali yapmadan vizesini doğru kullanan insanlar var; bunlar için en azından bir çözüm geliştirilebilir. Bu insanlara daha hızlı ve uzun süreli vize verilerek diğer insanlara da zaman kazandırılabilir.

Neticede vizesini doğru kullanan insanlar gittikleri ülkelerde alışveriş yapıyorlar, o ülkelere ciddi gelir kazandırıyorlar. Hatta o kadar ki Türkiye’ye gelen turistlerin yaptığı harcamanın çok daha üzerinde bir harcamayı Türkler yurt dışında yapmış… Bunda son dönemde ülkemizin pahalılaşmasının ciddi bir etkisi var, geçici olduğunu düşünüyorum.

Geçtğimiz dönemde bu yönde bir çalışmanın yapıldığını AB yetkilileri açıkladılar.

Uzun süredir vizesi olan ve vizelerini kurallara uygun kullanan insanları “Güvenilir insan” olarak tanımlayarak daha hızlı ve kolay vize almalarını sağlayacakları bir süreç başlıyor.

Bu kabul edilebilir bir ara çözüm.

Ama asıl yapılması gereken elbette Türkiye Cumhuriyeti’nin 2013 yılında imzaladığı protokolün gereklerini yerine getirerek serbest dolaşım özgürlüğğünü Türk vatandaşlarına kazandırmaktır.

Serbest dolaşım Türkiye için gerek AB üyeliği gerekse gümrük birliği anlaşmasının kaçınılmaz bir sonucu… Yoksa konu sadece tatil değil, insanlar iş yapmak için başka ülkelere gidebilmeli.

Nasıl ki bir Alman, Fransız, Yunanlı ülkemize mavi kartıyla girebiliyorsa aynı şekilde T.C. vatandaşları da AB ülkelerine aynı şekilde özgürce girebilmeli, iş ise iş eğitim ise eğitim, tatil ise tatil yapabilmeli.

Sayın Erdoğan liderliğindeki başkanlık hükümetinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına bunu borçlu olduğunu düşünüyorum.