Bir ülkenin onuru, vatan toprağını canı pahasına koruyan evlatlarına verdiği değerle ölçülür. Bu durum, Türk kültüründe “baba” metaforu ile sembolleşen devletin de onurudur. Şüphesiz bir baba, bütün evlatlarını koruyan bir kalkandır; ancak mağdur ve yaralı olan “kuzu”sunu daha çok sarıp sarmalar. Hele ki bu evlat, ailesini korumak adına girdiği tehlikeli mücadelede zarar görmüşse...
Sözün özü; bizler vatanımızda güven ve huzur içinde yaşayabilelim diye, merak içinde bekleyen ailelerinin haberi dahi olmadan bazen yurt içinde dağda taşta, bazen sınır ötesinde nöbet tutan er ve erbaşlarımız bizim gizli kahramanlarımızdır. Onlar, tek bir emirle en öne atılan, eksik ya da yanlış istihbarat yüzünden pusuya düşen, mayına basan ama işin doğası gereği bir an bile tereddüt etmeden göğsünü siper eden yiğitlerdir.
Ne var ki bugün, bu "gazilik" onuruyla rütbelenmiş olmasına rağmen adeta "rütbesiz" muamelesi gören er gazilerimiz; 30 yılı aşan mücadelelerine rağmen çözülmeyen, milletimizin vicdanını sızlatan haksızlıklarla ve bürokratik engellerle boğuşmaya devam etmektedir.
Yıllarca terörle mücadele etmiş, çatışmalarda yaralanmış, vücudunda şarapnel parçalarıyla yaşamaya mahkûm bırakılmış ya da terörün getirdiği fiziksel ve ruhsal yıkımları ömür boyu taşımak zorunda kalmış er gazilerimiz, mevzuattaki eksiklikler nedeniyle hak ettikleri "gazilik" statüsüne tam anlamıyla kavuşamamıştır. Devletin ve milletin emaneti olan bu kahramanları sokaklara, parklara düşüren süreç; hak arayışlarının bürokrasi çarkları arasında görmezden gelinmesinden başka bir şey değildir.
Ülkemizde, emperyalizmin yazdığı senaryo ile yaşanan “Terörsüz Türkiye” suni gündemi Savunma Bakanlığından TBMM’ne kadar her merciyi işgal ettiği için, toplu eyleme mecbur hissettiler.
Gelinen nokta;
Ankara’nın kalbinde, Güvenpark’ta bir ay önce yakılan, arada bir gazimizin hayata veda etmesi ve 5 gün açlık grevi de olmak üzere, halen devam eden sessiz çığlığın temeli tam olarak bu sebep-sonuç bağına dayanmaktadır. Yıllarca terörle mücadele etmiş, çatışmalarda yaralanmış, vücudunda şarapnel parçalarıyla yaşamaya mahkûm kalmış ya da terörün getirdiği psikolojik ve fiziksel yıkımları ömür boyu taşımak zorunda bırakılmış er gazilerimiz, yasal mevzuatlardaki eksiklikler nedeniyle tam anlamıyla hak ettikleri "gazilik" statüsüne kavuşamamıştır. Devletin ve milletin emaneti olan bu insanları sokaklara, parklara düşüren süreç; hak arayışlarının bürokrasi çarkları arasında görmezden gelinmesinden başka bir şey değildir.
Güvenpark’taki eylemi sürdüren gazilerimizin vicdanını en çok kanatan, ruhlarında en derin yarayı açan husus ise kamuoyunda "çerçeve yasa" olarak tartışılan düzenlemelerin getirdiği tezattır. Terör örgütü PKK mensuplarına veya uzantılarına yönelik zaman zaman gündeme getirilen hukuki ve siyasi kolaylıklar, rehabilitasyon söylemleri ve açılan alanlar; hayatını bu vatan için hiçe saymış erlerimizin yüreğine adeta bir kor gibi düşmektedir. Hak arayan gazinin karşılaştığı soğuk duvarlar ile terör odağındakilere gösterilen esneklik ve özen arasındaki uçurum, kahramanlarımızın sadece bedenlerini değil, ruhlarını da yaralamaktadır.
Hak, kutsal bir emanettir. Vatan savunmasında canını ortaya koyan er gazilerimizin talepleri bir lütuf değil, analarının ak sütü gibi helal olan haklarının teslim edilmesidir. Yarın çok geç olmadan, bürokratik bentler yıkılmalı ve bu adaletsizlik derhal giderilmelidir. Başka gazilerimizi, haklı mücadelelerinin hüzünlü ve kırgın yükü altında kaybetmeden, hakları amasız ve fakatsız teslim edilmelidir. Çünkü gazisine sahip çıkamayan bir millet, geleceğini emanet edecek kahramanlar bulamaz.
Talepler ve Eşit Hak Maddeleri
1. Derece ve Engelli Oranı Sınırlamasının Kaldırılması: Mevzuattaki katı engellilik yüzdesi şartlarının esnetilerek, çatışma veya görev sırasında yaralanan tüm er ve erbaşların ayrımsız "Gazilik" unvanı ve haklarına kavuşturulması.
2. Özlük ve Emeklilik Haklarında Eşitlik: Er gazilere bağlanan aylık ve sağlanan sosyal hakların, rütbeli gazilere sağlanan özlük haklarıyla eşit düzeye getirilmesi.
3. Ücretsiz Sağlık ve Protez/Tedavi Desteği: Vücudunda şarapnel, kurşun veya fiziki/psikolojik hasar taşıyan gazilerin tüm tedavi, protez ve rehabilitasyon masraflarının süresiz ve koşulsuz olarak devlet tarafından karşılanması.
4. İstihdam ve Kamuda Onurlu Yer Edinme Hakkı: Er gazilere ve birinci derece yakınlarına tanınan kamuda istihdam haklarının genişletilmesi ve bürokratik engellerin kaldırılması.
5. Konut ve Ulaşım Haklarında Tam Eşitlik: TOKİ konut edindirme imkânları, faizsiz kredi desteği ve serbest seyahat haklarının tüm er gazileri kapsayacak şekilde eksiksiz uygulanması.
6. Şeref Aylığı ve Sosyal Yardım Standartlarının Yükseltilmesi: Gazilere verilen Şeref Aylığı’nın günümüz ekonomik şartlarına uygun, insanca yaşam standartlarını sağlayacak seviyeye çekilmesi.