Tribün boşsa, futbol eksiktir.

Türkiye- Fransa maçında tribünler doluydu ama gerçeğine bakarsanız boş idi.

Çünkü biletlerin önemli bir kısmı sponsorlara, protokole, davetlilere, çeşitli kurumlara dağıtılmıştı.

35 bin seyirci kapasiteli statta oynanan maç için biletler 1.000 TL ile 3.000 TL arasında değişiyordu. TFF’nin açıklamasına göre önce Milli Takım Taraftar Kulübü’nün kırmızı üyelerine öncelikli satış yapıldı, ardından genel satışa geçildi.

Maç öncesinde ise Kocaeli’de başka bir tartışma yaşandı.

“Kocaelililer bilet alamadı” başlıklı haberler yayımlandı.

Daha da önemlisi, Kocaeli Şehit ve Gazi Aileleri, Türkiye-Fransa maçı için kendilerine bilet tahsis edilmediğini açıkladı.

Burada mesele yalnızca birkaç bilet değildir.

Mesele, milli takım ile taraftar arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğudur.

Federasyonların, kulüplerin ve organizasyonların ekonomik olarak ayakta kalması için sponsorluk gelirleri gereklidir.

Ama sponsorun karşılığında verilen biletlerin önemli bir bölümü kullanılmıyorsa ve yeterli destek tribünden verilemiyorsa sıkıntı burada başlıyor demektir.

Çünkü biletin satılmış olması, koltuğun dolduğu anlamına gelmiyor.

Bu görüntü futbol adına ne kadar doğru?

Bilet satmak başka, tribün yaratmak başka…

Ve özellikle milli maçlarda bu çok önemlidir.

TFF, Türkiye-Fransa karşılaşması öncesinde taraftarlara erken gelmeleri ve coşkulu bir tribün atmosferi oluşturmaları çağrısı yaptı.

Buna rağmen 35 bin kişilik statta 35 bin kişilik atmosfer yaratıldı mı? İşte konuya bu açıdan bakmak daha doğru olacaktır.

Bunun için;

Bilet fiyatları makul olmalı.

Bilet satış sistemi şeffaf olmalı.

Taraftar gruplarının tribündeki varlığı korunmalı.

Kullanılmayacak sponsor ve protokol biletleri son dakikaya kadar boş tutulmamalı.

Kullanılmayan biletlerin taraftara yeniden açılabileceği bir sistem kurulmalı.

Özellikle ev sahibi şehirde yaşayan futbolseverlere daha çok bilet imkanı sunulmalı.

Sponsor futbolun finansal destekçisidir.

Ama seyirci futbolun kalbidir.

Özellikle de milli maçlarda o koltuklarda maçı sadece izleyen değil, telefonlarıyla ilgilenen değil, maçı gerçekten yaşayan ve takımına itici güç olan seyirci gerekir.

Bu tarz seyirciyi Bursa’daki milli maçta görmek umuduyla…