Bir futbolcunun yaptığı işaret “siyasi” oluyor, diğerinin yaptığı hareket “şaka”.

Bunu biz demiyoruz UEFA öyle diyor.

Adalet terazisi neden herkese aynı ağırlıkta çalışmıyor?

Fenerbahçe, Fransa’da tur atladı ama futbolun saha içindeki rekabeti bir kez daha saha dışına taştı.

Guendouzi ve Greenwood hakkında UEFA’nın disiplin soruşturması başlatması, elbette şaşırtıcı değil.

Ancak asıl mesele şu:

UEFA, benzer olaylara benzer mi davranıyor?

İşte tartışılması gereken soru budur.

Merih’e iki maç, Bellingham’a ertelemeli ceza verilmesinin üzerinden çok fazla süre geçmedi.

Merih Demiral, yaptığı bozkurt işareti nedeniyle UEFA tarafından iki maç men cezasına çarptırılmıştı. UEFA, kararını “sportif olmayan nitelikteki hareket” gerekçesine dayandırmıştı.

Oysa aynı turnuvada Bellingham, gol sevincinde uygunsuz hareket yapmış ve sadece 30 bin avro para cezası ile ertelenmiş bir maç men cezası almıştı.

UEFA, Guendouzi’ye 2’si kesin 2’si 1 yıl süreyle ertelenmiş 4 maç, Greenwood’a ise1 yıl ertelemeli 1 maç ceza verdi.

Burada iki ayrı konu var.

Birincisi, futbolcuların rakip taraftarlara yönelik hareketleri.

İkincisi ise maç sonrasında yaşanan gerilim ve fiziksel temas iddiaları.

Elbette her olayın kendi şartları vardır. Hareketin niteliği, hedefi, maçın atmosferi farklıdır ama ceza verilirken milliyete ve kulübün ismine göre karar veriliyorsa orada art niyet aranır.

Fenerbahçe’nin bu süreçte yapması gereken, UEFA’dan açık, şeffaf ve gerekçeli bir karar talep etmektir.

UEFA’nın görevi, Avrupa futbolunun adaletini korumaktır. Avrupa’daki siyasi tartışmaların futbol sahasına taşınmasına izin vermek değil.

Bugün Fenerbahçeli futbolcuların başına gelen olay, yarın başka bir takımımızın başına da gelebilir.

UEFA, Fenerbahçeli futbolcuya ceza verebilir. Bu, disiplin kuralları çerçevesinde mümkündür.

Fakat UEFA’nın verdiği ceza, taraflı olmamalıdır.

O nedenle mesele yalnızca Fenerbahçe meselesi değildir.

Mesele, UEFA’nın bize karşı olup olmadığı meselesidir.