Hafta içinde ajanslardan bir haber geçti. Çoğumuzun dikkatini çekmedi ya da fazlaca önemsemedik.
Çünkü herkes transfere odaklı.
Üstünde çok durulmayan haber aslında bir dönemin kapanışını anlatıyordu.
Altınordu’nun ligden çekilmesi de işte böyle bir haber...
Birkaç satırla geçildi, birkaç gün konuşuldu ve hemen unutulma sürecine girildi.
Ama aslında unutulmaması gereken, bir hikayenin son perdesidir.
Yıllar önce herkes transfer yarışına girmişken, milyon dolarlar havada uçuşurken, Altınordu farklı bir yol seçmişti.
“Öz kaynaktan yetiştir, Türk futbolunu Türk çocukları kurtarsın.”
O günlerde bu düşünceye inananların sayısı oldukça azdı.
Altınordu tesis yaptı, eğitim verdi, yatırım yaptı ve karakter eğitimini futbol eğitiminin önüne koydu.
Ve en önemlisi de sabretmeyi seçti.
Sonra ne oldu ?
Çağlar Söyüncü...
Cengiz Ünder...
Berke Özer...
Herkesin dikkatini çekti.
Bunlar sadece birkaç isim.
Bugün Süper Lig’de, Avrupa’da ve farklı liglerde forma giyen onlarca futbolcunun gelişiminde Altınordu’nun izi var.
Türkiye’nin yıllardır konuştuğu “altyapı” meselesini konuşmakla kalmayıp uygulayan ender kulüplerden biri oldu.
Ne acıdır ki...
Bugün sistem kuranlar ligden çekildi.
“Altyapı çalışmalarına devam edeceğiz” deseler de kanatları kırıldı sanki.
Yıllarını çocuk yetiştirmeye adayan bir kulüp ayakta kalamadı.
İşte asıl trajedi burada.
Altınordu’nun ligden çekilmesi sadece ekonomik bir mesele değil.
Bu, Türk futbolunun hangi modeli desteklediğinin de göstergesi.
Yıllardır herkes “altyapı şart” diyor.
Ama iş destek vermeye gelince herkes sessizleşiyor.
Bugün Altınordu belki liglerde olmayacak.
Ama Türk futbolunda yetiştirdiği oyuncular yıllarca o formanın emeğini taşımaya devam edecek.
Altınordu bunu başardı.
Peki Türk futbolu bu başarıyı koruyabildi mi?
Ne yazık ki hayır.
Futbolda popülizm yaparak spor sahalarında boy gösterenlere, ekranlara çıkanlara ve de rant peşinde koşanlara bir çift sözümüz olacak.
Altınordu ligden çekildi.
Vicdanınız hiç mi sızlamadı acaba?