Yıldızların doğduğu sahnelerdir büyük turnuvalar. Ama aynı zamanda büyük beklentilerin altında ezilen oyuncuların kaybolduğu şampiyonalardır… Her turnuva öncesi “geleceğin kralı” ilan edilen isimler olur. Kimi turnuvada parlar, kimi ise daha ilk fırtınada savrulur.
2006’da Wayne Rooney, 2010’da Lionel Messi, 2014’te Neymar, 2018’de Paulo Dybala ve birçok genç yıldız konuşuldu. Ama çeşitli nedenlerle Dünya Kupası maçlarında göz kamaştırıcı roller üstlenemediler.
Şimdi gözler 2026 Dünya Kupası’nın yeni prenslerinde.
Listenin zirvesinde şüphesiz Lamine Yamal bulunuyor. Henüz 18 yaşında olmasına rağmen Avrupa futbolunun en büyük sahnelerinde kendini kanıtladı. Birçok otorite ve eski yıldız Yamal’ı turnuvanın en büyük genç yıldızı olarak görüyor.
Fransa’nın elindeki cevherlerden biri Michael Olise. Uzmanlar “patlama yapabilecek oyuncular” arasında gösteriyor.
Brezilya'nın yeni gözdesi ise Estevao Willian. Brezilya sokak futbolunun sahalara sürdüğü yeni yıldız adayı. Hızlı, teknik ve cesur. Eğer Dünya Kupası baskısını kaldırabilirse turnuvanın baş aktörlerinden biri olabilir.
Fransa’dan Desire Doue, Portekiz’den Joao Neves, Norveç’ten Antonio Nusa ve İspanya’dan Pau Cubarsi de bu turnuvada dünya vitrinine çıkacak gençler arasında gösteriliyor.
“Bizim Çocuklar” açısından ise heyecan daha büyük.
Çünkü bu kez sadece katılmak değil, iz bırakmak isteyen bir kuşak var. Arda Güler ve Kenan Yıldız bu kuşağın öncü isimleri. Her ikisi de artık bir “gelecek vaadi” değil. Real Madrid ve Juventus formalarıyla kazandıkları deneyimlerle turnuvaya adeta yıldız olarak geldiler.
Dünya futbolu onları sadece yetenek değil, yıldız ve lider oyuncular olarak izleyecekler.
Ancak Dünya Kupası çok büyük ve ilginç bir sahne.
Bugün Arda, Kenan, Yamal, Olise ve Estevao için övgüler sıralanıyor. Gazeteler onların fotoğraflarını manşetlere taşıyor. Sosyal medyada her gün onlarla ilgili çok güzel hikayeler yayınlanıyor. Fakat Dünya Kupası sahnesi farklıdır. O sahnede isimler değil, performanslar konuşur.
Belki bir ay sonra bu gençlerden biri sahnede parlayacak. Belki de bugün adını hayranlıkla andığımız bazı isimler, geçmiş Dünya Kupaları’ndaki birçok yıldız adayı gibi beklentilerin gölgesinde kalacak.
Ama ülkemiz adına güzel olan şu:
Bu kez turnuvaya yalnızca bir milli takım göndermedik Arda Güler’i, Kenan Yıldız’ı ve onları takip eden yeni bir futbol neslini gönderdik.
Bu yazıyı okuduğunuzda ilk maçımızı oynamış olacağız. Belki de maçın yıldızları olacaklar.
İlk maç, ilk heyecanla bunu başaramazlarsa da daha önlerinde gidecekleri çok uzun bir yol var.
Bizler gençlerimize inanıyor ve güveniyoruz.
Yıllar sonra 2026 Dünya Kupası’nı anlatırken şöyle diyeceğiz;
Türk futbolunun “yeni hikayesi” 14 Haziran 2026 günü başladı.