Türkiye’nin spor haritasına şöyle bir bakalım...

Basketbolda yıllardır istikrar var.

Federasyonun başında Hidayet Türkoğlu. Yönetiminde geçmişten bugüne Harun Erdenay, Ömer Onan, Hüseyin Beşok, Kerem Tunçeri, Gülşah Akkaya gibi yıllarca parkede ter dökmüş, milli formayı taşımış isimler görev aldı. Yola hep basketbolun içinden gelenlerle devam ediyor. Onlar soyunma odasını da biliyorlar, altyapının derdini de...

Voleybolda da yıllardır başarı var...

Başkan Mehmet Akif Üstündağ, yıllarını voleybola vermiş bir isim. Yönetiminde ve teknik kadroda Semih Oktay, Bahar Mert, Pelin Çelik gibi voleybolun içinden gelen insanlar var. Sonuç ortada... Avrupa’da kupalar geliyor, milli takımlar kürsüden inmiyor. Kadın voleybolunda dünya zirvesine çıkılıyor, erkek voleybolu da her geçen gün gelişiyor. Başarı tesadüf değil…

Peki ya futbol?

Yıllardır futbolun içinden gelmeyen, futbolun mutfağında yetişmemiş isimler bu dev organizasyonun başına getiriliyor. Yönetim kurulları da çoğu zaman iş dünyasından, farklı sektörlerden veya siyasi ve bürokratik dengeler gözetilerek oluşturuluyor.

Futbolun içinden gelmeyen insanların masa başında aldığı kararlar, sahada karşılığını bulmuyor.

Milli takım istikrarsız.

Altyapılar Avrupa’nın gerisinde.

Hakem tartışmaları bitmiyor.

Kulüpler borç batağında.

Sürekli yabancı oyuncu ve yabancı kuralı tartışılıyor.

Çünkü sistem yok...

Sadece günü kurtarma anlayışı var.

Elbette futbolcu olmak tek başına iyi yönetici olmak anlamına gelmez. Ama futbolu yönetecek kadroların en azından bu oyunun ruhunu, altyapısını ve ihtiyaçlarını bilen insanlardan oluşması beklenir.

Almanya, İspanya ve İtalya’ya bakın. Hem Federasyonlarında hem de kulüplerinde işin başındakiler hep futbolun içinden gelenler. Eski futbolcular, teknik adamlar, spor yöneticileri ve futbol akademisyenleri birlikte çalışıyor. Bizde ise çoğu zaman futbol, futbolun dışından gelen anlayışlarla yönetiliyor.

Sonra da başarısızlık geldiğinde suçlu aranıyor.

Oysa suçlu çok uzakta değil.

Sorun sistemde.

Basketbol ve voleybol bize önemli bir ders veriyor.

Başarı; işi bilen insanların karar mekanizmalarında yer almasıyla geliyor.

Türk futbolunun bugün en çok ihtiyacı olan şey yeni bir yabancı kuralı değildir.

Yeni bir yayın ihalesi de değildir.

Asıl ihtiyaç, futbol aklının yeniden yönetime hâkim olmasıdır.