Profesör Umay Türkeş Günay, MHP Kurucu Lideri Alparslan Türkeş'in ilk eşi Muzaffer Hanım’dan olan akademisyen kızı. Yaşamı üniversitelerde öğretim üyesi olarak geçmiş, Türk kültür yaşamında kitapları, eserleri bulunan bir Edebiyat Profesörü. Uluslararası birçok toplantıya katılmış, bildiriler sunmuş, konuşmalar yapmış bir bilim insanı.
Bugün 83 yaşında, fikri hayatı bir zenginlik olarak görüyor. Ülkemizin kültürel yaşamı üzerine düşüncelerini kuşaklara aktarma görevini hâlâ yerine getiriyor. Profesör Umay Türkeş Günay, uzun yıllar Hacettepe Üniversitesinde Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanlığı, Gazi Üniversitesinde öğretim üyeliği yaptı ve KKTC’de öğretim üyesi olarak çalışmaya devam ediyor. Profesör Umay Türkeş Günay’ı üniversitede genç öğrencilerle söyleşide ya da bir konferansta görebilirsiniz. Derslerine girdiği lisans, yüksek lisans ya da doktora öğrencilerinin davetlisi olarak bir sempozyumda konuşmacı olarak da görebilirsiniz. Ya da bir kitap hazırlığında bulabilirsiniz.

Atatürk’ün imzası gurur kaynağıdır
Hacettepe Üniversitesindeki sempozyumdan sonraki bir sohbetimiz sırasında Umay Hoca, İzmir'in işgali ile “Türkeş Ailesi”ni birleştiren bir bilgiyi şöyle aktarmıştı bana:
“Babam Kıbrıslı bir Türk, tabii o zamanlar Kıbrıs İngiliz sömürgesi. Babamın Türk vatandaşlığına alınmasındaki belgede Atatürk’ün imzası var. Belge hem bizde hem de devlet arşivinde var. Bu bizim için gurur kaynağıdır.
Annemin ismi İzmir’in kurtuluşundan
Annem Muzaffer Şükriye Hanım, Isparta eşraflarından Ahmet Tevfik Katırcıoğlu'nun ve Hatice Hanımın kızı. Annemin ismi de İzmir'in düşman işgalinden kurtuluşundan sonra konulmuştur. İzmir’in kurtuluşu bizim için önemlidir. Annemin ismi Muzaffer Şükriye'dir. İkinci ismi anneannesinin ismiydi. Ev hanımıydı, genç bir yaşta, 52 yaşında yaşama gözlerini yumdu. Ölümü hem milliyetçileri hem de Türkeş ailesini çok üzdü. Isparta’nın Katırcıoğlu ailesine mensuptu. Dedem Ahmet Tevfik Katırcıoğlu Kurtuluş Savaşı'na katılmış, Yemen'de iki yıl İngilizlere esir düşmüş.

Dedemin silah arkadaşları “Muzaffer” olsun
Dedem, 9 Eylül 1922 tarihinde İzmir'in düşman işgalinden kurtuluşunda İzmir'e ilk giren Türk askerlerindendi. O tarihte önyüzbaşı rütbesindeydi. Kurtuluş Savaşı’na katıldığı için İstiklal Madalyası sahibiydi. Annemin adını dedemin o günkü silah arkadaşları koymuşlar: “Biz muzaffer olduk, kızının adı Muzaffer olsun.” demişler. Dedem Isparta'da “Karıncayı bile incitmez.” diye tanınırdı. Merhameti ve zarafetiyle bilinirdi. Türk kültürü ile barış ve olgunluğu birleştiren Alperen geleneğinin son temsilcilerindendi.