Ankara tarihte hep kıymetli hazine olarak korunmuştur. Hem de yüzyılı aşan bir süredir, Kurtuluş mücadelemizin olduğu günlerdeki gibi görkemli ve yaşayan bir kent…
“Yaşamın içinde olan " ustalar (Ara Güler'in, Yaşar Kemal'in, Sait Faik'in) izinden gideyim dedim, Yazar Sait Faik’in o ünlü sözünü kılavuz alarak tabi’’Her şey insanı sevmekle başlar’’ Ankara’da bir geziye çıktım. Uzun süre bir amele pazarı aradım başkent sokaklarında.
Hikâyesi Olan Semtler
Tarihi semtlerin içinden yürüyerek geçtim. Gün yeni doğuyordu. Bu mahallelerin öykülerini hatırlayarak yürüdüm. Dikimevi, Cebeci, Anafartalar ve Ulus’a doğru ilerledim. Başkentte hikâyesi olan bu mahalleler, Cumhuriyet'le yaşıttır. Bu mahalleler Yakup Kadri'nin Tanpınar’ın,Melih Cevdet’in ,Orhan Veli’...Esnaf loncası 'Ahi Evran'ın' kol kanat saldığı yerlerdir. Sabah dükkânı açmadan önce kuşların da payı veren esnaf öykülerinin çokça aktarıldığı yerlerdir. Bir Alman seyyahtan okumuştum. Tarihi Çıkrıkçılar semtinde bir hırsızlık olayı olur, ahilik geleneği' gereği fail üç saat içinde bulunur. Bir yan Ulus Atatürk heykeli, bir yanı ilk Meclis... Kentin siyasi ve idari merkezinin bulunduğu yerler...Ankara'nın tarihi semtlerinde çınar ağaçlarını hep bir görkemi var. Burada da var. Burada da öyle. Mustafa Kemal Atatürk, bu çınar fidanlarını önceleri konut sahiplerine hediye etmiş. Necatibey Caddesi'nde yolları bile gölgelik haline getiriyor.Ulus’ta da tarihin içinde olan yerlerde Çınarlar da tüm heybeti ve görkemiyle duruyor.Tanpınar “Beş Şehirde “Dede ve baba heybetinde” gördüğü çınarlar.
Amele Pazarı Da Var
Hacı Bayram Camisi'nin ön kısmında bir insan kalabalığı var. Merak ettim, sokağa doğru ilerledim. Burası Ulus amele pazarıymış. Sabah saat 06.00 Anadolu'nun her yerinden gelmişler. Kimisi Yozgatlı, kimisi Çorumlu, kimisi de Kırıkkaleli...Burası ufak bir Anadolu gibi. Ekmeğini taştan çıkaran insanımız, taşı sıksa suyunu çıkarır. Önceleri çok azdılar, sayıları sonra arttı. Uzun boylu kıvırcık saçı olan sinirli bir şekilde, Dün sizin yüzünüzden paramı alamadım, işi bitirmeden ayrıldım. O menfez bir günde biter mi? diye söylendi. Ellerinde bir çanta, içinde günlük giysilerinin yanında iş elbiseleri var. İnsanlar öbek öbek ortadaki kaldırım taşları oturmuşlar. Bir müteahhit gelirse etrafını sarıyorlar ya da sade bir yurttaşın... Kalabalık o insanın yanında birikiyor.
Yaşar Kemal Usta
Hemen Yaşar Kemal usta geliyor aklıma. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan röportajlarında okumuştum) Onun gibi, işçilerin arasına dalayım' diyorum. Başlayayım sohbete... Önceleri pek cesaret edemedim. Sonra birisinin yanına oturdum Uzun süre yüzüme baktı. Sen şu merak edenlerden misin? Yanımıza gelirler, gazeteciymişler, yevmiyen ne kadar, nerelisin diye sordum: Nerelisin?" `Çorum- Sungurlu' diye cevap verdi. 15 yıldır buradayım. Çorum' da iş olsa, tarla tapan olsa, ne işim olur. Çoluk çocuk orada ben burada' dedi ve devam etti: "Yevmiye 350-400 liradır. Bizim meslekte yaşlılık zordur. Gençken zor işlerde çalışıyorsun, yaşlanınca her rahatsızlık çıkıyor.' Peki sigorta' dedim, güldü. `Gündelik işin sigortası mı olur Allahasen' dedi ve ekledi: Bir site işi yaptık, o adam baştan söyledi, herkesi sigortalı yaptı, o da 2 yıl... Sait Faik Usta olsaydı şimdi o ne hikâyeler çıkarırdı. Kerpiç damlı evlerinden, sevdalarına kadar
Ara Güler Ankara Kalesindeki yaşamı fotoğraflarken aslında yaşamı anlatmıştı.Kale’nin “İngilizce bilen çocuk rehberleri” sözü ona aittir.
Güvercin Sokak
Ulus Güvercin Sokak'ta sabah kepenkler yeni açılıyor. Kepenk sesleri kulağımda çınlıyor. Güvercinler saçaklardan yere iniyor. Kimse onlara dokunmuyor. Kimi insanlar buğdayla dolu avuçlarını onlara açıyor, özgürler... Ankara Kalesi tüm heybetiyle Başkent’e bakıyor. Gün yeni doğuyor,Burçlarında al bayrağımız dalgalanıyor. Tanpınar aklıma geliyor...Yakup Kadri’nin Ankara’sı film şeridi gibi gözümün önünde geçiyor...Onunla Ankara Kale`sinden Anıtkabir'e uzaklara gidiyorum. Atatürk aklıma geliyor. Derin bir nefes alıyorum: iyi ki güzel Ankara var, iyi ki...