Voleybolda büyük bütçe, büyük hedef getirir mi? Türk voleybolundaki genel algı, büyük bütçelerle kurulan takımların ligi domine ettiğidir. Bu bir bakıma gerçek olabilir ancak bazen öyle hikâyeler çıkar ki; rakamların, yıldız transferlerin ve dev yatırımların önüne inanç, emek ve doğru organizasyon geçer. İşte bu sezon Ankara temsilcisi Spor Toto’nun yaptığı tam da budur.

2025-2026 sezonuna girilirken kimse Spor Toto’yu şampiyonluk adayları arasında göstermiyordu. Hedef netti: İlk 5, ilk 6 içerisinde yer almak ve Avrupa kupalarına katılabilecek bir yapı oluşturmak.

Sessiz sedasız kurulan bu takım, sezon boyunca sahaya koyduğu karakterle sadece maç kazanmadı. Türk voleybolunda “doğru planlama”nın ne kadar önemli olduğunu da gösterdi.

Başkanları Fatih Maden, yılların deneyimli hocası başantrenör Nedim Özbey ve teknik ekip, sezon boyunca büyük bir iş başardı. Yardımcı antrenörler Ali Çayır ve Mehmet Kuban, kondisyoner ve yardımcı antrenör Yaşar Caner Balcılar, istatistik antrenörü Mustafa Said Güngör, alan antrenörü Efe Özbey, masör Serkan Duygulu ve fizyoterapist Emrullah Tekin… Hepsi de takım olma ruhu ile sezon boyunca disiplinli bir şekilde ter döktüler. Bu başarı yalnızca sahadaki oyuncuların değil, kulübün görünmeyen emekçilerinin de başarısıdır.

Özellikle sezon boyunca takımın fiziksel dayanıklılığı, maç içi disiplin anlayışı ve kritik anlarda gösterdiği direnç dikkat çekti. Birçok karşılaşmada bütçe olarak kendisinden çok daha güçlü rakiplere karşı korkmadan oynadı. Çünkü bu takımın yıldızı yalnızca bireysel oyuncular değildi; takım ruhunun kendisiydi.

Tabii ki takımın oyuncuları da bu çalışmaya pozitif cevap verince başarı kendiliğinden geldi.

Play-off’a kalmak önemliydi ama orada gösterilen performans çok daha değerliydi. Ankara ekibi mücadeleyi bırakmadı, savaştı, direndi ve sezonu 4. sırada tamamlayarak CEV CUP bileti aldı.

Türk voleyboluna çok önemli bir mesaj verdiler: Başarı sadece milyonluk bütçelerle gelmez.

Bugün Spor Toto’nun ulaştığı nokta, birçok kulüp için örnek niteliğindedir. Çünkü bu başarı plansız bir tesadüf değil; sabrın, emeğin ve doğru kadro mühendisliğinin sonucudur. Türk sporunun en çok ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak budur.

Ziraat Bankası ve Halkbank yıllardır birçok şampiyonluk yaşadılar ve başarılar elde ettiler ancak Ankara uzun zamandır böylesine mücadeleci bir voleybol hikâyesine hasretti.

Spor Toto yalnızca Avrupa’ya gitmedi; aynı zamanda Türk voleybolunda saygıyı da kazandı.

Şimdi önlerinde yeni bir sahne var: Avrupa.

Ve görünen o ki, bu hikâyenin daha başlangıcındayız.

Aynı ruh, aynı ekip, aynı disiplin ve aynı çalışma azmiyle yeni sezonda da Ankara’daki voleybolseverler bu hikâyeyi izleyeceklerdir.