Şükrü Bodur…

73 yaşında…

40 yıldır Ordu’ya hizmet eden başkan.

40 yıldır memleketine para harcıyor. Ne siyasetle ilgilendi ne de koltuk hesabı yaptı.

“Milletvekili olacağım” demedi, “Belediye Başkanı olacağım” demedi. Aksine varını yoğunu takımına harcadı.

Tek derdi Orduspor oldu.

Memleketinin takımını yaşatmak ve zirveye taşımak için çalıştı.

Çalışmalarının karşılığını almaya başladı.

52 Orduspor 2.lige yükseldi.

Ordu’nun başarısı da tam burada anlamlı hale geldi.

Çünkü samimiyet ve futbola temiz duygularla yaklaşım kazandı.

Şükrü Bodur çalıştı, şehir takımına sahip çıktı.

Ordu ve Şükrü Bodur hikayesi şampiyonlukla taçlanırken satır aralarında kalan bir başka ses de Manavgat’tan geldi.

Manavgat’ın eski belediye başkanı Akın Şenel’in Türk futbolunun geleceğine dair “Çözüm; mahalle kulüplerine dönmek.” önerisi yerel basın dışında gündeme bile gelmedi.

Şenel’in 2 tespiti çok önemli aslında.

İlk önerisi; “80’li yıllardaki gibi mahalle liglerini kurup, gençlerimizi amatör ruhla spora kazandırmak”. Diğer önerisi de “Belediye organizesinde, daha az masrafla çok daha fazla insanımıza futbol heyecanı yaşatabiliriz”.

Belki de gerçekten meselenin özeti budur.

Bugün Anadolu’da birçok başkan, yönetici ve şehir, çok paralar harcayarak profesyonel liglerin peşinden koşuyor.

Ama altyapısı olmayan, tribün kültürü oluşmayan, mahalle bağı kurulmamış hiçbir proje maalesef uzun ömürlü olmuyor.

İşte tam da buradan hareketle;

Belki de Türk futbolunun ihtiyacı, gösteriş için futbola el atan iş adamları değil…

Aksine kendi şehrine aşkla bağlı insanlar lazım.

Futbolun güzel abileri lazım.