Ekranda konuşurken her şey serbest, Millî Takım söz konusu olunca mı hassasiyet başlıyor?

Sergen Yalçın’ın, “Bu hikayeleri nereden yazıyorlar bilmiyorum. Geçmiş açıklamalarıma futbolcular takılmıyor çünkü bu açıklamaları ekranda biraz da şov amacıyla yapmıştık. Bugün ekranda değil, sahadayız. Futbolcular da bunu çok iyi biliyor. Milli Takım’ın böylesine önemli maçları öncesinde moralini bozmaya çalışmanın kimseye faydası olmaz.” şeklindeki açıklaması, Türk futbolunda uzun zamandır konuşulması gereken önemli bir meseleyi yeniden gündeme getirdi…

Spor yorumculuğunda etik nerede başlıyor, şov nerede bitiyor?

Aslında Sergen Yalçın’ın açıklamasında dikkat çekici olan yalnızca söylenenler değil, söyleniş biçimi ve ortaya çıkardığı çelişki.

Bir teknik adamın geçmişte televizyon ekranında yaptığı yorumları bugün şov olarak nitelendirmesi, üzerinde düşünülmesi gereken bir itiraf niteliğinde.

Peki, ekranda şov amacıyla yapılan yorumların sorumluluğu yok mu?

Söylenen ağır sözler, daha sonra bir açıklamayla geçiştirilebilir mi? “Biz onu şov olsun diye söyledik” demek, yapılan yorumun sorumluluğunu ortadan kaldırır mı?

Gazetecilik ve spor yorumculuğu bu kadar kolay mı?

Şov yapabilirsiniz ama gazeteciliğin ve yorumculuğun sorumluluğunu bir kenara bırakamazsınız.

Üstelik burada daha önemli bir soru var: Milli Takım söz konusu olduğunda gösterilmesi istenen hassasiyet, kulüp futbolunda neden gösterilmiyor?

Bu hassasiyet yalnızca Milli Takım’ın başında bulunulduğunda mı hatırlanacak?

Kulüplerde forma giyen futbolcuların psikolojisi, motivasyonu, aileleri ve kariyerleri daha mı az önemli?

Milli Takım forması giydiğinde mi futbolcunun psikolojisi değer kazanacak?

Bir futbolcunun kötü oynadığını söylemek başka, onu kamuoyu önünde küçük düşürmek başkadır.

Bir teknik direktörün yanlış kararını eleştirmek başka, sırf gündem yaratmak için kişisel tartışmalar üretmek başkadır.

Peki bu gelişmeler yaşanırken meslek örgütlerimiz ne yapıyor?

Profesyonel Futbolcular Derneği ve Türkiye Spor Yazarları Derneği bu tartışmalarda neden daha görünür değil?

Böyle bir gündemde daha güçlü bir tutum ortaya koyması gerekmez mi?

Sergen Yalçın’ın geçmiş ekran performansını bugün şov olarak tanımlaması, spor medyasının da kendisine ayna tutması için bir fırsat olmalıydı.

Çünkü futbol dünyasında herkesin sorumluluğu var. Teknik direktörün de futbolcunun da yöneticinin de gazetecinin de...

Spor yorumculuğu mikrofonu eline alan herkesin istediğini söyleyebileceği bir alan değildir.

Bugün herkesin kendisine sorması gereken soru şu:

Eğer ekranda söylenenler sadece şovsa, futbolcuları, kulüpleri ve milyonlarca futbolseveri ilgilendiren o sözlerin hesabını kim verecek?

Ve daha önemlisi...

Spor medyasında etik değerleri savunacak cesareti ne zaman göstereceğiz?