Olgunlaşma Enstitülerinin temeli Türkiye’de kadınların mesleki eğitimini geliştirmek ve geleneksel Türk giyim, el sanatları ve tekstil kültürünü yaşatmak amacıyla 1940’lı yıllarda atılmıştır...

İlk Olgunlaşma Enstitüsü, 1945 yılında İstanbul’da kurulmuştur. Enstitülerde kadınlara dikiş, nakış, dokuma, biçki ve giyim alanlarında eğitim verilirken,Türk kültürüne ait geleneksel kıyafetler, işlemeler, kumaşlar ve motifler de araştırılarak korunmuştur...

Zamanla farklı şehirlerde açılan Olgunlaşma Enstitüleri, bulundukları bölgelerin kültürel özelliklerini de çalışmalarına dahil etmiştir...Böylece Anadolu’nun yöresel kıyafetleri ve el sanatları belgelenmiş, geleneksel teknikler yeni kuşaklara aktarılmıştır...

Olgunlaşma Enstitüleri, Cumhuriyet döneminde kadınların mesleki eğitimine katkı sağlayan ve Türk tekstil kültürünün korunmasında çok önemli rol oynayan kurumlardan birisi olmuş, geleneksel el sanatları ile çağdaş giyim anlayışının buluştuğu bir eğitim ve üretim alanı haline gelmiştir...

BAŞKENTİN ZARİF GÖZDE MODA HAFIZASI

Ankara Olgunlaşma Enstitüsü, 1958 yılında kurulmuş… İstanbul’daki ilk Olgunlaşma Enstitüsünün ardından Ankara’da açılması, kurumun yalnızca eğitim alanındaki gelişimini değil, Türk giyim kültürünün Cumhuriyet’in başkentinde temsil edilmesini de güçlendirmiştir... Enstitü kısa zamanda geleneksel Türk kıyafetlerini koruyan bir eğitim kurumu olmanın ötesine geçmiş, kumaş, nakış, biçki, kalıp ve el işçiliğini çağdaş silüetlerle buluşturarak, dönemin moda anlayışı içinde kendine özgü bir çizgi oluşturmuştur...

1960'LAR TÜRK MODASININ DÜNYAYA AÇILIŞI

1960’lı yıllarda Ankara Olgunlaşma Enstitüsü için artık sadece eğitim söz konusu değil, aynı zamanda bir tanıtım ve temsil diliyor, modayla içiçe olmaktı...

Enstitünün moda tarihindeki en dikkat çekici duraklardan biri 1968 Paris defilesi olmuştur...

Türkiye’nin Paris Turizm Bürosu’nun açılışı kapsamında Champs-Élysées’de gerçekleştirilen defilede, Türk motifleriyle bezeli modern kıyafetler Ankara Olgunlaşma Enstitüsü mankenleri tarafından sunulmuş ve inanılmaz beğeni almıştı...

Böylece Anadolu’nun motifleri, Paris’in moda atmosferinde çağdaş bir yorumla görünürlük kazanmıştı... Ankara’nın kültür ve sanat hayatıyla iç içe gelişen enstitü, zamanla dönemin tanınmış isimlerinin de bulunduğu defile ve etkinliklerle anılmaya başladı. Kurumun kendi tarih arşivinde Ayten Gökçer, Başak Gürsoy, Emel Korutürk, Esin Afşar, Lale Belkıs, Nazmiye Demirel gibi isimlerle bağlantılı fotoğraf ve etkinlik kayıtları yer almaktadır. Sophia Loren’in Ankara Olgunlaşma Enstitüsü Ziyareti 1960’ların sonu ile 1970’lerin başı, Ankara Olgunlaşma Enstitüsü’nün Türk modasında uluslararası görünürlüğünün yükseldiği yıllardı…

O dönemin hafızasında, İtalyan sinemasının dünya yıldızı Sophia Loren ile eşi, ünlü yapımcı ve yönetmen Carlo Ponti’nin Enstitüyü ziyareti özel bir yer tutar. Arşiv ve yayınlarından aktarıldığına göre Loren ve Ponti için Enstitünün şeref salonunda özel bir defile hazırlanmış, çift, Türk el sanatlarının zarif nakışları ve giysileriyle yakından ilgilenmiştir...

Loren’in doğal ve mütevazı tavrı da o dönemin Enstitü çalışanlarının anılarında özellikle vurgulanır...

Carlo Ponti ise defile sırasında Enstitü mankenlerinden biriyle ilgilenmiş ve ona oyunculuk teklifinde bulunmuştur...

Bu ziyaret, Ankara Olgunlaşma Enstitüsü’nün yalnızca bir eğitim kurumu değil, Türk el sanatlarını, geleneksel motifleri ve çağdaş giyim anlayışını uluslararası konuklarla buluşturan bir moda ve kültür vitrini olduğunu göstermiştir...

Yine Enstitünün kendi tarihçesinde Sophia Loren’in yanı sıra Kraliçe II. Elizabeth, Farah Diba ve çeşitli devlet adamlarının eşlerinin de Enstitüyle ilişkisi kaydedilmektedir.

MODA VE DİPLOMASİ

Ankara’daki konumu, enstitüyü zamanla diplomatik ve protokol etkinliklerinin de önemli aktörlerinden biri haline getirirken kurum Türkiye’yi ziyaret eden yabancı devlet başkanı eşleri, TBMM protokolü ve yabancı konuklar için sergi, defile ve kültürel tanıtım programları düzenledi…

Bu yönüyle Ankara Olgunlaşma Enstitüsü, Türk modasının “moda diplomasisi” olarak adlandırılabilecek, rol üstlenmiş, geleneksel motifleri, el işçiliğini ve Türk kadınının üretim becerisini uluslararası konuklara kıyafet üzerinden anlatmıştır...

Bugün Ankara Olgunlaşma Enstitüsü, tarihî kıyafetleri araştıran, arşivleyen, geleneksel teknikleri koruyan ve bunları çağdaş tasarımlarla yeniden yorumlayan bir kurum olarak çalışmalarını sürdürüyor...

Ankara’nın sof dokuması, hitit geyiği ve başkentin mimari hafızası gibi yerel unsurların moda ve tasarıma taşınması da bu yaklaşımın güncel örnekleri arasında yer alıyor...

Ankara Olgunlaşma Enstitüsü’nün moda hikâyesi, geçmişi sadece saklamakla yetinmeyen,kumaşa, nakışa ve silüete dönüştürerek yeniden görünür kılan bir Cumhuriyet hikâyesidir...