Eşarp, insanlık tarihinin en eski tekstil aksesuarlarından biri olarak sadece örtünmek için değil, statüye, geleneklere, törenlere, kadının kimliğine ve estetik anlayışına da eşlik etti...

Çeşitli formlarda, bazan uzun bazan kısa da kullanılan bu kumaş, farklı coğrafyalarda, baş, omuz, boyun veya giysi üzerine alınarak çeşitli anlamlar kazandı...

EŞARBIN KÜLTÜREL YOLCULUĞU

Antik dönemlerden beri kullanılan bu kumaşın, zamanla, iklim koşullarına karşı koruyucu bir unsur olmaktan çıkarak sosyo kültürel bir malzemeye dönüşümünü Osmanlı dünyasında ve Türk kültüründe görmek mümkündür... Osmanlı kadın giyiminde entari, gömlek ve şalvar gibi parçaların yanında şal, başörtüsü ve çeşitli başlıklar da kıyafetin tamamlayıcı unsurları olmuştur...

19. yüzyıla gelindiğinde Osmanlı kadın giyiminde Avrupa modasının etkisi belirginleşmeye başlamış, İstanbul'un özellikle Pera çevresinde Avrupa modaları takip edilirken, geleneksel tekstiller modern kesimlerle yan yana gelmiştir...

Özellikle bu dönem, eşarbın da yalnızca geleneksel bir örtü olmaktan çıkıp giyimin estetik bütünlüğünü tamamlayan bir aksesuar haline gelmesinin önemli aşamalarından biridir...

Müzelerde korunan 19. ve 20. yüzyıl başlarına ait örnekler, ipek eşarpların yalnızca gündelik kullanım için değil, özel günler ve törenler için de üretildiğini göstermektedir...

Örneğin British Museum koleksiyonundaki bazı ipek başörtülerinde altın renkli metal iplik ve payet işlemeleri görülmektedir...

EŞARP MODAYLA BULUŞUYOR

Kumaşın Aksesuar Olma Zamanı 20. yüzyıl ile birlikte eşarbın hikâyesinde yeni bir sayfa açıldı…

Kadın giyimi modernleştikçe eşarp da geleneksel kullanım alanlarından sıyrılarak boyunda, saçta, omuzda, çantada ve hatta belde kullanılan bir moda objesi oldu...

Artık eşarp sadece bir örtü değildi, renk dokunuşuydu, imzaydı, bazan stil koduydu...

1950'lere gelindiğinde, Hollywood yıldızlarının eşarpları, saçlarının üzerinde, boyunlarında ve otomobillerinde kullanmaları, bu küçük kumaş parçasını modern kadın gardırobunun, romantik aksesuarlarından biri haline getirdi. 1960'lar ve 1970'lerde desenlerin özgürleşmesiyle eşarp, dönemin grafik ve renk anlayışını taşıyan giyilebilir bir tabloya dönüştü...

Çiçekler, geometrik formlar, hayvan figürleri, zincirler, egzotik motifler ve sanat esintileri ipek yüzeylerde hep birlikte dans etti...

Ve ardından lüks moda evleri devreye girdi...

EŞARBIN HAUTE COUTURE RUHU

Eşarbın moda tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biri, Hermès markası oldu...

Hermès ilk ipek eşarbını 1937'de üretti...

Kare formdaki ipek eşarp, zamanla markanın en tanınan tasarım objelerinden biri oldu...

Lyon'un ipek geleneğinden gelen üretim ve karmaşık renk baskı teknikleri, eşarbı sıradan bir aksesuar olmaktan çıkarıp koleksiyonluk bir sanat objesine yaklaştırdı...

EŞARBIN GÜCÜ VE MODA

Eşarbın modadaki asıl gücü, tek bir kullanım biçimine mecbur olmamasından gelir…

Boyunda klasik bir düğümle kullanıldığında Parisien bir zarafet, saçın üzerine bağlandığında retro bir Hollywood havası, omuzlara bırakıldığında romantik bir siluet, çantanın sapına iliştirildiğinde ise modern ve kişisel bir stil yaratabilir... Bundandırki, eşarp, modanın en demokratik lükslerinden biridir…

Bir elbise değişmeden kalabilir, fakat eşarbın rengi ve bağlanma biçimi bütün görünümü değiştirmeye yeter... Siyah bir elbiseye kırmızı eşarpla tutku, pastel bir eşarpla romantizm,
geometrik desenle modernizm, çiçekli ipekle ise vintage ruhu çağırabilirsiniz...

O kadının kendi stilini kumaş üzerinden anlatmasının en küçük fakat, etkili yollarından biridir...

Bugünden geçmişe baktığımızda günün modasında vintage eşarpların yeniden değer kazanması tesadüf olamaz...

Moda, geçmişin sembollerini yeniden yorumlamayı çok sever. Eski bir ipek eşarp, üzerinde taşıdığı desen, renk, baskı tekniği ve dönem estetiğiyle yalnızca bir aksesuar olmayıp, kendi döneminin küçük bir moda arşivini sergileyebilir ve kare bir ipeğe koca bir dönemin ruhu sığabilir...