Türkiye’de nüfusun yaklaşık yüzde 1’ine tekabül eden 850 bin kişi, konuşma akışını bozan tekrarlar, bloklar ve uzatmalarla, yani kekemelikle yaşıyor. Yıllarca tıbbi bir "kusur" veya psikolojik bir "çekingenlik" olarak etiketlenen bu durum, 2017 yılında kurulan Kekemeler Derneği ile bir "insan hakları mücadelesine" dönüştü.

Kekemelik, genellikle 2-5 yaş aralığında başlayan, erkeklerde kadınlara oranla 4 kat daha sık görülen ve nörofizyolojik temelleri olan bir konuşma bozukluğu olarak tanımlanıyor. Toplumdaki yaygın inanışın aksine, korku, kaygı veya yanlış nefes alışkanlığı kekemeliğe sebep olmuyor; bu faktörler sadece mevcut durumu tetikliyor. İlaçla tedavisi mümkün olmayan ve yüzde 100 iyileşme garantisi bulunmayan bu durumla ilgili Türkiye’de farkındalık yaratmak üzere yola çıkan isim ise Kekemeler Derneği Başkanı Özüm Alemdar. Kendisi de 5 yaşından beri konuşurken zorluk yaşayan, bloklar ve sessizlikler deneyimleyen Alemdar, aynı zamanda Tango eğitmenliği yapıyor.

Ekran Görüntüsü 2025 12 16 144631

Üç kişiyle başlayan dernek bugün 60 ilde faaliyette

Özüm Alemdar’ın hikâyesi, uzun yıllar süren bir gizlenme sürecine dayanıyor. Üniversiteden mezun olana kadar kekemeliğinden çevresine hiç bahsetmeyen, sınıfta söz almayan ve utandığı için kendini saklayan Alemdar, bu süreci "tırtıldan kelebeğe dönüşme öyküsü" olarak nitelendiriyor. Dokuz yıl önce kekemeliğini kabul edip kendi gibi bireyleri bulmak için harekete geçen Alemdar, Nisan 2017’da "Bu ülkede biz de varız" demek için Kekemeler Derneği’ni kurdu. İlk buluşmasını sadece 3 kişiyle gerçekleştiren hareket, bugün 60 farklı şehirde öz yardım grupları, ebeveyn, öğretmen ve avukatlara özel meslek grupları olan dev bir dayanışma ağına dönüştü.

“Kekemeliğe 15 Günde Son” Diyen Umut Tacirlerine Dikkat

Alemdar kekemeliği olan bireylerin ve ailelerinin maruz kaldığı ticari istismarın altını çizdi. İnternette sıkça görülen "15 günde kekemeliğe son", "%100 garantili çözüm" gibi vaatlerin bilimsel hiçbir karşılığı olmadığını vurgulayan Alemdar, bu merkezleri "umut taciri" olarak tanımlıyor. Çocukluğunda da benzer bir mağduriyet yaşadığını anlatan Alemdar, ailesinin yüklü bir ödeme yaparak kendisini böyle bir merkeze götürdüğünü, orada kendisine günlük hayatta kullanılması imkânsız olan uzatmalı ve garip bir konuşma tarzı öğretildiğini, sonucun ise tam bir hayal kırıklığı olduğunu belirtti.

Bu tür merkezlerin, kekemelik geçmeyince kişiyi "yeterince çalışmadın" diyerek suçladığını ve bireylerde "başarısızlık" hissi yarattığını ifade eden Alemdar, ailelere net uyarılarda bulundu. Bilimsel olarak kekemeliğin kesin bir tedavisi bulunmadığını hatırlatan Alemdar, ailelerin "garantili sonuç" vadeden yerlerden uzak durması gerektiğini, mutlaka Dil ve Konuşma Terapistleri Derneği’nin (DKTD) web sitesinden teyit edilmiş uzmanlarla çalışılmasının şart olduğunu vurguladı. Doğru terapinin hızı dayatmadığını ve kişiyi suçlamadığını belirten Alemdar, hedefin kekemeliği tamamen yok etmekten ziyade, kaçınma davranışlarını azaltıp özgürce iletişim kurmak olması gerektiğinin altını çizdi.

Kekeme Çocuk

Dernek farklı yaş gruplarıyla kekemeliğe odaklanan buluşmalar gerçekleştiriyor

Derste "Sakin ol" demek çözüm değil

Okul çağındaki yaklaşık yüzde 5 oranındaki çocuğun en büyük sorunu ise eğitim sistemindeki bilgisizlik ve akran zorbalığı. Öğretmenlerin büyük çoğunluğunun kekemeliği olan öğrenciye nasıl yaklaşacağını bilmediğini belirten Alemdar, iyi niyetle söylenen "Sakin ol", "Derin nefes al", "Heyecan yapma" gibi uyarıların çocuğu rahatlatmak yerine, kontrol edemediği bir durum yüzünden daha fazla strese soktuğunu ifade etti.

Eğitimdeki bu bariyerlerin aşılması için somut öneriler sunan Alemdar, kekemeliği olan öğrenciye söz hakkı baskısı yapılmaması gerektiğini, performans değerlendirmesinin konuşmanın akıcılığına göre değil içeriğin niteliğine göre yapılmasını ve sunumlarda bu öğrencilere ek süre tanınmasını talep etti. Milli Eğitim Bakanlığı’na da çağrıda bulunan Alemdar, öğretmen yetiştirme programlarına kekemelik modülü eklenmesinin ve öğretmenlere bilgilendirici videolar izletilmesinin dahi çocukların hayatını değiştirebileceğini belirtti.

Kekeme 1

Bakan Şimşek, Moody's Türkiye Konferansı'nda konuşacak
Bakan Şimşek, Moody's Türkiye Konferansı'nda konuşacak
İçeriği Görüntüle

Kekemeliğe yönelik bilgi eksikliklerini gidermek adına akademik buluşmalar düzenleniyor

İş hayatında en büyük engel "düzgün diksiyon" şartı

Yetişkin bireylerin iş hayatında karşılaştığı en büyük engel ise "Diksiyonu düzgün" şartı ve yasal mevzuattaki boşluklar. Kekemeliğin Dünya Sağlık Örgütü tarafından bir engel olarak kabul edilmesine rağmen, Türkiye’de verilen engel oranının yüzde 40’ın altında kalması nedeniyle bireylerin kamudaki yüzde 4 ve özel sektördeki yüzde 3’lük engelli kotalarından yararlanamadığını belirten Alemdar, durumu "Hem engelli sayılmıyoruz hem de engelli olarak ayrımcılığa uğruyoruz, arada sıkışmış bir grubuz" sözleriyle özetledi.

İş yerlerinde yöneticilerin cümleleri tamamlaması, sabırsız davranması veya telefonla konuşma gerektiren işlerden uzaklaştırma gibi mobbing uygulamalarına maruz kalan çalışanlar için dernek, hukuki bilgilendirme ve mülakat provaları desteği sunuyor. Alemdar, kekemeliğin işini yapmaya engel olmadığını, sadece kekeme dostu bir ortam ve farkındalık gerektiğini savunuyor.

Filmlerde kekeleyen bireyler korkak damgası yiyor

Sinema ve dizilerde kekemeliği olan karakterlerin genellikle ya "komik unsur" ya da "korkak veya ezik" tipler olarak resmedilmesini eleştiren Alemdar, bu karikatürize temsillerin gerçek hayattaki damgalamayı pekiştirdiğini ve buzdağının altındaki utanç, korku ve kaygıyı büyüttüğünü söyledi. Yapımcılara seslenen Alemdar, kekemeliğin bir mizah malzemesi değil, bir güçlenme hikâyesi olduğunu vurguladı.

Muhabir: Ahmet Çağatay Bayraktar