CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 2026-2027 eğitim öğretim yılının başlaması nedeniyle partisinin genel merkezinde basın açıklaması düzenledi.
Eğitim sisteminin partiler üstü bir anlayışla ele alınması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, çocukların eğitim koşullarından okullardaki hijyen sorunlarına, genç işsizliğinden beslenme problemine kadar birçok konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Eğitim, bir bakanlığın faaliyet raporuna sığdırılamaz”
Eğitimin yalnızca müfredat, sınav sonuçları veya diploma sayısından ibaret olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, eğitimin bir ülkenin geleceğine duyduğu güvenin göstergesi olduğunu ifade etti.
Kılıçdaroğlu, okulun çocuklara bilgi vermenin yanı sıra adalet, dürüstlük, emeğe saygı, özgür düşünce ve ortak yaşam sorumluluğu kazandırması gerektiğini belirtti.
Değerler eğitiminin de tek bir yaşam tarzının dayatılması anlamına gelmemesi gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu, eğitimde bilim, demokrasi ve eşit yurttaşlık anlayışının birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.
Okullardaki temizlik sorununa dikkat çekti
Kılıçdaroğlu'nun açıklamasında öne çıkan başlıklardan biri okullardaki temizlik ve hijyen sorunları oldu.
Bazı okullarda yeterli ve kalıcı temizlik personeli bulunmadığını belirten Kılıçdaroğlu, geçici istihdam modelleriyle kalıcı temizlik hizmetinin sağlanamayacağını ve hijyen malzemelerinin bulunmadığını, bazı ihtiyaçların ise velilerin katkılarıyla karşılandığını savundu:
“Bir diğer mesele, eğitimden çalışma hayatına geçiştir. Bir yanda sanayimiz nitelikli eleman ararken diğer yanda diplomalı gençlerimiz iş arıyorsa burada açık bir planlama sorunu vardır. Oysa çocuklarımızın yetenekleri erken yaşta görülmeli; mesleki eğitim, yükseköğretim ve istihdam ihtiyacı birlikte planlanmalıdır. Gençlerimize yalnızca diploma değil, kendi ülkelerinde kurabilecekleri bir gelecek de verilmelidir. Büyük stratejilerden ve planlamalardan önce konuşmamız gereken çok daha temel bir mesele var; aslında bu basın toplantısının amacı da bu. Çocuklarımız, hijyenik olmayan koşullarda okullarına gidiyorlar. Bu bir iddia değildir; ülkenin dört bir yanından gelen, eğitim sendikalarının, veli derneklerinin ve öğretmenlerin defalarca dile getirdikleri bir gerçektir.
Okullarımızda yeterli ve kalıcı temizlik personeli istihdam edilmemektedir. ‘Toplum Yararına Program’ adı altında geçici olarak çalıştırılan personel, eğitim yılı henüz bitmeden görevden ayrılmak zorunda bırakılmaktadır. Bu program, işsiz yurttaşların belirli bir süre kamu işlerinde çalıştırıldığı geçici bir istihdam uygulamasıdır. Oysa okul süreklidir, çocuk her gün okula gitmektedir. Temizlik geçici bir iş değildir, geçici personelle kalıcı hijyen sağlanamaz. Sonuç ortadadır; tuvaletlerde sabun bulunmamaktadır, tuvalet kâğıdı bulunmamaktadır, hijyen malzemesi bulunmamaktadır. Daha da acısı, bu ihtiyaçlar çoğu zaman velilerin cebinden karşılanmaktadır. Dar gelirli aileler ise çocuklarının temiz bir tuvalete gidebilmesi için okulun istediği katkı listesiyle karşılaşmaktadır. Böylece zaten daralan ev bütçesine bir kalem daha eklenmektedir. Sonuçta uygulama çocuğun onuru, ailenin utancı hâline getirilmektedir; bu kabul edilemez. Bir ülke düşünün: Uluslararası sınavlarda puanını yükselttiğini övünçle duyurmaktadır ancak o sınava giren çocuk, okulunun tuvaletinde sabun bulamamaktadır. Bu, eğitim başarısının krizi değildir; bu devlet aklının krizidir. Çocuğa ‘yükseldik’ denilmektedir ancak çocuk elini yıkayacak sabunu aramaktadır. O tabloyu bir kez gören vicdan, kutlayacak bir şey bulamaz.”
“Temizlik ihale dönemine bağlanamaz”
Okulların temizliğinin geçici personel ya da ihaleler üzerinden yürütülmesini eleştiren Kılıçdaroğlu, eğitim kurumlarının sürekli hizmet gerektirdiğini söyledi.
“Temizlik ihale dönemine bağlanamaz, bu kabul edilemez” diyen Kılıçdaroğlu, çocukların sağlıklı ve güvenli bir ortamda eğitim görmesinin devletin temel sorumluluklarından biri olduğunu ifade etti:
“Çocuklarımızın okuldaki temizliği yine geçici bir işe, yine ihaleye emanet edilecektir. Oysa okul binası kalıcıdır, çocuk her sabah o binaya girmektedir. Temizlik ihale dönemine bağlanamaz, bu kabul edilemez. Bunu ivedilikle çözmek zorundayız. Devletin en temel görevi, çocuklarımızın sağlıklı, güvenli ve onurlu bir ortamda eğitim görmelerini sağlamaktır. Bu bir lütuf değildir, bu bir Anayasal yükümlülüktür. Temiz tuvalet lüks değildir, sabun lüks değildir, tuvalet kâğıdı lüks değildir. Bunlar uygarlığın en sade ölçüleridir. Uygarlık iddiası kürsüde kurulmaz; uygarlık iddiası, çocuğun elini yıkadığı musluğun yanında kurulur.
“Çocuklara günde bir öğün sıcak yemek verilmeli”
Çocukların beslenme sorununa da dikkat çeken Kılıçdaroğlu, okullarda öğrencilere günde bir öğün sıcak yemek verilmesinin zorunlu hale getirilmesi gerektiğini söyledi.
Gelir dağılımındaki bozulmanın çocukları da etkilediğini belirten Kılıçdaroğlu, bazı öğrencilerin okula aç veya yetersiz beslenmiş şekilde gittiğini ifade etti:
"Okullarımızda çocuklarımıza günde bir öğün sıcak yemek verilmesi artık zorunluluktur. Gelir dağılımındaki bozulma, asgari ücretin bile açlık sınırının altında kaldığı bir ülkede, çocuklarına günde bir öğün sıcak yemek veremeyen bir iktidar için bu en büyük ayıptır. Bugün pek çok ailenin çocuğu okula aç gitmekte ya da yetersiz beslenerek derse girmektedir. Açlık utanılacak bir hâl değildir; açlığı görmezden gelmek utançtır. Bir öğün yemek yalnızca bir sosyal yardım kalemi değildir; çocuğun derse odaklanabilmesinin, öğrenebilmesinin ve eşit şartlarda yarışabilmesinin ön koşuludur. Karnı boş çocuk dikkatini toplayamaz, dikkatini toplayamayan çocuk öğrenemez, öğrenemeyen çocuk yarışa geriden başlar. Sonra o çocuğa 'başarısızsın' denir. Oysa başarısız olan çocuk değildir, başarısız olan çocuğu aç bırakan düzendir. Bu düzen, Türkiye’nin ikinci yüzyılına asla ve asla yakışmamaktadır. Biz bu talebi bir lüks olarak değil, asgari bir insanlık standardı olarak dile getiriyoruz. Bir kâse çorba, bir öğün yemek, bir sabun... Bunlar bütçeyi sarsacak kalemler değildir. Bunlar iktidarın, yani devleti yönetenlerin çocuğuna bakıp bakmadığının ölçüsüdür. Dijital çağda hiçbir iktidarın bu olumsuz tabloyu yaratmaya hakkı yoktur.”
“Başarısız olan çocuk değil, onu aç bırakan düzendir”
Aç öğrencilerin derslere yeterince odaklanamayacağını belirten Kılıçdaroğlu, eğitimde başarı değerlendirmesi yapılırken çocukların ekonomik ve sosyal koşullarının da dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Kılıçdaroğlu, çocukların aç bırakıldığı bir sistemin ardından öğrencilerin “başarısız” olarak nitelendirilmesini eleştirdi.
Genç işsizliği ve mesleki eğitim vurgusu
Kılıçdaroğlu, eğitimden çalışma hayatına geçişte de ciddi bir planlama sorunu bulunduğunu dile getirdi.
Sanayinin nitelikli eleman aradığı bir dönemde diplomalı gençlerin iş aramasının eğitim ve istihdam politikalarının birlikte planlanması gerektiğini gösterdiğini belirten Kılıçdaroğlu, öğrencilerin yeteneklerinin erken yaşta tespit edilmesi ve mesleki eğitim, yükseköğretim ile istihdamın ortak bir plan çerçevesinde ele alınması gerektiğini söyledi.
CHP'li belediyelere çağrı
Kılıçdaroğlu, CHP'li belediyelere ve parti kurumlarına da çağrıda bulundu.
Okulların temizlik ihtiyaçlarının karşılanması ve öğrencilere yönelik bir öğün yemek projelerine katkı sunulması konusunda yerel yönetimlerin sorumluluk alması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, eleştirinin kendi sorumluluklarını yerine getirmekten bağımsız düşünülemeyeceğini ifade etti.
“Çocuğa verilen değer okuldaki sabunla ölçülür”
Bir ülkenin çocuklarına verdiği değerin yalnızca söylemlerle ölçülemeyeceğini belirten Kılıçdaroğlu, bunun okul koşullarında da görülebileceğini söyledi:
“Çocuğa verilen değer nutukla ölçülmez; okuldaki sabunla ölçülür, öğretmene gösterilen saygıyla ölçülür, mezuna açılan kapıyla ölçülür, karnı doyan çocuğun gözündeki dikkatle ölçülür. Değeri olmayan okul insan yetiştiremez, sabunu olmayan okul onuru zedeler. Onuru zedelenen çocuk yarınını da küçümser, yarınını küçümseyen genç ülkesine yabancılaşır. Yabancılaşan genç ise gider. Gidenin ardından 'niçin, neden gitti' diye sormak geç kalmaktır. Bir havaalanında elinde diplomasıyla ülkesinden ayrılan gencimize baktığınızda, o gencin sadece bir yolcu olmadığını görürsünüz; onunla birlikte bu ülkenin yetiştirdiği bilgi, emek, umut ve gelecek de uçağa binmektedir. O nedenledir ki biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu sorunların takipçisi olacağız. Bu ülkenin evlatları ne yabancılaşmaya ne işsizliğe ne de sabunsuz bir okula mahkûm olmamalıdır. Onlara bu ülkeyi hakkıyla, onurlarıyla ve umutla teslim etmek boynumuzun borcudur”




