TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, PKK'nın Türkiye’den çekilme kararının ardından yaptığı açıklamada, örgütün Türkiye’deki faaliyetlerinin tamamen sona erdiğini belirtti. Kurtulmuş, güvenlik ve istihbarat birimlerinin örgütün silah bırakmasını tespit ettikten sonra “Terörsüz Türkiye” kapsamında yasal düzenlemelere geçileceğini söyledi.

Diyarbakır’daki etkinlikte ana dil vurgusu yapan Kurtulmuş, “Hiç kimsenin ana dilini bahane ederek siyasal ayrışma içinde olması kabul edilemez. Herkesin ana dili, ana sütü kadar helaldir” ifadelerini kullandı.

PKK yönetimi, 12. Kongre kararları ve Abdullah Öcalan’ın onayı doğrultusunda Türkiye’deki tüm güçlerini Medya Savunma Alanları’na çekmeye başladığını açıkladı. Açıklamada, sürecin ilerlemesi için gecikmeden hukuki ve siyasi düzenlemelerin hayata geçirilmesi ve PKK’ye özgü Geçiş Hukuku ile demokratik entegrasyon yasalarının çıkarılması talep edildi.

“İstihbarat birimleri, örgütün silah bıraktığını tespit-tescil ettikten sonra Terörsüz Türkiye ile ilgili birtakım yasal düzenlemeler dönemine geçilecektir”

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'tan da karar sonrası ilk açıklama geldi. Süreç komisyonuna başkanlık eden Kurtulmuş, "Güvenlik ve istihbarat birimleri, örgütün silah bıraktığını tespit-tescil ettikten sonra Terörsüz Türkiye ile ilgili birtakım yasal düzenlemeler dönemine geçilecektir" dedi.

Kurtulmuş, sürecin sonunda mutlaka kazanacaklarını ve başaracaklarını vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Dünyada çatışma çözümleri bakımından en zor şey, devletlerle terör örgütleri arasındaki terörü bitirme süreçlerinin yönetimidir. Birçok ülkede bu işin nasıl sonlandığını biliyoruz. Geldiğimiz nokta nedir? Terör örgütü lideri, bildiğiniz gibi 'Örgütü dağıtıyoruz, artık örgüt silahlarını bırakıyor' diye açıklama yapmıştı. Ondan sonra devletin kurumları bu süreci ciddi bir şekilde takip ediyor. Dün bir açıklama daha yapıldı. Artık örgütün Türkiye'den tamamen çekildiği, Türkiye'deki faaliyetlerin tamamen sona erdiğini ifade eden bir açıklama geldi. Bunun önemli bir adım olduğunu görüyoruz ancak Türkiye'nin güvenlik ve istihbarat birimleri, hakikaten örgütün silah bıraktığını ve kendisini fesih sürecini sürdürdüğünü ya da sonlandırdığını tespit ve tescil ettikten sonra Terörsüz Türkiye ile ilgili birtakım yasal düzenlemeler dönemine geçilecektir."

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun bazı üyeleriyle Dicle Üniversitesi 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı Akademik Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, "Ayrışmanın değil çok çeşitliliğin ve çok kültürlülüğün büyük gölgesinin yansımasıdır. Ana dili, ana sütü kadar helaldir. Bu ülkede hiçbir kimse dilini istediği gibi kullanmak istediği için bir şekilde sorgulanamaz" diyen Kurtulmuş, bu sözlerini de yineledi.

Maden-İş Başkanı Akçul: "Kritik madenler kamu eliyle işletilmeli, KİT'lerdeki taşerona kadro verilmeli"
Maden-İş Başkanı Akçul: "Kritik madenler kamu eliyle işletilmeli, KİT'lerdeki taşerona kadro verilmeli"
İçeriği Görüntüle

“Herkesin ana dili ana sütü kadar helaldir”

Türkiye’de ret, inkar ve asimilasyon döneminin geride kaldığını belirten Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Türkiye'de önemli bir toplumsal kesimi oluşturan Kürt kardeşlerimizin kimlikleri üzerindeki baskılar artık asla mevzu bahis olamaz. Herkes kendi kültürünü geliştirmek, kendi kimliğini olduğu gibi kabul etmek durumundadır. Bizler de farklı kimlikleri kabul etmek durumundayız ama şunun da altını çizmek isterim ki farklı kimlikleri kabul etmek, farklı kimlikler üzerinden toplumu ayrıştırmak, bölüştürmek, ötekileştirmek değildir.

Geçen hafta Diyarbakır’daki üniversitede konuşmamı bitirirken Kürtçe bir beyitle bitirdim. ‘Bir olalım, beraber olalım, el ele, gönül gönüle, barış olsun, kardeşlik olsun’ manasına gelen sözlerdi. Bunu Meclis Başkanı olarak söylemenin önemli bir kapıyı açtığını düşünüyorum ama hiç kimsenin ana dilini bahane ederek siyasal bir ayrışma içerisinde olması asla kabul edilemez. Herkesin ana dili ana sütü kadar helaldir. Benim annem Türk. Öyle olduğu için Türkçe biliyorum. Bir başkasının annesi başka etnik bir kökendense o da annesinin diliyle dilediği gibi konuşsun. Çünkü bu bizim kültürümüzün, inancımızın bir gereğidir."

Muhabir: Tolga Çifci