Sanatçı Engin Çağlar’ın yola karşıdan karşıya geçerken motosiklet çarpması sonucu hayatını kaybetmesi, gözleri motosiklet sürücülerine çevirdi. Son yıllarda büyük şehirlerde artan nüfusa bağlı olarak trafik içinde pratik bir ulaşım çözümü olarak öne çıkan motosikletlerin artışında otomobil fiyatlarındaki artış ve vergi yükü de önemli bir sebep olarak öne çıkıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, son yıllarda trafiğe kayıtlı motosiklet sayısında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. 2023 yılı itibarıyla trafiğe kayıtlı motosiklet sayısı 5 milyon 79 bin 396 iken, bu rakam 2024’te 6 milyon 261 bin 927’ye, 2025 Temmuz itibarıyla ise 6 milyon 769 bin 964’e ulaştı. Bu artış, motosikletlerin ulaşımda giderek daha yaygın bir seçenek haline geldiğini gösteriyor.

Motosiklet kullanımı artışta
İstanbul, 865 bin 633 motosikletle Türkiye’de en fazla motosikletin bulunduğu il olarak öne çıkıyor. İstanbul’u sırasıyla 520 bin 48 motosiklet ile Antalya, 496 bin 61 motosiklet ile İzmir takip ederken, motosiklet sayısının en az olduğu il ise Bin 109 motosikletle Ardahan oldu. Ardahan’ı bin 780 motosikletle Tunceli, bin 855 ile Hakkâri, 2 bin 073 ile Bingöl ve 2 bin 081 ile Bitlis izledi.
Bazı illerde motosiklet sayısı, otomobil sayısını geride bırakmış durumda. Örneğin, Kilis’te 39 bin 422 motosikletin kaydı bulunurken, 13 bin 540 otomobil kayıtlara geçti. Aydın, Manisa, Muğla, Şanlıurfa ve Iğdır gibi illerde de motosiklet sayısı otomobilden daha fazla. Manisa, motosiklet sayısındaki farkın en fazla olduğu il olarak dikkat çekiyor; burada motosiklet sayısı otomobil sayısını 50 bin 966 farkla geçti.
2025 Temmuz itibarıyla Türkiye’de trafiğe kayıtlı yaklaşık 6 milyon 770 bin motosikletin yalnızca 2 milyon 417 bini trafik sigortasına sahip. Bu da sigortalılık oranının yüzde 35,7 olduğunu gösteriyor, yani trafikteki her 3 motosikletten 2’si sigortasız. İstanbul, sigortalılık oranının en yüksek olduğu şehirlerden biri; burada trafiğe kayıtlı motosikletlerin yüzde 52,7’si sigortalı.
Türkiye Sigorta Birliği (TSB) verilerine göre, motor hacmi 50 cc ve altındaki motorlu bisikletler için trafik sigortası zorunluluğu bulunmuyor. Ancak, yakın zamanda İçişleri Bakanlığı’nın öncülüğünde hazırlanan bir kanun taslağı, motorlu bisikletleri de sigorta kapsamına almayı hedefliyor. Taslak, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çalışma komisyonundan geçmiş durumda ve yasalaşması bekleniyor. Bu yeni düzenlemenin, özellikle küçük motorlu bisiklet kullanıcıları arasında sigortalılık oranını artırması bekleniyor.
Motosiklet sayısındaki artışa paralel olarak, motosikletlerin zorunlu teknik muayenelerinin yaptırılmaması, trafik güvenliği açısından önemli bir sorun teşkil ediyor. TÜVTÜRK verilerine göre, son 2 yılda motosikletlerin muayeneden kalma oranı yüzde 20 civarında.
Türkiye'de hızla yaygınlaşan motorlu kurye mesleği, çalışma koşulları ve trafikteki güvenlik sorunları nedeniyle birçok sıkıntıyı da beraberinde getiriyor. Son yıllarda motosikletli kuryelere yönelik medyada yer alan "motokurye terörü" gibi yanlış ifadeler, toplumsal algıyı da olumsuz etkiliyor. Bu bağlamda, Kurye Hakları Derneği Başkanı Mesut Çeki, motosikletli kuryelerin karşılaştığı zorlukları ve çözüm önerilerini gündeme getirdi.

Mesut Çeki: "Motokurye terörü yanlış bir ifade”
Çeki, son dönemde medyada kuryeler hakkında sıkça yer alan "motokurye terörü" ifadesine sert tepki gösterdi. Çeki, "Bu noktada özeleştiri de yapıyoruz. Kuryeler, hızla teslimat yapmak zorunda kaldıkları için zaman zaman trafikte yanlış davranışlar sergiliyorlar. Ancak bu bireysel suçlardır ve genelleme yapmak yanlıştır" dedi. Çeki, kuryelerin iş yükü ve teslimat firmalarının baskısı nedeniyle trafikte agresif davranışların görülebildiğini, ancak asıl sorunun kuryelere dayatılan çalışma şartları olduğunu vurguladı. Kuryelerin çalışma sistemlerini anlatan Çeki, “Sipariş talebi ulaştığı andan itibaren kuryelerin teslimat süresi başlıyor. Firmalar ‘Yarım saat içinde teslimat’ şeklinde kampanyalar yapsa da sipariş alındığı andan itibaren kuryelerin süresi başlıyor. 15 dakika içinde hazırlanan yemeğin teslimi için kuryeye sadece 15 dakika kalıyor. Moto kuryeler de bu nedenle trafik kuralları ve firmaların süre teminatı arasında sıkışıyor” dedi.
Motorlu kuryelerin çalışma koşullarının oldukça zor olduğunu belirten Çeki, özellikle kuryelerin yaşadığı yasal güvensizlik ve sağlık güvenceleri eksikliklerine dikkat çekti. "Kuryelerin maaşları düşük, çalışma saatleri belirsiz ve sigorta gibi temel hakları güvence altına alınmıyor. Eğer kuryelere güvenli çalışma alanları ve düzenli bir gelir sağlanırsa, trafikteki agresiflik de azalır" şeklinde konuştu.
Her kuryeye eğitim şart
Kuryelerin güvenliğini sağlamaya yönelik yasal düzenlemelerin şart olduğunu ifade eden Mesut Çeki, bu meslek için eğitim zorunluluğu getirilmesinin de önem taşıdığını belirtti: "Motorlu kurye mesleği, sadece teslimat yapmaktan ibaret değil; aynı zamanda trafik güvenliği açısından da sorumluluk gerektiren bir iştir. Kuryeler, trafik kuralları hakkında daha fazla bilgi edinmeli ve güvenli sürüş teknikleri öğrenmeli. Bunun sağlanması ise kuryelerin çalıştığı firmaların sorumluluğunda olmalı. Çünkü motosiklet için güvenli sürüş eğitimleri, kuryelerin tek başlarına altından kalkamayacağı kadar pahalı.”
Motokuryeler meslek kanunu talep ediyor
Çeki, motosikletli kuryelere yönelik toplumsal algısına da değindi: "Kuryeler genellikle kötü bir algıya sahip. Oysa bu insanlar, hayatımızı kolaylaştıran ve şehri ayakta tutan unsurlar arasında yer alıyorlar. Dernek olarak arkadaşlarımıza kurallara uymalarını tavsiye ediyoruz ve diğer sürücülerle de empati kurmaları gerektiğini söylüyoruz. Öteki taraftan bizler için birinci öncelik, meslek tanımımızı içeren bir meslek kanununun yürürlüğe girmesi. Meslek kanunu sayesinde asgari ücretin bile altında, sigortasız, güvencesiz hatta ehliyetsiz kişilerin motokurye olarak çalıştırılmasının da önüne geçilebilir. Büyük firmaların bünyesinde çalışan kuryelerin de iş güvenliği sağlanabilir.”

Burak Ercan: “Eğitim eksikliği kazaları tetikliyor”
Özellikle büyük şehirlerde, motosiklet kullanıcıları ve otomobil sürücüleri arasında sıkça karşılaşılan kazalar, genellikle eğitimsizlik ve dikkat eksikliğinden kaynaklanıyor. Motosiklet güvenliği konusunda gözlemlerini 24 Saat’e anlatan Motosiklet Güvenli Sürüş Eğitmeni Burak Ercan, eğitim eksikliklerinin kazaların başlıca nedeni olduğunu belirtti: “Türkiye'deki motosiklet eğitimlerinin genellikle temel seviyede kalması, sürücülerin yeterli bilgi ve beceriye sahip olmadan yola çıkmalarına yol açıyor. Motosiklet kullanıcılarının çoğu, yalnızca ehliyet almak için kısa süreli kurslara katılıyor ve gerçek trafikte karşılaştıkları zorluklarla başa çıkamıyor. Eğitim sistemi ne yazık ki bu boşluğu yeterince doldurmuyor. Sürücüler, sadece trafik kurallarını öğreniyorlar ama acil durumlarla baş edebilecek beceriler kazanmıyorlar.”
İki teker-dört teker farkı unutulmamalı
Ercan, motosiklet ve otomobil kullanımı arasındaki farklılıkların önemini belirterek, ÇOĞU sürücünün sürüş güvenliği açısından bu farklılıkları gözetmesi gerektiğini söyledi: “Motosikletin iki tekerlek üzerinde dengeyi gerektirdiği için motosiklet sürücüsünün tüm dikkatini yola vermesi gerekiyor. Otomobil sürücüleri, yasak olsa da trafik içinde telefona bakabilirken veya aynasını ayarlayabilirken motosiklet sürücülerinin anlık dikkatsizliği büyük kazalara yol açabiliyor. Motosiklet sürücüsü, hem çevreyi hem de yolun her köşesini sürekli gözlemlemek zorunda. Çünkü bir anlık dikkat dağılması, ölümcül sonuçlara yol açabilir. Ekonomik nedenlerle son dönemde motosiklete yönelen sürücü sayısı arttı. Motosiklet kullanıcıları, aracı bazen otomobil gibi kullanabiliyorlar, fakat bu çok tehlikeli bir yaklaşım. Motosiklet, hız, denge ve güvenlik açısından otomobilden çok daha hassas bir araç.”
Ehliyet eğitimleri güncellenmeli
Sürücü kurslarındaki müfredat, Türkiye'de Karayolları Trafik Kanunu ve Yönetmeliği'ne bağlı olarak belirleniyor ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanıyor. Son düzenlemeler, 2017 yılında güncellenen "Sürücü Kursları ve Direksiyon Eğitimi" yönetmeliği çerçevesinde "Trafik ve İlk Yardım" dersi müfredatına dayanıyor. Ercan, motosiklet eğitiminin sadece teorik bilgiyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, pratik eğitimlerin büyük önem taşıdığını ifade etti. “Motosiklet eğitimi, sadece kurallar hakkında bilgi vermekle kalmamalı; aynı zamanda acil durum yönetimi, frenleme teknikleri ve sürüş güvenliği konularında da sürücülere beceri kazandırmalı” dedi. Değişen teknolojiler ve trafik şartları nedeniyle sürücü kurslarında verilen eğitimin güncellenmesi gerektiğini söyleyen Ercan, “Günümüzde trafikteki motosiklet sayısı otomobillerle yarışır duruma geldi. Kurslarda verilen eğitim ise daha çok dört tekerli araçların hâkim olduğu bir trafiği öğretiyor ehliyeti alacak adaya. Şoför ile motosiklet sürücülerinin trafikte birbiriyle empati kurabilmesi için bu müfredatın güncellenmesi şart” dedi.
Motosikletlerin düzenli muayene ve bakımlarının yapılması gerektiğine de dikkat çeken Ercan, otomobillerle benzer şekilde motosikletlerin de periyodik muayeneye tabi tutulması gerektiğini vurguladı: “Motosiklet otomobile göre dış etkilere daha açık bir araç. Öncelikle motor dışarıda. Bu nedenle yıpranmaya da açık. Sürücülerin de bu nedenle sorumlu davranması önemli. Denetimlerin de sürüş güvenliğini sağlanması adına artırılması gerekiyor.”




