Günler, haftalar hatta aylar yıllar geçti şiddet hakaret ortadan kaldırılacağına futbolda yaşanan olaylar ayyuka çıktı. Bütün bunlar da yetmezmiş gibi, ponziler, illegal bahisler meydanı boş bulup cirit atmaya başladı. Sporun en büyük unsurlarından biri olan futbolun DNA’sı bozuldu.
Kamuoyu nabzının ve hararetinin laf ebeliği ile düşürülmeye çalışıldığı bu günlerde duygu sömürüsü ile yatıştırma çabaları içinde TFF… İyi güzel de şu ana kadar değişen hiçbir şey yok, tam aksine şiddetti artan bir eylem var ortada…
Türk futbolu freni patlamış kamyon misali yokuş aşağı almış başını gidiyor, hem de sağa sola çarpıp hasarı çığı gibi büyüterek. Ondan sonra da ahlar vahlar, birlik ve beraberlik çağrıları ardından da asıl sorumluların görev de kalma tutkuları…
Ağlamak kolay, ama sonuca gitme adına mevcut yasaları uygulama konusunda hep bir esneklik, hep bir halının altına süpürme hali… Hal böyle olunca önü ardı kesilmeyen şiddet dolu saldırılar… Kurumların hatta şahısların bu ve benzeri olaylara at gözlüğü ile bakanların da sorumluluğu var…
Oyun kuralları ile ilgili uygulamakla yükümlü olmanın gerekliliği, mavi boncuk dağıtarak üstlenilecek bir sorumluluk değil. Aksine; bu kuralları isim ve yakınlık gözetmeksizin adil ve eşit bir şekilde yerine getirmek.
Türkiye Futbol Federasyonu son yaşanan olayların ardından sınıfta kalmış, “hoca bana kötü not vermiş” halinde… İyi bir sonuç alındığında yaptık uyguladık her kesin yararına diyerek caka atılırken, olaylar çıktığında kendisine batırdığı iğnenin aksine çuvaldızı batıracak suçlu arama peşinde…
Elbette ki; şiddet suçluları bugün Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu tarafından cezalandırıldığı gibi, birde adli soruşturması var bunun… Bu ve benzeri şiddet olaylarının kapalı kapılar ardında hasıraltı edilmesi değimli, Türk Futbolunu bugünkü duruma düşüren zihniyet.
Artık mızrak çuvala sığmaz oldu… Liyakat yoksunu, bulanık suda balık avlamaya çalışan hatta kendi oluşturdukları kurullara bile sahip çıkamayan TFF Yönetimi bu saatten sonra istifa mekanizmasını çalıştırıp işi ehline bırakmaları gerçeğini kabullenmeleri…