Türkiye; ABD galibiyeti ile Dünya Kupası Finallerine erken veda etti. Vedalar her zaman geriye bakıldığında da kayıpların ne denli önemli olduğunu gösterir…
Özellikle ilk iki maçta Avusturalya ve Paraguay karşısında alınan yenilgilerin faturası ağır oldu finallerden erken dönüş adına… Son karşılaşma ABD karşısında alınan galibiyet maç öncesindeki prestijden öte geçemedi…
Kazanımların her zaman ön plana çıktığı bu tür uzun soluklu organizasyonlarda daha ilk başta atılan havlu ABD karşısında alınan galibiyeti anlamsızlaştırdı. Böyle bir organizasyona 24 yıl sonra katılım ülke adına büyük bir başarı olarak değerlendirildi öncesinde. Katılım kadar organizasyonun sonucu başarı olarak değerlendirilemedi maalesef şuanda…
Özellikle ABD, Meksika ve Kanada’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen bu organizasyon uzun süre 32 takımlı oynanırken 48’e yükseltildi. Bu açıdan bakıldığında Dünya Kupası Finalleri gurup maçlarının ardından 16 takımın vedası ile 32 takımlı gerçek hüviyetine döndü bundan sonrası için…
Millerin kendinden kat kat kalite ve kapasite olarak altında bulunan Avusturalya ve Paraguay yenilgileri baştan beri bazı eksik ve aksaklıkların birer göstergesiydi. Ardından son maçta ABD karşısında alınan galibiyet gönüllere su serpmekte öte geçemedi.
Umarım tüm bu yaşanan olumsuz gelişmeler yakın zamanda oynanacak Avrupa Şampiyonası Elemeleri öncesinde son bulur. Olumsuzlukları arda arda sıraladığında saymakla bitmediğini görmek zor değil…
Dünya Kupası Finalleri öncesinde, yaşanan FIFA’nın Türk Hakemi çağırmayışından tutunda, oyuncuların, teknik adamlar ve yöneticilerin illegal bahis, şike ve kara para aklama soruşturmaları kapsamında baskı altında tutulmalarına kadar…
ABD galibiyeti umarım bundan sonraki süreçte gerçeklerin makyajlanması adına köpürtülmez… Galibiyet ve mağlubiyetler ele alınıp kökten bir değişikliğin önü açılması adına geleceğe yönelik ders çıkartılması kazanç olarak değerlendirilebilir.