A Milli Takımımız, 24 yıl sonra katıldığı Dünya Kupası’na ev sahibi ülkelerden ABD’yi 3-2 mağlup ederek veda etti.

Grupta oynadığı ilk iki maçında Avustralya’ya 2-0, Paraguay’a 1-0 yenilen Ay Yıldızlılarımız ne yazık ki, kadro kalitesiyle bizim çok çok gerimizde olan ülke takımlarının arkasında turnuvanın dışında kaldı.

Yaşadığımız deneyimin ardından net ve tartışılmayacak bir şey var…

İyi bir organizasyonumuz ve teknik direktörümüz olsaydı, bu turnuva bizim için bambaşka olabilirdi.

İnsan sormadan duramıyor…

En iyi üçüncülerin bile gruptan çıkabildiği Dünya Kupası’na nasıl veda ettik?

Sayısız hata bu sonucu getirdi.

Yazacak o kadar çok şey var ki…

Son anda play-off’tan Dünya Kupası’na katılmamızla birlikte; hem Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın, hem Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun, hem teknik direktör Vincenzo Montella’nın hem de futbolcularımızın kelimenin tam anlamıyla ayakları yerden kesildi.

Henüz hiçbir şey başarmamışken, önümüze dev hedefler konuldu.

Ne yazık ki iyi yönetilemeyen milli takımımızın acı bir şekilde turnuva dışında kalışına tanıklık ettik.

Türkiye Futbol Federasyonu’nun, millilerimizin kamp yapacağı tesisi seçerken bile isabetli bir seçim yapamadığını, dersini çalışmadığını gördük.

İlk olarak, teknik direktör Vincenzo Montella’nın oyuncu seçimindeki ısrarlı ve yanlış tercihleri, ilk iki maçta yenilgilere zemin hazırladı.

Günlerdir hepimiz konuşuyoruz, yorumluyoruz…

Bakın, Suudi Arabistan ne kadar büyük paralar verirse versin, futbola ne kadar yatırım yaparsa yapsın orası futbolcular için emeklilik cenneti. Ya kariyerli yaşlı ya da parayı tercih eden genç futbolcuların tercih ettiği bir lig.

Montella’nın Suudi Arabistan’da kariyerini sürdüren Merih Demirel ısrarı, Arda Güler, Kerem Aktürkoğlu, Barış Alper Yılmaz’a oyun içinde yaptığı görevlendirmeler hep tartışma konusu oldu.

Daha ilk maçta Avustralya karşısında oyuncularımızın saha dizilimindeki tercihler, hem yetersiz oyunu hem de 2-0’lık yenilgiyi getirdi…

Maç öncesi, Milli oyuncularımızın turnuvaya zihinsel olarak pek de hazırlanmadıklarına şahit olduk.

Yenilgi zaten hazır olmayan oyuncularımızın psikolojilerini daha da dibe çekti.

Ardından, Türk A Milli Futbol Takımı’nın kesinlikle dengi olmayan Paraguay’a da yine 1-0 mağlup olduk.

Aslında oyuncu kadromuza baktığımızda, bir çok ülkenin forması altında görmek istediği, imrenerek baktığı çok sayıda oyuncumuz var.

Arda Güler…

Kenan Yıldız…

Can Uzun…

Kadroya alınmayan Aral Şimşir…

Hangisini sayayım.

Onları değerlendiremedik, kullanamadık.

Sonuç olarak, 24 yıl sonra katıldığımız Dünya Kupası’na daha ilk düzlükte veda ettik…

Dünya Kupası’na 24 sonra katılmamızın başarı olduğunu söyleyenler, öyle görenler olabilir.

Ama unutulmamalı ki, Dünya Kupası’na katılan sayısı 48 takıma çıkarılmasa biz yine olmayacaktık.

Ankaralı olanlar bilir…

Atatük Bulvarı’ndan Kızılay yönüne giderken, TUBİTAK binasını geçince, Türk Dil Kurumu’nun (TDK) merkezi vardır…

TDK’nın Atatürk Bulvarı’na bakan cephesinde kırmızı zeminli büyük bir LED ekranda her gün beyaz harflerle Türkçe bir kelime yer alır.

Benim TDK’ya naçizane tavsiyem, o ekrana yine her gün Türkçe bir kelime versinler…

Ama binanın üzerine ”LİYAKAT” sözcüğünü kalıcı olarak yazsınlar.

Gelen geçen görsün.

______________

Orhan Karadağ'ın diğer yazıları için tıklayınız.