Nazım Hikmet yazarlığa başladığı yıllarda bir kent yazarıymış. Onun İstanbul yazıları herkesin dilindeymiş. Bu tür yazılarıyla bilinen bir diğer Yazar Nahid Sırrı Örik.
Bu iki yazar aynı dönemlerde yaşamışlar. Ortak yanları İstanbul sevdaları. Kalemleriyle hep ‘’Yedi Tepeli’’şehri anlatagelmişler.Nazım Hikmet’in,1936 yılında Orhan Selim müstear ismiyle Akşam Gazetesinde kaleme aldığı yazıları şehre ışık tutmuş. Kimi zaman İstanbul Sular İdaresine sormuş, kimi zaman ‘’Yedi Tepeli’’ şehrin tramvay seferlerinin eksikliğini dönemin tramvay şirketinin yetkililerine sormuş ve cevap beklemiştir.Şehrin tarihi bir çok sorunu Nazım Hikmet’in şehir yazılarıyla çözülmüş,İstanbul tarihi kimliğine kavuşmuştur.
İstanbul’u Anlatıyor
Nahid Sırrı Örik’in de Nazım Hikmet gibi yazılarının ana konusu İstanbul olmuş.’’SonTelgraf,Varlık,Tanin’’…Gibi bir çok gazete ve dergide şehir yazıları yazmış.İstanbul’un semtleri, köşkleri ,tarihi çeşmeleri ve birçok tarihi olayı Nahid Sırrı Örik’in kalemiyle gün yüzüne çıkmıştır.O dönem okur mektupları gazeteye telgraf ile gelirmiş, Örik Bir yazısında okurunun ilginç bir isteğini kaleme almış.’’ Gazete okurum, İstanbul ilinin konut sorunun kış gelince vatandaşların boşalan sayfiye yerlerine taşınmasıyla çözüleceğine inanıyor. Bunun İstanbul Belediye meclisinde tartışılmasını istiyor’’… İstanbul sokak isimlerine dair çok ilginç bir tespiti var Örik’in ‘’Her isim kendi ili ve ilçesi için önemlidir o bölgelerde isimleri sokak ve caddelere verilmelidir’.’Yazısında ‘’Edirne’’ iliyle ilgili verdiği örnek isimlendirme her şehirde yapılabilir…

Yazar Örik ,yazılarında Anadolu kavağını, Boğaziçini Sahaflar Çarşısını,İstanbul’un tarihi çeşmelerini, müzelerini anlata gelmiştir.Zaman zaman eksikleri yanlışlıkları da görüp önerilerde de bulunmuş… Nazım Hikmet’in namı diğer Orhan Selim olarak kaleme aldığı yazısının başlığı “Eminönü Bebek”. Bu yazı uzun bir önsöz ile başlar: “ulaşım araçları hakkında benzetmeler yaparak ‘Edebiyatçılığımı’; fen, tarih, sosyal konularda bilgiler vererek ‘bilgeliğimi ’ elaleme gösterdim…Yazar ”Örik ise ‘’İstanbul Yazıları’’ kitabının önsözünde ‘’mazisi uzak asırların içinde kaybolmuş bütün şehirlerde, her yeni medeniyet eski medeniyetlerin enkazı üzerine ve bazen de tahrip edilerek kurulur diyor ve ekliyor; bunları korumak fertlerin ve özellikle resmi makamların en önemli görevidir’’(Bir Küçük Köşk İçin Mersiye ,17 Ağustos 1947) Türk Tarih Kurumu yayınlarından Çıkan Nahid Sırrı Örik ‘in ‘’İstanbul Yazıları’’ Tarih Kurumu Tarafından 2011 yılında basılmış, Doçent Doktor Bahriye Çeri tarafından derlenip yayına hazırlanmış.
Nazım , Namı Diğer Orhan Selimmiş
Nazım Hikmet, Orhan Selim olarak kaleme aldığı Akşam Gazetesi yazıları İstanbul’da Mehmet Fuat’ın sahibi olduğu Adam Yayınları tarafından derlenip ‘’Düz Yazılar’’ İsmi ile kitap olarak 1987 yayınlanmıştır. Nazım Hikmet bir yazısında “Gece saat 10’dan sonra işleri biten bir yığın şehirdaş vardır ki Eminönü Bebek arasında oturur. Eminönü ile Bebek arasındaki mahalleler gece ondan sonra uyuyan mahalleler değildir. Tramvay şirketinin hiçbir vesile ile bu semtlerdeki halkı yirmi dakika bile bekletmeye hakkı yoktur, bu bir eziyettir… Eminönü’nde son tramvay 24’te kalkar, günün son vasıtaları hiç olmazsa 5-10 dakika geç kalkar, burada tam tersi erken kalkıyor. Halbuki burada iş tam tersi 5-10 dakika erken kalkıyor... Üçüncü olarak Dolmabahçe tramvay durağı. Herkes yağmurda, kışta, açıkta tramvay bekliyor. Buraya kapalı bir durak yeri yapılamaz mı?”

Akşam’da Kent Yazıları
13.11.1936’da Akşam’da kaleme aldığı Tünel Gişesinin Ölçüsü adlı yazısında vapurdaki birinci, ikinci ve üçüncü mevki olarak ayrılan yer tasnifini eleştiriyor espri dolu bir dille. Bu mevkileri gişedeki memurun insanın yüzüne bakarak ayarladığını anlatıyor. Yazıyı da şöyle bitiriyor: “İstanbul’da herkes kaçıncı mevkide olduğunu gişeden bir bilet alsın anlar.”
I. Yaya Kaldırımı adlı yazısında “Taksim Ayazpaşa Caddesi’nden Dolmabahçe’ye inerken az kaldı gazetelere Orhan Selim dün akşam öldü diye yazacaklardı.” diyerek devam etmiş; kaldırımların çok geniş olduğunu ama halkın düşüncesizliğinden dert yanarak balkondan su döktüklerini, bunun da muhtemelen bir çamaşır suyu olduğu için kaldırımlardan yürüyemediklerini anlatmıştır.
‘’Şehir Tiyatroları Kaçta Başlamalı’’ adlı yazısını 14.11.1936 tarihinde kaleme almıştır. “Şehir Tiyatrosu’nda Maksi Gorki'nin bir piyesi oynuyor, oyunun bitişi ile vapur saati birbirine uymuyor, üçüncü perde izlenemiyor. Çünkü izleyici vapura yetişmek zorunda kalıyor... Bence oyunlar 8.00 ya da 8.30 saatlerine çekilmeli, bu sorun da aşılmış olur.” diyor.
20.9.1936 tarihli yazısında “adresi bende mahfuz olan” bir okuyucu mektubu aldığını belirtiyor. Okuyucusu Muharrem Mete’nin kaleminden Hacı Veysi Mahallesi’nin bakımsızlığını, yollarının bozukluğunu anlatıyor. “Bozuk düzen yollardan geçtikten sonra, bir iki dakika yürüdükten sonra bir korkunç yolsuzluk, ışıksızlık, sessizlik, kırık minareler, dişlek duvarlar, çamur, çamur, çamur... Nihayet bir bakkala rastladım, bana dedi ki ‘Ben gündüz bile yolumu zor buluyorum, akşamın bu vakti yürü, git evine.’ ”
13.9.1936 tarihinde kaleme aldığı ‘’Şehrin Yol Politikası’’ adlı yazısında şunları anlatıyor: “İstanbul şehrinin yol ve imar politikasında birinci planda üstlerinde çocuklar boğulmayan, toz ve çamur miktarı hiç olmazsa yüzde otuz azaltılmış sokaklar tutulmalıdır. Bu sokaklar bilhassa şehrin en kalabalık yerleri olan kenar semtlerindedir ve kenar semtler şehrin can damarıdır.”
21.10.1936’da ‘’Bir Kadıköylünün Mektubu’’ başlıklı yazısında bir okuyucu mektubuna yer vermiş, Kurbağalı Dere’nin temizlenmesi ve Haydarpaşa’da lodostan yıkılan mendireğin tamir edilmesi istenmiştir.
Cemiyeti Akvam Meclisi
‘’Böyle Mektup Göndermeyiniz’’ adlı yazısını 21.9.1936 tarihinde kaleme almış, okuyucuya “Lütfen halkın genelini ilgilendirmeyen mektuplar göndermeyin.” demiş ve “Bana evden giden eşimi bul, muska yazdırmaya kime gideyim, sevgilimden ayrıldım türü alaycı mektuplar yazmayın.” diye okuyucuyu uyarmıştır.Nazım Hikmet, Ahmet Selim ismiyle yazdığı kent yazılarında akmayan sulardan kentteki müzelere, kent bekçilerine, işportacılara kadar sorunları yazmıştırBir okuyucusundan gelen mektubu dile getirerek toplanamayan İstanbul Bekediye Meclisini eleştirmek için bu meclis ‘’Cemiyeti Akvam’’meclisi midir? Demiştir..
Ortak Sorunlar ve Kentlilik Bilinci
Yazılar incelendiğinde hem Nahid Sırrı Örik ‘te hem de Nazım Hikmet’te ortak sorunlara , olaylara anlatımlara rastlamak mümkündür.Kent hafızası, kent belleği gibi yeni kavramları anlamak için bu iki yazar’ın’’ İstanbul Yazıları’’ okunmalıdır.Kentte dünden bugüne ortaya çıkan değişimde ortaya hemen çıkar
İstanbul Yazıları, kentlilik bilincini ve kentin yaşanabilirliğini, daha güzel bir seviyeye taşımak için her yurttaşa görevini ve tarihi sorumluluğunu hatırlatıyor.