Türkiye’nin sayılı altın maden sahalarından Kışladağ ve Efemçukuru işletmecisi TÜPRAG, ülkenin zengin yeraltı potansiyeline sahip olduğunu belirterek, 2023 yılı ilk yarısında Bilecik Söğüt’te tespit edilen 3,5 milyon onsluk altın kaynağıyla birlikte yıllık 45 ton altın üretimi hedefini değerlendirdi

NAZ AKMAN/ANKARA - Türkiye, altın madenciliğinde 2023 yılının ilk ayında Söğüt Altın Madeni Tesis Açılışı ile büyük bir ivme kazandı. Bilecik’in Söğüt ilçesindeki maden sahasında tespit edilen 3,5 milyon onsluk altın kaynağıyla birlikte maden sektörünün yüzü güldü. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca yapılan açıklamada ise son 20 yılda maden ihracatının yaklaşık 10 kat artışına dikkat çekilerek, 2000 yılında neredeyse sıfır olan altın üretiminin 2001-2022 yılları arasında toplam 456 tona ulaştığı duyuruldu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, son beş yıllık altın üretimi ortalamasının 35 ton civarında seyrettiğini açıkladı. Türkiye’nin önemli maden sahalarından olan İzmir- Efemçukuru ve Uşak- Kışlada ise Türkiye’deki altın üretiminin yaklaşık yüzde 25’ini tek başına karşılayarak sektöre ve ülke ekonomisine katkı sağladı. 35 yılı aşkın süredir, “önce insan ve çevre, sonra madencilik” prensibiyle madencilik faaliyetlerini sürdüren TÜPRAG’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Altın Madencileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yılmaz, Türkiye’nin madencilik alanında önemli bir süreçten geçtiğini vurgulayarak, “Ülkemiz zengin yeraltı potansiyeline sahip, nitekim tespit edilen 3,5 milyon onsluk altın kaynağı da bu söylemimizi pekiştirmiş oldu. Öz kaynaklarımızın ekonomiye kazandırılması konusunda oldukça memnunuz. Türkiye, altın üretiminde 20 yıl içerisinde bir sıçrayış gerçekleştirdi” dedi. [caption id="attachment_266177" align="alignnone" width="700"] TÜPRAG Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yılmaz[/caption] Yılmaz, “Türkiye, yılda 100 ton altın üretebilir” Türkiye’nin bulunduğu bölgede önemli altın üreticisi aktörlerinden birine dönüştüğünü söyleyen Mehmet Yılmaz, altın üretim kapasitesini artırmak için önemli bir misyon üstlendiklerini vurguladı. Yılmaz şöyle konuştu: “Türkiye’nin altı, üstü, dört bir yanı çok kıymetli. Yer üstündeki değerleri koruyarak, yer altı kaynaklarımızı ortaya çıkarıp bu kaynakları ülkemiz için işlemeye çalışıyoruz. Türkiye, altın madenciliği açısından da yüksek potansiyele sahip. Bu potansiyeli harekete geçirip ülkemizin altın üretimini önce 50 daha sonra 100 tona çıkarmayı hedefliyoruz. Türkiye, önümüzdeki dönemde, yılda 100 ton altın üretebilecek seviyeye getirilebilir. Biz, bu potansiyele sahip olduğumuza inanıyoruz. İlerleyen yıllarda 45 ton hedefimizi gerçekleştirmeyi umuyoruz. 2000’li yılların başındaki süreci düşündüğümüzde, sektör geçen 20 yılda mükemmel bir sıçrayış yaşadı. Bilecik- Söğüt’ten gelen müjdeli haber, bizleri oldukça heyecanlandırdı ve mutlu etti. Biliyoruz ki, Türkiye, ürettikçe zenginleşecek. Birlik ve inanç içinde, insanımıza ve doğamıza sahip çıkarak ilerlemeye devam edeceğiz. Ülkemiz ve geleceğimiz için.” [caption id="attachment_266174" align="alignnone" width="700"] Kışladağ Altın Madeni Genel Müdür Yardımcısı Hakan Ünal[/caption] Ünal, “Sektör açısından İzmir ve Uşak madenleri çok önemli” Altın yatakları bakımından dünya altın rezervinin yüzde ikisine sahip olan Türkiye, aynı zamanda dünyadaki 90 çeşit doğal kaynağın yüzde 70’ini bünyesinde bulundurarak maden çeşitliliği yönünden de dünyada sekizinci sırada yer alıyor. Ticaret Bakanlığı’nın 2023 yılı Ocak ayı dış ticaret rakamlarına göre, altın ithalatının Ocak 2022’ye göre yüzde 733 artarak 5,1 milyar dolara yükseldiği kaydedildi. Türkiye’nin 2022 yılında 6,5 milyar Amerikan Doları değerinde madencilik ihracatıyla Cumhuriyet rekorunu kırdığını ve bu rekorun aslında Türkiye maden sektörünün potansiyelini bir kez daha ortaya çıkardığını söyleyen Uşak- Kışladağ Altın Madeni Genel Müdür Yardımcısı Hakan Ünal şu mesajları verdi: “Madenler hem yerel hem de ulusal düzeyde kalkınmanın temel unsurları. Ülkelerin kalkınmaları ve yaşam seviyelerinin belirleyicisi olarak kabul edilen sanayi, enerji ve tarım sektörlerinin temellerini de madencilik sektörü oluşturmaktadır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre, ülkemiz 2022 yılında 6,5 milyar Amerikan doları değerinde madencilik ihracatıyla Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı. Bu haber, Türkiye altın madenciliği sektörü için ihracat kapılarının daha çok aralandığının müjdesi. Ülkemizin ilk kez 2001 yılında başlayan altın üretim serüveninde, 2022 yılı itibari ile geldiğimiz seviye çok sevindirici. Altın Madencileri olarak, ülkemize katma değer yaratan bu üretim miktarını yıllık 45 tona çıkarmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda, ülkemiz üretim potansiyelinin orta vadede 50 ton/yıl olabileceği öngörülüyor. Altın Madenciliği sektörü bu üretimleriyle ekonomimize 2,4 milyar dolarlık bir katkı sağladı. Bu üretim miktarının 2022 yılında yaklaşık yüzde 25’lik kısmını ise İzmir-Efemçukuru ve Uşak-Kışladağ’da bulunan işletmelerimizle TÜPRAG tek başına üstlendi. Altın madenciliğinde İzmir ve Uşak’ın yeri çok önemli” dedi. “Değişmeyen tek ilke: ‘önce insan ve çevre’” Başarılarının arkasında değişmez ilkelerinin olduğunu vurgulayan Ünal; işletmelerin, bulunduğu bölgede yarattığı katma değere ilişkin, “TÜPRAG işletmelerinin bulunduğu alanlarda, faaliyetlerinin temelini oluşturan ‘önce insan ve çevre’ prensibiyle uyumlu nitelikte bir sosyal yönetim planı uyguluyor. Yerel kalkınma ve kapasite geliştirme, gelir ve istihdam için ekonomik fırsatların artırılması, beceri geliştirme ve mesleki eğitimler, özellikle eğitim ve sağlık konularında yöre halkı ve paydaşların eksikliklerinin giderilmesi ve ekonomik kalkınma için yerel alt yapının geliştirilmesi, bölge ekonomisini güçlendirmek açısından önceliklerimizdir. Proje kaynaklı olarak yerel düzeyde hissedilen en büyük farklılık, istihdam olanaklarında yaratılan artış. Bölgede istihdam kaynaklı oluşturulan yukarı yönlü ivme; altyapı, eğitim, sağlık gibi temel sosyoekonomik yapıyı belirleyen değişkenlerin tümü üzerinde de olumlu yönde hareketlenme meydana getiriyor” diye konuştu. Ek istihdam olanakları gelişti Doğrudan ve dolaylı istihdam olanaklarına ek olarak, mal ve hizmet sektöründeki canlanmayla, ek istihdam olanaklarının gelişmesine katkıda bulunduklarının altını çizen Ünal şöyle devam etti: “Artan nüfus paralelinde gelişen hizmet sektörü, madencilik faaliyetleri bünyesinde malzeme, ekipman ve araç ihtiyacı, konut ve konaklama olanakları gibi farklı sektörlerdeki talebe karşılık verebilecek gelişimi körüklemekte. Devlete ödenen doğrudan ve dolaylı vergiler sayesinde de vergi tabanı genişlemekte, faaliyette bulunduğumuz bölgelere aktarılan kaynak miktarı artmaktadır. Yerel satın alma politikaları gereğince yerel tedarikçilerden mümkün olan en üst düzeyde hizmet satın alınmaktadır. Bu sayede faaliyette bulunulan bölgelerde tedarik zinciri verimliliğini artırılmakta ve yerel ekonomi üzerinde olumlu etki yaratılmaktadır. Tüm bunları bir arada düşündüğümüzde, çevresel hassasiyeti yüksek ve uluslararası standartlarla uyumlu üretim gerçekleştiren altın madeni işletmelerinin sayısının artması, yerel ve ulusal düzeydeki ekonomik büyüme açısından hayati bir önem taşımaktadır.”
Muhabir: Ahmet Ertüm