İş sağlığı ve güvenliği konusunda yönetmelikte değişiklik yapıldı. Resmi Gazete’de yayınlanan değişiklik ile iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine ilişkin yeni düzenlemeler yürürlüğe girdi. Konunun önemini değerlendiren Makine Mühendisleri Odası (MMO) Yönetim Kurulu üyesi ve iş güvenliği uzmanı Bedri Tekin, eğitimin öneminden bahsederken, yetersizliğine vurgu yaptı.

Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik 2 Nisan 2026 tarihli ve 33212 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme ile çalışanlara verilecek iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin nasıl uygulanacağı, kimler tarafından verileceği ve hangi konuları kapsayacağı konularını içerdi.
“İş kazaları azaltılsın, meslek hastalıkları önlensin”
Yeni yönetmelik, iş yerlerinde çalışanların iş sağlığı ve güvenliği konusunda bilinçlendirilmesini hedefliyor. Düzenleme ile iş kazalarının azaltılması, meslek hastalıklarının önlenmesi ve çalışanların güvenli çalışma alışkanlıkları kazanması amaçlanıyor. Yönetmelik, kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren tüm iş yerlerini kapsıyor.
Eğitim işyerinin tehlike sınıfına göre belirlenecek
Yönetmelikte, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin nasıl verileceğine ilişkin ayrıntılı kurallar yer aldı. Eğitimlerin teorik ve uygulamalı olarak düzenlenebileceği belirtilirken, iş yerinin tehlike sınıfına göre eğitim içeriklerinin farklılaştırılabileceği ifade edildi. Eğitimlerin çalışanların anlayabileceği yöntemlerle ve uygun araçlar kullanılarak verilmesi gerektiği vurgulandı.
Eğitimler yetkin ve uzman kişiler tarafından verilecek
Düzenlemeye göre iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri, alanında yetkin ve belgelendirilmiş kişiler tarafından verilecek. İş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri ve gerekli niteliklere sahip eğiticiler eğitim sürecinde görev alabilecek.
“İşçilerin de kuralları bilmesi ve kurallara uyarak çalışması beklenir”
Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin usul ve esasları hakkındaki yönetmeliğin amacı hakkında bilgi veren Makine Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Bedri Tekin, şu ifadeleri kullandı:
“İşçi sağlığı güvenliğinin sağlanması için, işçilerinde kuralları bilmesi ve kurallara uyarak çalışması beklenir. İş yasalarının tümünde işçi sağlığı güvenliğinin sağlanması, işveren yükümlülüğü olarak yer alır. Yasalar çerçevesinde işverenlerin işçilere işçi sağlığı güvenliği eğitimi vermesi gerekir, çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik, çalışanlara verilecek iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin usul ve esaslarını belirlemek üzere düzenlenmiştir. İşçilerin eğitimle gerektiği şekilde bilgilendirilmesi, işçilerin sağlığını ve güvenliğini etkileyecek olumsuz koşulları öğrenmesini de sağlar.”
“İşyerleri, bu eğitimleri verilmiş gibi gösteriyor”
İş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin yetersiz olduğunu savunan Tekin, “Ülkemizde işçi sağlığı ve güvenliği mevzuatı çerçevesinde işyerleri az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli sınıf olarak 3 farklı tehlike sınıfında sınıflandırılmıştır. Tehlike sınıflarına göre, farklı sürelerle eğitim verilmesi zorunludur. Ancak işyerleri, bu eğitimleri verilmiş gibi göstermekte, aslında eğitimler verilmemektedir” diye konuştu.

“İşyerleri denetlenmiyor”
Denetimlerin de yetersiz olduğunu belirten Bedri Tekin, 2024 yılında 2 milyon 242 bin işyerinden sadece 12 bin 583’ünün işçi sağlığı ve güvenliği açısından denetlendiğini söyledi. Tekin yapılan denetimlere ilişkin şu bilgileri verdi:
“2024 yılında 2 milyon 242 bin işyeri bulunurken bunlardan 12 bin 583’ü işçi sağlığı ve güvenliği yönünden denetlenmiştir. Yani denetlenen işyeri sayısı toplam işyeri sayısının yüzde 0,56’sı kadardır. (2023 yılında ise sadece 5 bin 13 işyeri denetlenmişti.)
İşyerleri denetlenmemekte, denetlense de ceza uygulanmamaktadır. Hatta Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı mevcut sistemi işveren lehine daha da değiştirme hazırlığı içerisindedir. Bu da eksiği olan işyerlerine defalarca süre verilerek hiç ceza uygulanmaması anlamına gelecektir.”
2024 yılında denetlenen işyerlerinin yüzde 18,50’sinin metal işkolunda olduğunu belirten Tekin, “Bunu yüzde 14,81 ile inşaat, yüzde 13,54 ile konaklama ve eğlence işleri, yüzde 9,97 ile ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar ve yüzde 7,61 ile dokuma, hazır giyim ve deri iş kolu izledi” dedi. Tekin İnşaat, metal ve tekstil işkollarında rekor seviyedeki iş kazaları olduğunu, bunun nedeninin de hem denetim sayısının azlığından hem de denetleme sonrası ceza uygulanmasının rol oynadığını dile getirdi.
“Bu bir kader değil, siyasal tercihlerin ürünüdür”
İş kazalarında ve ölümlerde asıl etkenin “alınmayan önlemler ve denetimsizlik” olduğunu savunan Tekin, yeni yönetmeliğin iş kazalarını azaltıp azaltmayacağına, ne kadar etkili olacağına ilişkin de şunları ifade etti:
“İş kazaları/cinayetleri çalışanların ihmali ya da eğitimsizliğinden kaynaklanmaz, Asıl neden alınmayan önlemler ve denetimsizliktir. AKP iktidarı döneminde en az 32 bin işçi yaşamını yitirdi. 6331 sayılı kanun yürürlüğe girdikten sonra ise en az 20 bin işçi hayatını kaybetti. Bu bir kader değil, siyasal tercihlerin ürünüdür. İş cinayetlerini işçilerin ‘eğitimsizliği’ ile açıklamak, sorumluluğu emekçilerin üzerine yıkmaktır. Gerçek neden gerekli önlemlerin alınmaması ve denetim mekanizmalarının bilinçli biçimde zayıflatılmasıdır. İş kazaları ve cinayetleri çalışanların ihmali ya da eğitimsizliği nedeniyle değil alınmayan önlemler yüzünden yaşanmaktadır.”
“Sendikalar sessiz kalmamalıdır”
Türkiye’de iş kazaları ve ölümlere karşı sendikaların sessiz kalmaması gerektiğini belirten Tekin, “Türkiye’de iş kazalarının temel nedeni kapitalizmdir, işçilerin canının önemsiz görülmesidir. Sendikal örgütlülüğün düşüklüğünün yanında, işçilerin ve sendikaların ölümlere sessiz kalmasıdır. İşverenlere ceza uygulanmamasıdır. Sendikalar bu kazalara karşı sessiz kalmamalıdır” dedi.
“Meslek hastalıkları görmezden geliniyor”
Meslek hastalıkları hastanelerinin yetersiz olduğunu ve meslek hastalığının da bugünkü haliyle tespit edilemediğini dile getiren Bedri Tekin, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Türkiye’de işçi sağlığı ve güvenliğine ilişkin önemli sorunlardan birisi de meslek hastalıklarının görmezden gelinmesidir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verileri temel alındığında dünya genelinde iş kazası sonucu 1 ölüme karşılık meslek hastalığı nedeniyle 5 – 6 ölüm beklendiği görülmektedir.
Türkiye’de 2024 yılında iş kazası nedeniyle bin 897 ölüm yaşandı. Bu durumda ILO kabullerine göre 2024 yılında meslek hastalığı nedeniyle en az 10 bin ölüm meydana gelmiştir. Oysa, SGK 2024 yılında meslek hastalığı nedeniyle 3 ölüm olayının meydana geldiğini açıkladı. Yani 2024 yılında ülkemizdeki ölümlerin 10 bininin meslek hastalığı sonucu meydana geldiği gerçeği gizlendi.
Meslek hastalığı sadece tazminata yönelik olduğundan tespit edilmemektedir. İşçiler, sendikalar meslek hastalığı konusunda daha da duyarsız. Meslek hastalıkları hastanelerinin tamamına yakını kapatılmış, sigortalıların meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü kaybı oranları tespitinde esas alınacak sağlık kurulu raporlarını düzenlemeye, Sağlık Bakanlığı Meslek Hastalıkları Hastaneleri, Eğitim ve Araştırma Hastaneleri ile Devlet Üniversitesi Hastaneleri yetkili kılınmıştır. Bunların bir bölümünde meslek hastalığı poliklinikleri bulunmaktadır.”



