Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’nun finansmanıyla Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti ortaklığında yürütülen Medya Özgürlüğüne Destek – Güçlü Dayanışma, Güçlü Medya Projesi kapsamında hazırlanan rapor, 2026’nın ilk altı ayında Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğünde yaşanan gelişmeleri ele aldı.

Açık kaynaklar, medya taramaları, proje ofisine ulaşan başvuru ve ihbarlar, araştırmalar, TGS verileri ve Gazeteciler Cemiyeti’nin Özgürlük için Basın çalışmalarından yararlanılarak hazırlanan raporda; gazetecilere yönelik adli işlemlerden dijital sansüre, çalışma koşullarından medya sahipliğine kadar birçok başlık incelendi.

Yılın ilk yarısında 38 gazeteci gözaltına alındı

Rapora göre 1 Ocak-30 Haziran 2026 arasında en az 38 gazeteci gözaltına alındı. Bunlardan 9’u tutuklanırken, 16 gazeteci hakkında biri ev hapsi olmak üzere adli kontrol kararı verildi.

SPK, Tera ve Pusula Portföy’ün faaliyetlerini geçici olarak durdurdu
SPK, Tera ve Pusula Portföy’ün faaliyetlerini geçici olarak durdurdu
İçeriği Görüntüle

Aynı dönemde en az 61 gazeteci ceza davalarında yargılandı. Sekiz gazeteci hakkında ceza verilirken, 13 gazeteci hakkında beraat ya da düşme kararı çıktı. Haziran sonu itibarıyla 40 gazetecinin yargılaması sürüyordu.

Raporda, gazetecilerin yalnız yayımladıkları haberler nedeniyle değil, haber takibi, röportaj ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle de soruşturma ve davalarla karşı karşıya kaldığı belirtildi.

Kamuoyunda “Dezenformasyon Yasası” olarak bilinen TCK 217/A da en çok tartışılan düzenlemeler arasında yer aldı. TGS verilerine göre maddenin yürürlüğe girdiği 2022’den bu yana en az 88 gazeteci hakkında 113 soruşturma açıldı.

141 haber içeriği ve 1142 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi

Rapor, erişim engellerinin artık yalnız tek tek haberlerle sınırlı kalmadığına da dikkat çekti.

İfade Özgürlüğü Derneği’nin EngelliWeb verilerine göre yılın ilk altı ayında en az 141 haber içeriğine erişim engeli getirildi. Aynı dönemde 1142 sosyal medya hesabı veya içeriğine yönelik engelleme kaydedilirken, en az 24 internet sitesi tamamen erişilemez hale geldi.

FreeWeb raporu: İnternet sansürü Türkiye’de sistematikleşti

Gazetecilerin kişisel sosyal medya hesapları ile medya kuruluşlarının kurumsal hesapları da engelleme kararlarının hedefi oldu.

Raporda, Canan Coşkun’un “Vize İmparatorluğu” yazı dizisine yönelik peş peşe erişim engelleri de dikkat çeken örnekler arasında gösterildi. Yazı dizisinin ardından, erişim engelini haberleştiren içeriklere de yeni engel kararları getirildi.

RTÜK’ten 9 ayrı kanala 3 milyon lira ceza

Gazeteciler Cemiyeti’nin derlediği verilere göre RTÜK, 1 Ocak-30 Haziran döneminde hükümet üyeleri ve kamu politikalarına yönelik eleştirel yayınlar nedeniyle Halk TV, SZC TV, Ulusal Kanal ve Koza TV’ye dokuz ayrı kararla toplam 3 milyon 18 bin 569 lira idari para cezası verdi.

Raporda, RTÜK uygulamalarının değerlendirilmesinde yalnız ceza miktarlarının değil, cezaların hangi içeriklere verildiğinin de önemli olduğu vurgulandı.

Basın İlan Kurumu’nun ilan ve reklam kesme yetkisinin de yılın ilk yarısında yeniden düzenlendiği hatırlatıldı. Raporda özellikle yerel basının resmi ilan gelirlerine erişim ve ekonomik sürdürülebilirlik sorunlarının devam ettiği belirtildi.

Gazeteciler düşük ücret ve güvencesizlikle karşı karşıya

Gazetecilerin çalışma koşulları da raporun önemli başlıklarından biri oldu.

Basın, Yayın ve Gazetecilik işkolunda kayıtlı çalışan sayısı yılın ilk yarısında 90 bin 293’ten 92 bin 61’e yükselirken, sendikalı çalışan sayısı geriledi. Sendikalaşma oranı yüzde 13,74’ten yüzde 13,34’e düştü.

DİSK Basın-İş’in araştırmasına göre sektörde ortalama ücret 42 bin lira olarak hesaplandı. Çalışanların yüzde 61’inin bu rakamın altında ücret aldığı, yoksulluk sınırı ve üzerinde gelir elde edenlerin oranının ise yalnızca yüzde 5 olduğu belirlendi.

Raporda düşük ücret, işsizlik riski ve sendikasızlığın gazetecilerin editoryal bağımsızlığını da doğrudan etkilediği değerlendirmesine yer verildi.

“Basın özgürlüğü yalnız sansür ve tutuklama meselesi değil”

Raporun sonuç bölümünde, Türkiye’de basın özgürlüğü sorununun yalnız gazetecilerin tutuklanması veya haberlerin erişime engellenmesi üzerinden değerlendirilemeyeceği vurgulandı.

Yargı süreçleri, medya sahipliği, ekonomik bağımlılık, düzenleyici kurumlar, dijital platformlar ve çalışma koşullarının birbiriyle bağlantılı hale geldiği belirtildi.

Çözüm önerileri arasında TCK 217/A’nın kaldırılması, RTÜK, BİK ve BTK gibi kurumların bağımsız ve hesap verebilir hale getirilmesi, medya sahipliğinde şeffaflığın artırılması, yerel ve bağımsız medyanın desteklenmesi ve gazetecilerin sendikal örgütlenmesinin güçlendirilmesi yer aldı.

Raporda, basın özgürlüğünün yalnız gazetecilerin değil, toplumun doğru ve çoğulcu bilgiye erişim hakkının da temel güvencelerinden biri olduğu vurgulandı.

Raporu indirmek için tıklayınız.

Kaynak: Haber Merkezi