Konya'nın Karapınar ilçesinde yaklaşık 5 milyon yıl önceki volkanik patlamayla meydana gelen ve jeolojik miras niteliği taşıyan Meke Krater Gölü'nde tespit edilen mikroorganizmalar, bilimsel çalışmalarda kullanılmak ve gelecek nesillere aktarılmak üzere koruma altına alındı. Selçuk Üniversitesi Tarım ve İklim Değişiklikleri Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından yürütülen çalışma kapsamında göl ekosisteminden toplanan mikrobiyal numuneler, laboratuvar ortamında eksi 80 derecede muhafaza ediliyor.
Kuraklık tehdidi altındaki gölün mikrobiyal yapısının bozulması ya da biyolojik çeşitliliğinin gerilemesi ihtimaline karşı bir gen bankası işlevi görecek olan bu çalışma, aynı zamanda iklim krizine uyum süreçleri ve tarımsal üretim için stratejik faydalı bakterilerin kazanılmasını sağladı.

"Göl tekrar canlandırıldığında orijinal haline döndürmeyi amaçlıyoruz"
Araştırmayı yürüten Selçuk Üniversitesi Tarım ve İklim Değişiklikleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kubilay Kurtuluş Baştaş, projenin ekosistem restorasyonu ve biyoçeşitliliğin korunması açısından kritik bir aşama olduğunu belirterek doğrudan şu değerlendirmelerde bulundu:
"Göl tabanındaki topraktan ve çevresinden birçok numune aldık. Faydalı olabileceğini düşündüğümüz, geleceğe aktarabileceğimiz mikroorganizmaları elde edip göl tekrar canlandırıldığında, elimizdeki biyoçeşitliliği de ilave ederek tekrar orijinal haline döndürmeyi amaçlıyoruz. Birçok mikroorganizma topladık ve faydalı bakteriler elde ettik."
Tuzluluğa karşı dayanıklı bakteriler ve biyolojik gübre hedefi
İklim değişikliğine uyum amacıyla başlatılan projenin yeni bakteri türlerinin tespitiyle daha da genişletildiğini aktaran Prof. Dr. Baştaş, tarımsal alanlardaki tuzlanma tehlikesine karşı yürütülen çalışmaları şu sözlerle anlattı:
"Örnekleri aldıktan sonra laboratuvarda izolasyon ve tanılama işlemlerini başlattık. Şu ana kadar bizim de elimizde olmayan birçok yeni bakteri türü elde ettik. Hem ülkemizin mevcut biyoçeşitliliğini belirleyebilmek anlamında hem de bu faydalı bakterileri, ekosistemi ve mevcut yapıyı tekrar oluşturabilmek amacıyla kullanabileceğiz. Bunlar içerisinde özellikle fosfatla, fosforla, azotla, kükürtle ilişkili olan bakteriler var ki, tuzluluğa karşı dayanıklı bu bakteriler, tarımsal üretim için de ümit veriyor.
Bazı bakteriler üzerindeki teknik çalışmalar, moleküler biyoloji, genetik alanındaki araştırmalar giderek artacak. Belki bunlardan biyolojik gübreler üretebileceğiz. Ülkemiz açısından hem ekonomik hem de bilimsel anlamda çok etkili olabilecek araştırmalar üzerinde çalışıyoruz."
Laboratuvarda izole edilen bakterilerin, tarım topraklarında giderek artan tuzlulukla mücadelede, toprak ıslahında ve bitkilerin kurak iklim şartlarına direncini artırmada değerlendirilmesi hedefleniyor.




