Birsen GÜRDİL  Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi bünyesinde 1996 yılında kurulan Gazeteciler Cemiyeti’nin katkıları ile 2000 yılından bu yana meslekte 50 yılını doldurmuş, “Gazete, radyo, sinema, reklam ve halkla ilişikler” sahasında başarılı çalışanlarına Meslekte 50 Yıl Onur Günü düzenlenmektedir. Başarılı bu organizasyon sayesinde ben Birsen Binnaz Gürdil’de gazetecilik mesleğinde yaptığım çalışmalardan dolayı bu ödüle layık görüldüm. Bir gazeteci için paha biçilmez bu ödül hayatta aldığım en muhteşem armağandır. 50 yıl bir ömrün yarısı, bu süre içinde çok sayıda takdirname, belge, ödül almış olmama rağmen bizleri yaşarken hatırlayan, varlığımızı ortaya koyan böyle bir çalışmanın ne kadar değerli, güzel ve kutsal olduğunu, ödüle layık görülen bizleri ne kadar onore ettiğini bilemezsiniz. “Meslekte 50 yıl, insan yaşamında çok büyük bir zaman birimidir.” Ben 1967 yılında bu camianın bir mensubu olup, göreve başladığım zaman 50 yıl aklımdan bile geçmiyordu. Hayata Yapı-Kredi bankasının açtığı bir sınavı kazanarak aynı bankanın İstanbul-Osmanbey şubesinde göreve başlamıştım. Gazeteci Orhan Gürdil ile evlenip, Ankara’ya gelmemle hayatımın yaşam şekli değişmiş oldu. Bende evde boş oturmayıp, sık sık eşimin çalıştığı gazeteye durmaksızın gelip, gidiyordum. Bu arada eşime yardım amacıyla bir gazetenin klişe bölümünden, arşivine, dizgi baskı bölümlerinden, tahsisine kadar her bölümünde tecrübe sahibi olmuştum. O yıllarda Ankara Basınının duayen ve yönetici olan gazeteci dostlarımın ısrarı ile 50 yıldan çok fazla zamanımı alacak olan gazeteciliğe başladım. “Türk basınında kim kimdir?” Albümünün 228’nci sayfasında”basın mesleğime başlama tarihim belirtilmişti. Bana bu onurlu mesleği layık gören Doğan Kasaroğlu, Beyhan Cenkçi, Kamuran Özbir, Faruk Taşkıran’a ve eşime sonsuza kadar minnettar kalacağım. Gazetecilik yapmak iççin eğitim alan kardeşlerime vereceğim noktalar, hayatta onlarında başına gelecektir. Faruk Taşkıran’ın Bugün adlı gazetesinde çalışmak için ilk gün evden çıktığım andan itibaren heyecandan elim ayağım titriyordu. Bankacılıktan sonra ilk defa bir muhabir olarak gazetede çalışacak ve aylık alacaktım. Gazetenin istihbarat şefi ünlü gazeteci Kamuran Özbir’de, kendisine buradan acil şifalar diliyorum. Gazeteye girmemle birlikte şef, elime bir kalem, birde not defteri verip, Başbakanlıkta Süleyman Demirel’in basın toplantısı var, onu takip edeceksin notuyla bana kapıyı göstermesi bir olmuştu. Başbakan Süleyman Demirel’in yüzünü ancak gazetelerde görüyordum. O günlerde televizyon yoktu. Yani hiç canlı görmemiştim. Bu arada toplantının yapıldığı kocaman bir masanın kenarına iliştim. Heyecandan Süleyman Bey’in yüzüne bile bakamıyordum. Ünlü foto muhabiri rahmetli Mehmet Sürenkök, ikide bir gelip kulağıma heyecanlanmamamı söylüyordu. Not defterime bir şeyler yazmıştım. Gazeteye gelerek tonlarımı Kamuran Özbir’e verdim. “İyi not almışsın. İlerde daha anlaşılır, güzel notlar alacaksın” demişti. Derin bir nefes alıp rahatlamıştım. Ertesi gün aynı heyecan içinde gazeteyi elime alıp verdiğim haberi aradım. İri harflerle gazetenin birinci sayfasında yer almıştı. Ama benim notlarım değil, Anadolu Ajansı’nın verdiği haberdi. Yıllar çok çabuk geçiyordu. Gece sokağa çıkmamak, saldırılar, gazete baskınları, üniversite olayları, ölüm tehditleri altında geçen günler, geceler askeri darbe, Kenan Evren yönetimi, başkaldırılar, yasaklar, tutuklanmalar, idamlar, adam kaçırmalar, kanlı 1 Mayıs kutlamaları, Sivas olayları ile geçen günleri acısı ile tatlısı ile yaşayan ben. Meslekte olgunlaşmıştım. Bugün gazetesinden sonra HürAnadolu, Başkent, Saklambaç ve Adalet gazetelerinde en zor şartlar altında bu onurlu mesleği başarı ile yürüttüm. Uzun yıllardan buyana Ankara Gazeteciler Cemiyeti’nin 37 yıldan beri yayımladığı 24 Saat gazetesinde Hayatın İçinden başlıklı köşemde günlük yazılarımla bence kutsal bu görevimi sürdürüyorum. Bu mesleğe gönüllü kardeşlerime vereceğim notlar: Bir gazetenin en güç ve sorumluluk isteyen bölümü köşe yazarlığıdır. Bu meslekte başarıya ulaşmak isterseniz, çok çalışmanız, fakültedeki eğitimle, meslekte ki çalışmalar çok farklıdır. Kendinizi yenileyecek, yerli ve dış olayları yakından takip edeceksiniz. Karşınızda sizden bilgili ve akıllı birisi olursa, sizi alaya alır. Maddi-manevi ilişki kurduğunuz şahıs, şahıslar ve kurumlarla haberini yazamayacak kadar senli-benli olamayın. Asla kalemini menfaat karşılığı kullanmayın bir başkasının ağzından çıkan sözleri haber şekline döküp yazmayın, haber ayağına gelmez, haberi sen yakalayacaksın. Elde ettiğin haberi asla buzdolabına koyma, haber yazışlarını mümkün olduğu kadar öz yazıp, yabancı kelime kullanmayacaksın. Elde ettiğin haberi bir başkası ile paylaşmayacaksın, bütün bunların ötesinde bu meslekte saygın bir kişi olmak istiyorsan ki mecbursun şahsını ve çalıştığın kurumun itibarı senin davranışlarına bağlıdır. Giyim, kuşamın ötesinde fiziksel temizlik şarttır. Gazeteci olarak, şahıs ve şahıslarla yapacağın görüşmelere o konu hakkında senin de bilgili olmanın şart olduğunu bilmelisin. Kravatsız, gömlek, yelek ile vazifeye gitme, basın toplantılarına katılma, hem sen küçük düşersin, hem de çalıştığın kurum. Bayan gazeteci kardeşlerim, modanın değil, sizin giyeceğiniz derli-toplu kıyafetleri tercih edin. Bir manken edası ile vazife sahasında boy göstermeyiniz. Makyajınız, saçınız, hatta tırnaklarınız sizin kibar güzelliğinizi bozmamalı. Dostluklarınızda aşırı samimiye meydan vermeyin. Haber çıkartacağım diye kişiliğinizden fedakârlık yapmayınız. Haberinizi felsefe hocalarının anlayacağı dilde yazmayın. Örnek insan olun ki mesleğinizde sevilen, aranan bir basın mensubu olun. Tabi tavsiyeler böyle bitmiyor. Bu mesleği severek, zorluklarına katlanarak sürdürebilmek istiyorsanız iletişim dünyasının teknik yeniliklerini takip etmelisiniz. Bir yabancı dil bilmek pek önemli değil, yabanı birkaç dili bilip kullanmanız size toplumda büyük itibar kazandıracaktır. Uzun yıllar bu mesleğin içinde karşınıza çeşitli olaylar çıkacaktır. Bir günlük tutacak defterinizin olması ileri tarihlerde size bir akıl hocası olacaktır. Sigara, içki, kumar gibi toplumun pek hoşlanmadığı kötü alışkanlıklardan uzak durunuz. Ben Birsen Binnaz Gürdil, 50 yılı aşan uzun meslek hayatımda sizlere tavsiye ettiğim tüm doğruları aynen uyguladım. 1967’lerden, 2018’lere geldim ve gördüğünüz gibi halen çalışmakta, toplumdaki saygın yerimi korumakta, yuvamın mali harcamalarına ortak olmaktayım. Bu meslekte yıllar güç ve çabuk geçer asla ümitsizliğe kapılmayın. Her gün yeni bir gündür. Değerli geleceğin genç gazetecileri, kardeşlerim ileride bu mesleğin bir mensubu olacaksınız. Saygılı, kibar, vefalı, örnek bir insan olmanız gerekir. Lütfen bu uyarılarımı kulak arkası etmeyiniz. Sonuçta kazanan siz olacaksınız. Bana bu onurlu günü gösteren tüm meslektaşlarıma, patronlarıma, bana daima samimi ve dürüst olan okuyucularıma, Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, gazeteci dostu Nazmi Bilgin’e, Başkan Vekili Savaş Kıratlı’ya, değerli meslektaşlarıma, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. AbdulrezakAltun’a, İLEV Başkanı Ali İnandım’a, çoğu zamanımı bu mesleğe ayırdığım eşim Orhan Gürdil’e, en kalbi saygılarımla teşekkür ederim. İyi ki varsınız. Not: “Bir mesleğin varoluşunun birinci koşulu ustaların varlığıdır” diyen Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Mezunları Vakfı’na yapacağınız yardımlar burs fonundan yararlanan genç kardeşlerimize destek olacaktır. Vakıfbank Cebeci Şubesi İBAN:TR290001500158007287998778, her türlü iletişim için 0312-3197714-247’yi kullanabilirsiniz. İ[email protected], yardımlarınızı lütfen esirgemeyiniz.