Basın meslek örgütlerinin 9 ilde "Sansüre hayır, habere özgürlük" sloganıyla düzenleyecekleri eylemlere ve yaptıkları ortak çağrıya Milliyetçi Hareket Partisi'nden (MHP) sert tepki geldi. MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili ve Anayasa Komisyonu Üyesi Feti Yıldız, sosyal medya hesabından yaptığı geniş kapsamlı açıklamada, dezenformasyonun toplumsal hayatı tehdit ettiğini belirterek basın özgürlüğünün hakaret ve karalama zırhı olarak kullanılamayacağını vurguladı.

"Yalan üretim merkezlerinin sözleri inandırıcılıktan uzaktır"

Basın meslek örgütlerinin Ankara, İstanbul, İzmir, Eskişehir, Antalya, Adana, Kocaeli, Van ve Diyarbakır'da yurttaşları, siyasi partileri ve sendikaları sokağa davet eden açıklamalarını hedef alan Yıldız, dezenformasyonun toplum üzerinde açtığı hasarlara dikkat çekti. Türkiye'nin dünyada yalan habere en çok maruz kalan ülke olduğunu ifade eden Yıldız, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Yalan haberin kasıtlı olarak üretilip yayılması eylemi, yani dezenformasyon, birey ve toplum hayatını ipotek altına almakta, vatandaşın gerçek bilgiye ulaşma imkânını engellemektedir. Kültür, finans, sosyal hayat ve siyasette yalan ve yanıltıcı bilgi yaymanın toplum hayatında ciddi hasarlara yol açtığı açıktır. Yalan haberlerle insanların onuru, namusu ve şerefi ayaklar altına alınmaktadır. Medyanın ahlaki bir yenilenmeye ihtiyacı vardır. Küresel güçlerden siyasetimize müdahale talep edenlerin, iktidara karşı yayın yapmak şartıyla yurt dışından fonlananların, her iddiası gün batmadan çöpe atılan politikacıların ve sivil toplum örgütü maskeli yalan üretim merkezlerinin basın özgürlüğüyle ilgili sözleri inandırıcılıktan uzaktır."

Artvin ve Ardahanlı basın emekçileri "Sansüre hayır" demek için bir araya geldi
Artvin ve Ardahanlı basın emekçileri "Sansüre hayır" demek için bir araya geldi
İçeriği Görüntüle

Feti Yıldız, Türk Ceza Kanunu'nda yer alan "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçunun hukuki boyutlarını ve unsurlarını detaylandırarak ceza hukukunun yalnızca neticelerle değil, doğabilecek tehlikelerle de ilgilendiğini hatırlattı. Yıldız, söz konusu suçun teşekkülü için aranan 5 şartı özel kast bulunması, bilginin gerçeğe aykırı olması, bilginin ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığıyla ilgili olması, eylemin kamu barışını bozmaya elverişli nitelik taşıması, bilginin alenen yayılması olarak sıraladı.

Bu suçun taksirle işlenemeyeceğini, icra hareketleri bölünebiliyorsa suça teşebbüsün mümkün olduğunu belirten Yıldız, fiilin tek kişi tarafından işlenebileceği gibi iştirak halinde de gerçekleştirilebileceğini vurguladı. Tehlike suçlarında netice gerçekleştikten sonra mücadelenin geç kalmış olacağını ifade eden Yıldız, kamu düzeninin korunmasının önceliğine işaret etti.

"İhtiyaçlar hiyerarşisinin başında güvenlik gelir"

Anayasa'nın 26 ve 28. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 10. maddesi kapsamında güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğünün demokratik toplumun temeli olduğunu kabul etmekle birlikte sınırlarının da çizilmesi gerektiğini belirten MHP'li Yıldız, açıklamasını şu ifadelerle noktaladı:

"İhtiyaçlar hiyerarşisinin başında güvenlik ihtiyacı gelmektedir. Basın özgürlüğü; farklı siyasi düşüncede olan kişilere, herhangi bir alanda rakip olarak görülenlere, farklı dinlere veya milletlere yönelik küfür, iftira, hakaret etmek, karalamak ya da itibarsızlaştırmak için bir araç olamaz."

Kaynak: Haber Merkezi