Polatlı, binlerce yıl boyunca yalnızca orduların değil, fikirlerin, kültürlerin ve medeniyetlerin de kesişme noktası oldu. Sakarya Nehri’nin bereket verdiği bu coğrafya, Frig krallarından Pers satraplarına (Antik Pers İmparatorluğu'nda ve daha sonraki Helenistik krallıklarda yöneticilere verilen isim), Büyük İskender’den Mustafa Kemal Atatürk’e kadar tarihin yönünü değiştiren isimlerin yollarının kesiştiği yerlerden biri olarak öne çıkıyor.

Bugün UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Gordion’u gezerken, yalnızca bir antik kenti değil, yaklaşık dört bin yıllık kesintisiz bir yaşam hikâyesini de adım adım takip ediyorsunuz.
Polatlı ilçe merkezindeki Sakarya Şehitleri Anıtı Ve Müzesi’nden Gordion’a doğru yola çıkıyoruz. Buradan Gordion Antik Kenti arasındaki mesafe yaklaşık 19,3 kilometre. Otobüsümüzle, Polatlı Belediyesi araçlarının mihmandarlığında yoldayız ve otobüsümüzde Gordion Kazısı Direktörü, Pensilvanya Üniversitesi’nden Brian Rose’un anlatımı ile daha gitmeden Gordion’un tarihini, yapılan çalışmaları, kazılardan elde edilen eserleri dinliyoruz. İki otobüsten oluşan ekibimiz, Gazeteciler Cemiyeti ev sahipliğinde çok farklı ülkelerden gelen Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) üyesi gazetecilerden oluşuyor. Bizler de en az EJF’li gazeteciler kadar heyecanlıyız. Yaklaşık 20 dakikalık bir yolculuğun ardından o kadim medeniyetlere ev sahipliği yapmış, ama yakın zamanda da Kurtuluş Savaşı mücadelesinde önemli yeri olan alandayız…

Frigya’nın kalbi Gordion
Frigya’nın efsanevi başkenti Gordion burası ve Polatlı’nın Yassıhöyük Mahallesi yakınlarında yer alıyor. Kent, antik çağda Sangarios adıyla bilinen Sakarya Nehri havzasında kurulmuş. İlginç olan, Sakarya adının binlerce yıldır yaşamaya devam etmesi. Araştırmalar, nehrin adının yaklaşık dört bin yıllık bir geçmişe sahip olduğunu da gösteriyor.
Antik dönemde nehir bugünkü yatağından farklı olarak kentin doğusundan akıyor ve geçilmesi son derece güç doğal bir engel oluşturuyormuş. Bu nedenle Gordion, Anadolu’nun en önemli köprü ve geçiş noktalarından biri halinde. Ticaret yolları burada kesişiyor, ordular bu noktadan geçiyor, zenginlik ise bu stratejik konum sayesinde büyüyormuş. Tarih bize bunları gösteriyor.

Bugün Türkiye’nin tahıl ambarlarından biri olan Polatlı Ovası, antik çağda da aynı özelliğe sahipmiş. Bu bereket sayesinde Gordion’un en parlak döneminde yaklaşık 10 bin kişilik nüfusa ulaştığı söyleniyor.
Modern araştırmalar, uzun yıllar yalnızca höyükten ibaret sanılan Gordion’un gerçekte 150 hektarlık dev bir kent olduğunu ortaya koyuyor. Sarayların bulunduğu akropolis, surlarla çevrili aşağı kent ve batı dış yerleşimiyle Gordion, döneminin en büyük Anadolu şehirlerinden biriymiş. Kazı direktörü Brian Rose da anlatımlarında bu bilgilere yer veriyor.

Midas’ın babası ve çözülemeyen düğüm
Gordion’un hikâyesi, Kral Midas’tan önce babası Gordios ile başlıyor. Rivayete göre kente arabasıyla ilk giren kişinin kral olacağına dair bir kehanet var. Yoksul bir köylü olan Gordios, arabasıyla kente ilk giren olunca kral ilan ediliyor. Daha sonra kendisini tahta taşıyan arabayı tanrılara adayan Gordios, onu çözülmesi imkânsız bir düğümle bağlıyor.
Tarih boyunca “Gordion Düğümü” olarak anılacak bu düğüm, yüzyıllar sonra Büyük İskender’in karşısına çıkıyor.
Gordios’un ardından tahta geçen Midas ise Gordion’u Anadolu’nun en güçlü merkezlerinden biri haline getiriyor.

“Midas’ın kulakları eşek kulakları”
Kral Midas denince akla ilk gelen hikâyelerden biri kuşkusuz ‘Midas’ın kulakları’ efsanesi. Anlatıya göre Pan ile Apollon arasında düzenlenen müzik yarışmasında Midas, Pan’ın müziğini daha samimi bulur. Apollon ise bu tercihe öfkelenerek Midas’ı eşek kulaklarıyla cezalandırır.
Midas yıllarca kulaklarını Frig başlığıyla gizler. Sırrını bilen tek kişi berberidir. Ancak berber bu sırrı daha fazla saklayamaz ve efsaneye göre bir kuyuya haykırır, “Midas’ın kulakları eşek kulakları” diye… Bu kuyunun suyuyla beslenen sazlıklar büyür ve her rüzgar esişinde yere eğilerek “Midas’ın kulakları eşek kulakları” diye fısıldar. Başka bir anlatıya göre de bir çoban bu sazlıklardan kaval yapar ve kavalı çaldıkça, “Midas’ın kulakları eşek kulakları” ezgisi yükselir. Böylece bu sırrı duymayan kalmaz, bütün ülkeye yayılır ki, “Midas’ın kulakları eşek kulakları”…

Kazı direktörü Brian Rose, efsanelerin ardındaki gizemleri antik diller ve tıp dünyasıyla açıklıyor:
“Neden ‘Eşek Kulakları?’ Bölgede kullanılan antik Luvice hiyeroglif yazısında, ‘Hükümdar / Kral’ anlamına gelen sembol tam olarak bir eşek kulağına benziyor. Muhtemelen bölgeye sonradan gelen Yunanlar bu sembolü literal (gerçek) anlamda yorumlayıp Midas’ın kulaklarıyla ilgili o ünlü miti ürettiler. Bir diğer ihtimal ise tümülüslerde bulunan kraliyet iskeletlerinde rastlanan, kulak kanallarını asimetrik gösteren genetik bir hastalık (Saddback ear sendromu).”

Yangından yeniden doğan başkent
Gordion Höyüğü, yaklaşık dört bin yıl boyunca kesintisiz yerleşime sahne olur. MÖ 800 yıllarında çıkan büyük yangın ise kentin kaderini değiştirir. Araştırmalar, yangının yaz aylarında meydana geldiğini gösteriyor. İlginç olan ise yangında insan kalıntılarına rastlanmamış olması.
Frigliler felaketin ardından şehri terk etmek yerine olağanüstü bir mühendislik projesine girişir. Eski kentin üzeri metrelerce taş ve molozla doldurulur ve şehir daha yükseğe taşınarak yeniden inşa edilir.
Bugün “Kral Midas’ın Gordion’u” olarak bilinen görkemli başkent işte bu yeniden doğuşun bir ürünü…

Saraylar, mozaikler ve günlük hayat
İç kalede yer alan megaron tipi yapılar, Frig saray yaşamına ışık tutuyor. Diplomatların ağırlandığı, şölenlerin düzenlendiği bu yapılarda bulunan kaplumbağa kabuğundan lirler, müziğin saray hayatındaki önemini de gösteriyor.
MÖ 850’lere kadar giden geometrik mozaikler ise dünyanın bilinen en eski çakıl taşı mozaikleri arasında yer alıyor.
Kazılarda ortaya çıkarılan dokuma tezgâhları, iğneler ve değirmen taşları, kadınların üretim hayatındaki merkezi rolünü de gözler önüne seriyor.
Bozkırın dev anıtları: Tümülüsler

Gordion çevresinde bugün 130’dan fazla tümülüs bulunuyor. Bunların en büyüğü olan Midas Tümülüsü, 53 metre yüksekliğiyle dünyanın en büyük mezar höyüklerinden biri olarak kabul ediliyor.
İçindeki mezar odası, MÖ 740 yılına uzanan, dünyanın en eski ahşap yapılarından biri. Devasa çam ve ardıç kütüklerinden oluşturulan yapı, çivi kullanılmadan yalnızca mühendislik bilgisi ve denge hesabıyla inşa edilmiş.
Kazılar sırasında ortaya çıkarılan bronz kaplar, şölen kalıntıları ve ahşap mobilyalar Frig aristokrasisinin yaşam tarzını da günümüze taşıyan belgeler.

‘Altın dokunuş’un sırrı
"Dokunduğu her şeyi altına çeviren Midas" efsanesine rağmen, mezar odasından tek bir gram altın çıkmamış. Arkeologlar kumaş kalıntılarını incelediklerinde, kıyafetlerin demir oksit (goethite) pigmentiyle parlak bir altın sarısına boyandığını keşfetmişler. Törenlerde güneş ışığında parlayan bu kıyafetler, yüzyıllar içinde “altın dokunuş” efsanesinin ortaya çıkmış olabileceğini gösteriyor.
Ticaret ağlarının merkezi Gordion
Midas’ın ailesine ait olduğu düşünülen bir çocuk mezarında bulunan 3 binden fazla kehribar boncuğun Baltık Denizi kıyılarından geldiğinin anlaşılması, Gordion’un uluslararası ticaret ağlarının merkezlerinden biri olduğunu da ortaya koyuyor.
Afganistan kökenli lapis lazuli taşları da Frigya’nın binlerce kilometrelik ticaret ilişkilerine sahip olduğunu kanıtlıyor.

İskender’in kılıcı ve Gordion Düğümü
MÖ 333 yılında Büyük İskender Gordion’a geldiğinde onu tarihe geçirecek olay da burada yaşanıyor. Çözülmesi imkânsız görülen Gordion Düğümü’nü çözmeye çalışmak yerine kılıcıyla kesen İskender, “Gordion düğümünü kesmek” deyiminin doğmasına da neden oluyor.
Sakarya Meydan Muharebesi
Gordion’dan ayrılıp Polatlı Ovası’na baktığınızda tarihin burada bitmediğini görüyorsunuz. Antik çağın ticaret yollarına hâkim olan bu coğrafya, binlerce yıl sonra, Sakarya Meydan Muharebesi ile bir kez daha tarihin merkezine yerleşiyor.
1921’de Sakarya Meydan Muharebesi sırasında Polatlı, Ankara’nın savunma hattının en kritik noktalarından biri oluyor. Duatepe, Kartaltepe ve Sakarya boyunca uzanan cephelerde verilen mücadele, Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktalarından biri olarak tarihte yerini alıyor. Bir tarafta Midas’ın başkenti, diğer tarafta Cumhuriyet’in kaderini belirleyen savaşın izleri...

Polatlı’yı farklı kılanın da tam olarak bu olduğu yaygın görüş. Aynı gün içinde hem Frig krallarının yürüdüğü sokaklarda dolaşabilir hem de Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır” emrinin hayat bulduğu cepheleri görebilirsiniz. Bu yüzden Polatlı yalnızca bir ilçe değil; Midas’tan Atatürk’e, efsanelerden Cumhuriyet’e uzanan Anadolu tarihinin yaşayan hafızası olarak da önemli merkez.




