2 buçuk yıllık sıkıntılı pandemi döneminin ardından uluslararası enerji piyasalarının allak bullak olmasının tetiklediği süreçte, ekonomide bazı yanlış uygulamalarla paramız değer yitirince, devletin...

2 buçuk yıllık sıkıntılı pandemi döneminin ardından uluslararası enerji piyasalarının allak bullak olmasının tetiklediği süreçte, ekonomide bazı yanlış uygulamalarla paramız değer yitirince, devletin de ailelerin de bütçe hesapları alt üst oldu. Yurttaşlar artan gıda fiyatları ve kabaran faturalar karşısında bunalırken, sığınmacı sayısı misafirperver Anadolu insanımızın tahammül sınırlarını zorlayacak boyutlara ulaştı. Yurdum insanı, evine ekmek götürmek, en ucuz ürünü almak için oradan oraya koşuşturup saatlerce kuyrukta beklerken, Avrupa kapılarından atılan milyonlarca Suriyeli, Afgan, Afrikalı göçmeninin karnını doyurulup, sırtının pek olması için seferber olunmasına itirazların yükselmesi son derece doğaldır. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ arasındaki polemikle ülke gündeminin ilk sırasına oturan mülteci konusu, aslında son dönemde yurttaşlarımızı ekonomik ve çalışma hayatı boyutlarıyla olduğu kadar, toplumsal barışı da olumsuz etkilemeye başlamıştı. Ülkelerindeki savaşlar, siyasal ve ekonomik nedenlerden dolayı, ülkemize gelen mülteci, göçmen ya da sığınmacı sayısı artık milyonlarla ifade edilir oldu. Göç konusunda yetkin tarihçi Yusuf Halaçoğlu’nun ifade ettiği gibi, “adına sığınmacı veya geçici koruma deyin fark etmez, bunlar ülkelerine gönderilmezse, Türkiye başına büyük bir belâ alıyor, yarın çok geç olacak.” Gelinen noktada, bu göçmenlerin ülkelerine gönderilmesinin artık insani bir konu olmaktan çıktı, bu sancılı konu ülkemiz insanının kendi ekmeğinden feragat etme boyutlarına ulaştı. Geçtiğimiz ay "gönüllü ve onurlu geri dönüş" vurgusu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, son olarak ilk kez rakam vererek, “1 milyon Suriyeli kardeşimizin dönüşünü sağlayacak bir projeyi hayata geçireceğiz” dedi. Muhalefet ise, Erdoğan’ın, “Ana muhalefet, biz seçimi kazandığımızda mültecileri ülkelerine göndereceğiz diyor, biz göndermeyeceğiz” sözlerine dikkat çekip, mültecileri nasıl göndereceklerini açıkladı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Suriyelileri geri gönderme planını 4 maddeyle açıkladı. Mültecilerin kendi ülkelerine dönmeleri için can ve mal güvenliklerinin sağlanması gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, Şam yönetimiyle temasa geçip sözleşeme yapılacağını, ancak bu sözleşmenin sadece Ankara ile Şam arasında sınırlı kalmayacağını, Birleşmiş Milletler’ in de devreye girmesinin sağlanacağına vurgu yaptı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise, “9 bin 700 ev devam ediyor. 10 bin eve başlıyoruz. Recep Tayyip Erdoğan talimat verdi, yılsonuna kadar 100 bin evi Allah’ın izniyle bitireceğiz” diyerek mülteci tartışmasına katıldı. Hayat pahalılığı, elektrik ve doğalgazdaki fahiş artışlar, akaryakıtta son bir yılda yüzde 240’lık artış, terörle mücadele, ekonomik sorunlar, işsizlik, istihdam, EYT’liler, kadın cinayetleri gibi çözüm bekleyen onlarca sorun varken, mültecilerin barınma-yiyecek-içecek ve giyecek problemlerine odaklanılması toplumun önemli bir kesimi için hayli can sıkıcı bir durum. Ülkede hissedilir biçimde rahatsızlık yaratmaya başlayan mülteci konusunun en kısa sürede barışçıl biçimde, sınır dışı uygulamasının uluslararası sözleşmelere ve insan haklarına uygun olarak, Türkiye gibi büyük bir devlete yakışacak biçimde tüm sığınmacıların güven içinde ülkelerine dönmelerinin sağlanmasıyla noktalanmasını ümit ediyoruz. *** STAGFLASYON RİSKİ 1 trilyondan dolardan fazla varlığıyla dünyanın en büyüğü olan Norveç Varlık Fonu'nun CEO'su Nicolai Tangen, önümüzdeki dönem piyasalar için en büyük riskin, “yüksek enflasyon içinde durgunluk” anlamına gelen stagflasyon olduğunu açıkladı. Dünya genelinde yükselişte olan enflasyonun, Ukrayna'daki çatışmayla birlikte daha da arttığına dikkat çeken Tangen, yaşanan krizin kaosa dönüşebileceği uyarısında bulundu. Ülkeleri bekleyen bu kötü durum karşısında güvenli bir ada bulmanın zorluğuna dikkat çeken ünlü CEO, yenilebilir enerji yatırımlarının yabancı hisse senedi, tahvil ve gayrimenkul gibi yatırımlardan çok daha isabetli olabileceğini düşünüyor. Süper güçler arasındaki çekişme uluslar arası barışı tehdit edecek boyuta varınca, ABD Merkez Bankasını yıllardır görülmedik biçimde peş peşe politika faizini arttırmaya zorlayıp, önümüzdeki iki toplantı için de 75 baz puanlık artış seçeneklerini gündemine alması sorunun boyutları hakkında bilgi veriyor. Keza Avrupa Merkez Bankası’nın geçen ay yüzde 7,5 ile rekor seviyeye ulaşan enflasyonu kontrol altına almak için faizleri yükseltmeyi gündemine alması sıkıntının büyüklüğünü gözler önüne seriyor. Gelecek dönemde gerek ABD, gerekse Avrupa Birliği ülkelerinin önündeki en büyük tehdit ekonomik yavaşlama. Bakalım kapıdaki bu tehdidi ülkemiz nasıl göğüsleyecek. *** 3 FİDAN 6 Mayıs 1972, bundan yarım yüzyıl önce üç fidan idam edildi… Dev Genç geleneğinden gelen 68 kuşağının devrimci gençlik önderi 3 genç insanı, Deniz GEZMİŞ, Yusuf ASLAN ve Hüseyin İNAN hiç bir insanı öldürmeden, banka soyma, adam kaçırma gibi kriminal suçlar işledikleri için, adi suçtan yargılanmak yerine, TCK 146’ya 1 maddesinden idam edildi; “Türkiye Cumhuriyeti Teşkilatı Esasiye Kanununun tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan Büyük Millet Meclisini iskata veya vazifesini yapmaktan men'e cebren teşebbüs edenler, idam cezasına mahkum olur.” Bu gençlere katil yaftalaması yapıldı, ellerinde topları, tankları, uçakları, orduları olmayan “Gezmişler’e” devleti yıkmaya kalkan eli kanlı terörist muamelesi yapıldı, oysaki hayallerinde tam bağımsız bir Türkiye vardı! 3 gencin idam kararına el kaldıranları nasıl kınıyorsak, 27 Mayıs sonrası 1961’de Yassıada mahkemelerinde yargılanarak idam edilen, Başbakan, Dışişleri Bakanı ve Maliye bakanının ve 12 Eylül sonrası askeri mahkemelerin idam kararlarını da aynı şekilde kınıyoruz. Tüm bu politik idamların ülkemize nelere mal olduğunu iyi görmeliyiz. *** AVRUPA BİRLİĞİ’NDE KOKAİN PANİĞİ Avrupa Birliği'nin yayımladığı bir raporda, Avrupa'da uyuşturucu pazarının yükselişe geçtiğini, 2020 yılında 10 milyar Avroluk kokain tüketildiği açıklandı. Avrupa Birliği Polis Teşkilatı Europol ve birliğe bağlı Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi’nin raporuna göre, AB ülkeleri, Norveç ve Türkiye’de ele geçirilen toplam kokain miktarının 200 tondan fazla olduğu belirtilerek, uluslararası kriminal grupların yakın iş birliğinin giderek arttığına dikkat çekiliyor. Raporda Birlik üyesi ülkelerde yaşları 15 ile 65 arasında değişen 14 milyon kişinin kokain denediğinin altı çiziliyor. Çoğunluğu Kolombiya, Bolivya ve Peru’da üretilen kokainin yanı sıra, en yaygın kullanılan sentetik uyarıcı ilacı olan metamfetaminin için ise, “giderek büyüyen bir tehlike” yorumu yapılıyor. Ölüme kadar varan riskler içeren uyuşturucu belasından yurdumuzu, gençliğimizi korumak için başta ebeveynler olmak üzere hemen hepimizin çok dikkatli olması, kolluk kuvvetlerine destek olması gerekiyor.