Gaarder’in içinde yer aldığı hayvansever gönüllülerden oluşan grup, Almanya’daki bir partner kuruluşla işbirliği yaparak geçen yıl yaklaşık 100 kadar köpeğin yeni ailelere kavuşmasını sağladı. Şimdilik yalnızca Almanya’ya sahiplendirme yaptıklarını söyleyen Gaarder, sahiplendirme ve ithalat süreçlerine uygun şekilde çalışan, gönüllülük temelli, resmi bir ortak kuruluş ile ilerlediklerini anlattı. Gaarder, bu kuruluşun web sitesi ve Instagram hesabı bulunduğunu, köpekler için Almanya’da yuva aradıklarını ve kendilerinin de Almanya’daki ailelere ulaşmak için videoları Almanca hazırladıklarını söyledi.
Fotoğraf: Lena Tschuikow
Gönüllüler ve barınak birlikte çalışıyor
Almanya’ya sahiplendirme sürecinde iş bölümü yaptıklarını söyleyen Gaarder, “Arkadaşım, hayvansever ve profesyonel fotoğrafçı Lena Tschuikow ile köpeklerin fotoğraf ve videolarını çekiyoruz. Ayrıca köpeklere dair izlenimlerimizi yazıya döküyoruz. Birlikte çalıştığımız Patileri Uluslararası Koruma Kurtarma ve Yaşatma Derneği (PUKKY) barınağının sahibi Ebru Ülger de sağlık sertifikaları, aşılar, veteriner kontrolleri ve gerekli evrakları organize ediyor” dedi.
“İyi aile köpeğini” ayırt etmek
Ebru Ülger’in yaklaşık altı yıldır yurt dışına sahiplendirme yaptığını aktaran Gaarder, “Ebru gerekli belge ve prosedürler konusunda ciddi bir uzmanlık sahibi. Sahibi olduğu barınakta yaklaşık 300 köpekten sorumlu. Ama bu köpeklerin hepsi Avrupa’ya gitmeye uygun değil. Sahiplendirilecek köpeğin seçiminde daha önce aile yaşamı görüp görmediğine, tasma, yürüyüş, sevilme gibi durumlara tepkisine bakıyoruz” dedi. Gaarder, sokak köpeklerinin de Almanya’da “iyi hayatı” görür görmez hızla uyum sağlayabildiğini belirtti.
Fotoğraf: Lena Tschuikow
“Adım adım sahiplendirme”
Almanya’ya sahiplendirme sürecini de anlatan Gaarder, “Ebru sokakta ya da başka bir barınakta bir köpek buluyor. Daha sonra barınağa hastalık taşınmaması için hayvan önce sağlık kontrolünden geçiyor. Ardından aşı, mikroçip ve bazı testler yapılıyor” dedi.
Kuduz bağışıklık düzeyini ölçen “titer testi” yapıldığını belirten Gaarder, “Avrupa Birliği ve Almanya otoritelerinin sonucu kabul etmesi için yaklaşık üç aylık bir bekleme süreci var. Evraklar tamamlandıktan sonra gümrük ya da tarım birimlerinde işlemler yapılıyor. Köpek tek başına seyahat edemiyor. Yeni sahibi ya da bir refakatçi köpekle seyahat etmeyi kabul etmeli. Köpeğin seyahat ücreti ödeniyor, taşıma kafesine yerleştiriliyor ve Almanya’daki yeni hayatına gidiyor” dedi.
Süreçte yaptığı katkıları “tanıtım çalışması, fotoğraf, video, köpeğin yabancılarla davranışını gözlemek” sözleriyle anlatan Gaarder, barınak ziyaretlerinde köpeklerle oyun oynadıklarını, tüy dökme döneminde ise taradıklarını söyledi. “Bazen sadece ziyaretçi görmekten bile çok mutlu oluyorlar” dedi.
Yedi yavrunun, üçü Almanya’da
Yakın zamanda bir anne köpeğin bir Türk hayvan gönüllüsü tarafından sokakta bulunduğunu söyleyen Gaarder, “Köpek kanişe benzeyen ‘cins’ bir köpek. Hasta ve hamile olduğu için Ankara’da destek bulunarak korumaya alındı. Bu süreçte yedi yavru dünyaya geldi. Üç yavruyu Türkiye’de, üç yavruyu da Almanya’da sahiplendirdik. Şu anda Almanya’da yaşıyorlar. Bir yavru ise hâlâ Türkiye’de ve sahiplenilmeyi bekliyor,” dedi.
Fotoğraf: Lena Tschuikow
Kendisi de köpek sahiplendi
Ankara’ya yerleştikten sonra kendisinin de bir köpek sahiplendiğini anlatan Gaarder, “Bir köpeğimiz olmasını özledik, ben de bir köpek aramaya başladım. Bir canı kurtarmak ve kurtarılmış bir köpeği sahiplenmek istedim. Önce Kastamonu sokaklarından kurtarılan bir yavruyu sahiplendim. Adı da Kobi. Yaklaşık altı ay sonra Kobi’nin kardeşi Ragu’nun da Ankara’da onu sahiplenen ailesi tarafından terk edildiğini duydum. Ragu’yu da geçici olarak yanıma aldım. Şimdi iki köpeğim var” dedi. Gaarder, Ragu’ya yeni bir aile bulmaya çalıştıklarını da söyledi.
Avrupalı hayvansever ve kurumlara mesaj
Almanya ile çalışma hikayesinin kişisel bağlantıları sayesinde tesadüfen başladığını söyleyen Gaarder, “Ama prensipte başka Avrupa ülkelerine de köpek göndermenin önünde bir engel yok. Yeter ki karşı tarafta iyi ve güvenilir bir kuruluş bulalım. Belçika, Fransa ya da Avusturya’ya göndermek de Almanya kadar kolay olur” dedi.
Avrupa’da yeni bağlantılar kurmaya da açık olduklarını vurgulayan Gaarder, Türkiye’de köpekler için durumun “çok ağır” olduğunu söyleyerek “İnsanlar bize ulaşıp ipucu versinler. Gördükleri bir web sitesini ya da bildikleri bir Instagram hesabını söylesinler. Böylece biz de çalışıp Avrupa’da daha fazla hayvanseverle bağlantı kuralım” çağrısında bulundu.
“Sokak köpekleri tartışması”
Türkiye’de sokak köpekleriyle ilgili süren tartışmayı “iki ucu keskin bir kılıç” olarak tanımlayan Gaarder, “Köpeklerden korkan, çocuklarının saldırıya uğramasından endişe eden insanları anlıyorum. Köpek sürüleri tehlikeli görünebiliyor. Öte yandan bazı köpekler de parkların ve mahallelerin, ‘toplumun parçası’ haline geldi. İnsanların selamlaşıp sevdiği bu köpeklerin birden kaybolması tepki yaratıyor. Bu konuda daha dengeli bir yaklaşım olmasını isterim. İnsanlarla konuşmadan hayvanları toplamak yerine sahadaki duruma daha dikkatli bakılsın” dedi.
“Çözüm kısırlaştırma”
Türkiye’ye dışarıdan gelen biri olarak sokak hayvanlarının şehir yaşamının bu kadar büyük parçası olmasını “çok özel” bulan Gaarder, “Köpek korkusu yaşayanlar için bunun ciddi stres yarattığını düşünüyorum. Ben de yürürken köpek sürülerinin saldırısına uğradım. Bazı köpeklerin toplanıp koruma altına alınmasına bir yandan minnettarım, ama diğer yandan iyi bakılmalarını istiyorum, çünkü birçoğunun acı çektiğini biliyorum. Bilime göre çözüm, hayvanları toplamak yerine kısırlaştırma programlarıdır” dedi.
Fotoğraf: Lena Tschuikow
“Her şeye katlanırsın”
Çözümün bir parçası olarak sorumlu sahiplenmeyi işaret eden Gaarder, “Bir köpek alırsan, onu ömür boyu alırsın. Köpeğin daha iyi bir yuva bulacağını garanti edemiyorsan sokağa bırakamazsın. Kısırlaştırılmazsa çoğalır. Terk etmek büyük acılar yaşatıyor” dedi.
“Dört ayaklı bir dostu hayatına aldığında her şeye katlanırsın. Tuvalet, kemirme, uluma, havlama, eğitmen, veteriner, bunların hepsi büyük bir sorumluluk. 15 yıl bir çocuk sahibi olmak gibi. Sırf eğlence olsun diye köpek sahibi olmak doğru değil” diyen Gaarder, “Gerçekten bir köpek istiyorsanız önce barınaklara bakın. Yeni bir yuva bekleyen çok güzel canlar var” dedi.
Fotoğraf: Lena Tschuikow
Köpek sahipleneceklere mesaj
Köpek sahiplenmek ya da hayvanlara yardım etmek isteyenlere seslenen Gaarder, “Türkiye’de hem kırsalda hem şehirlerde terk edilen, aç kalan çok sayıda hayvan gördüm ve ‘Nasıl yardım edebilirim?’ sorusunu kendime sordum. Yardım etmenin en kolay yolu, bu köpekleri sahiplenmek. Cins olmak zorunda da değil” dedi.
Gaarder, “Etrafınıza bakınca kurtarabileceğiniz bir can bulabilirsiniz” sözleriyle insanlara köpek sahiplenme çağrısı yaptı.



