Fransa'nın başkenti Paris, tarihinin en geniş kapsamlı ve heyecan uyandırıcı arkeolojik operasyonlarından birine sahne oluyor. Kulesinin yıkılmasına yol açan 2019 yılındaki büyük yangının ardından restorasyon sürecinden geçen Notre Dame Katedrali, 2024 yılının sonlarında yeniden ziyarete açılmıştı. Katedralin açılışının ardından Paris Belediyesi, şu anda ağaçsız ve boş olan meydanı küresel ısınmanın getirdiği sıcak yaz aylarına uyum sağlama stratejisinin bir parçası olarak gölgelikli, 160 ağaçlık bir yeşil alana dönüştürmek için kentsel yenileme projesi başlattı.
Ancak tarihle iç içe olan bu şehirde, paha biçilemez tarihi mirasın zarar görmesini önlemek amacıyla, altındaki her şey titizlikle kazılmadan toprağa dokunulmasına izin verilmiyor. Bu doğrultuda Notre Dame meydanının bir bölümü aktif bir kazı alanına dönüştürüldü. Bariyerlerle çevrili ve üzerinde ahşap bir yürüyüş yolu bulunan açık çukur, katedrali ziyaret etmek için sıra bekleyen turist kuyruklarının hemen yanında bir zaman tüneli görevi görüyor. Paris arkeoloji biriminde görevli konservatör Lucie Altenburg, Paris'in tarihine somut bir katkı sağlayacak bu çalışmanın kendileri için nadir bir fırsat olduğunu belirtti.
İlk tarihi izlerin yüzeyin sadece 50 santimetre altında başladığını belirten uzmanlar, şu an dört metre derinlikte tarihin izlerini sürmeye devam ediyor. Çalışmaların yoğunluğuna göre, yer altından çıkarılan ve onlarca yıldır bozulmadan kalan buluntularla bazı günler 15 kadar kasayı dolduracak sayıyı buluyor.
Kazı başkanı Camille Colonna, katedralin inşasına başlandığı 1163 yılında tüm meydanın Orta Çağ evleriyle dolu olduğunu ve ortasından tek bir caddenin geçtiğini ifade etti. Ekip derine indikçe, bu Orta Çağ evlerinin mahzenlerini ortaya çıkardı. Bu katmanın altında 6. ila 10. yüzyıllara ait Merovenj ve Karolenj dönemlerinden kalma tahıl kuyuları bulunurken, daha da derinde 4. ve 5. yüzyıllara ait yoğun bir Roma yerleşimi tespit edildi. Toplamda 20 yüzyıllık tarih, sadece dört metrelik bir toprak tabakasının içinde üst üste sıralanmış durumda bulunuyor.
Atık kuyularından orta çağ seramikleri bulundu
En zengin ve sağlam buluntulardan bazılarının, Orta Çağ evlerinin altındaki tuvalet ve çöp çukuru olarak kullanılan derin kuyulardan çıkması dikkat çekiyor. Ekip bu kuyulardan, yüzyıllar önce atılmış olmalarına rağmen mucizevi bir şekilde tek parça kalmış sürahi ve fincanların yanı sıra kırık tabaklar ve hayvan kemikleri çıkardı.
Arkeolog Valentine Breloux, bu tür kuyulardaki yumuşak ve organik atıkların yastık görevi görerek seramikleri yüzyıllar boyunca bütün halinde koruduğunu aktardı. Breloux, temizlenen Orta Çağ çömleklerinin iç kısmında kırmızımsı silik yazıların ortaya çıkmaya başladığını ve bu gizemli işaretlerin anlamının henüz uzmanlarca çözülemediğini belirtti.
İmparator Konstantin sikkesi keşfedildi
Kazı alanında ilk başta siyah ve paslanmış metal diskler gibi görünen sikkeler, laboratuvar ortamında X-ışını analiziyle incelendi. Yapılan analizler, sikkelerin üzerinde 300'lü yılların başında hüküm süren Roma İmparatoru Konstantin'in yüzünü ortaya çıkardı. Konservatör Lucie Altenburg, bu tür takvimsel eserlerin yer altı katmanlarının kronolojik tarihini kesin olarak belirlemede paha biçilemez bir veri sunduğunu vurguladı.
Arkeologlar için en derin, en eski ve en az anlaşılan dönemi temsil eden Roma buluntuları kazıda ayrı bir önem taşıyor. Antik Roma döneminde "Lutetia" olarak bilinen yerleşimin ana merkezi aslında nehrin karşı yakasındaki Sol Yaka'da yer alıyordu.
Ancak Roma İmparatorluğu gerilerken halk, güvenlik gerekçesiyle gelecekte Notre Dame'ın yükseleceği Ile de la Cite adasına çekildi ve adayı eski yapılardan alınan taşlarla güçlendirdi. Kazı başkanı Colonna'nın ekibi, bu tarihi taşınma ve malzemelerin yeniden kullanımının somut bir kanıtı olarak, çok daha büyük bir binaya ait olduğu açıkça anlaşılan bir Roma kapı eşiğinin ters çevrilerek yol yapımında kaldırım taşı olarak döşendiğini saptadı.
Katedralin çevresi iklim değişikliğine uygun düzenlenecek
Ortaya çıkarılan her eser, Paris'in adeta tarih deposu olan şehir arkeoloji merkezine titizlikle taşınıyor. Fransa'da kazıların genellikle sadece yeni bir ticari inşaat öncesinde yasal zorunlulukla yapıldığını hatırlatan Lucie Altenburg, bu kazının tamamen Paris Belediyesi'nin bölgeyi güzelleştirme ve çevre düzenlemesi kararı sayesinde gerçekleştiğini ifade etti.
2028 yılına kadar büyük ölçüde tamamlanması beklenen katedralin yeni meydanı, 160 yeni ağacın yer alacağı bir ormanlık alan ve yazın taşları soğutmak için tasarlanmış ince bir su tabakası içerecek şekilde projelendirildi. Ayrıca yer altı otoparkının Seine Nehri'ne bakan modern bir ziyaretçi merkezi olarak yeniden açılması hedefleniyor. Kazı ekibi ise meydan tamamen kapatılmadan önce Romalıların da öncesine, şehre ilk adını veren Gallere kadar ulaşmak için daha derin katmanlara inmeyi amaçlıyor.



